Başbakan gerçekleri tersyüz etmede, demagoji yapmada, yalan söylemede ustalaşmış. Eskiden yalan söyleyenlerin tek ayaklarını kaldırarak yalan söylediği rivayet edilirdi. Herhalde Başbakan günün yarısını tek ayağını kaldırarak yaşıyor.
Cezaevinde olan gazetecilerin çoğunluğunun Kongra Gel, PKK ve KCK ile ilişkili olduğunu vaaz etmiş. Sadece 6’sının sarı basın kartlı olduğunu da söylemeyi ihmal etmemiş. Kimi mizampajcı, kimi montajcı, kimi programcı, kimi şu, kimi bu diye gazeteci olmadıklarına kanıt sıralamış. Tüm bu sıralamalar zaten Başbakan’ın hangi kafada olduğunu gösteriyor. Sanki tutuklananlar gazeteci olduğu iddiasıyla tutuklandı diyen varmış gibi! Kuşkusuz muhalif gazeteci oldukları için tutuklanıyorlar. Ama bu iddiayla tutuklanmıyorlar. Ya terör örgütünün propagandasını yaptıkları için ya da terör örgütünün basın kolu diye tutuklanıyorlar. Bu operasyon olduğunda KCK’nin basın kolu tutuklandı denilerek propaganda yapılmadı mı? Böyle propaganda yapılması için polis tarafından kendilerine bu haberler servis edilmedi mi? Fırat Haber Ajansı ve Roj TV nasıl haber verilmesi gerektiğinin polis tarafından servis edildiğini açığa çıkarmadı mı?
Bir gazete sadece makale yazmakla çıkmıyor. Muhabirinden haberleri bilgisayarda düzenleyen, manşeti atana kadar birçok farklı iş yapanın sonucu gazete okuruyla buluşuyor. Bunların hepsi basın çalışanıdır. Bir TV sadece panelde konuşanlarla TV olmuyor. Kameramanından spikerine rejisinden montajcısına kadar birçok iş bölümü sonucu TV izleyicisi ile buluşuyor. Dolayısıyla gazete ve TV sadece bir iş yapanla okuyucusu ve izleyicisiyle buluşmuyor. Başbakan bu konuda da her zaman yaptığı gibi tüccar kurnazlığıyla toplumu manipüle etmeye çalışıyor.
Başbakan, sen onların hepsini gazeteden, ajanstan, dergiden aldın. Ya da aldıklarının hepsi buralarda çalışıyordu. Sen özgür basını çökertmek ve tek sesli bir basın yaratmak için bunları tutuklattın. Kürt halkının sesi kısılsın, Kürtler de sadece senin söylediklerini dinlesin diye bunları tutukladın. Zaten terör örgütünün propagandasını yapıyorlar diye tutuklanmışlardı. İçişleri bakanı kimi şiir yazarak, kimi resim çizerek teröre hizmet ediyorlar demiyor muydu? Size göre bunlar da gazetecilik yaparak terör örgütüne hizmet etmişlerdir.
Tutuklananların hepsi gazetecidir. Ama sadece bir örnek verelim. Kenan Kırkkaya Ankara’da ne yapıyordu? Sürekli Ankara gündemini, meclis gündemini ve siyasi gündemi gazete ve televizyonlara ulaştıran bir gazeteciydi. Belki de yirmi dört saati devlet kontrolündeydi. Bu hangi gazetecilik dışı faaliyetten tutuklandı. Herhalde Roj TV’ye de zaman zaman Ankara gündemini aktardığı için! Bu gazeteci neden tutuklandıysa tüm diğerleri de aynı anlayışla tutuklanmıştır. Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu hangi anlayışla tutuklandıysa tüm gazetecilerde o zihniyetle tutuklanmıştır. İktidarlar muhaliflerine her zaman bir kulp bulmamışlar mıdır? Bir zamanlar Erdoğan’ın geldiği gelenekten olanlar da İrtica ile suçlanmıyor muydu? Başbakan, yalanı bırak! Bizim düşüncelerimiz hakim olsun diye bizim düşüncelerimizi toplumda teşhir eden ve yalanlarımızı açığa çıkaranları tutukladık dersen daha doğru davranmış olursun. Ama sizde o dürüstlük nerede!  Gazetecilere nasıl yaklaştığınız birçok gazetecinin çalıştıkları televizyon ve gazeteden atılmasından belli değil midir? Önceleri siyasal İslamcılara yapılan baskılara karşı çıkan, bu nedenle el üstünde tutulan Nuray Mert’e hükümeti biraz eleştirdiği için neler yapılmadı? Nuray Mert’e saldırı yapılması için bizzat bazı kadın gazeteciler kullanılmadı mı? Nuray Mert’e bunları yapanlar Kürt gazetecilere neler yapmaz ki! Bu nedenle boş konuşuyorsun Başbakan! Artık bu konuşmalarına kimse inanmıyor. 
Şimdi Halkların Demokratik Kongresini hedef almışlar. KCK terör örgütüdür, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) de böyledir propagandası yapıyorlar. Gazetecileri tutuklayan, avukatları tutuklayan, siyasetçileri, belediye başkanlarını tutuklayan zihniyet ve odaklara yine harekete geçmiştir. Bugün gazetesi polis istihbaratıyla iç içe çalışıyor. Taraf gazetesinin, Zaman gazetesinin polis istihbaratıyla iç içe çalıştığı gibi. Bugün gazetesi, Bugün ve Kanal Türk televizyonu ve polis muhabiri Adil Yavuz Aslan’a bu yönlü propaganda yapmaları söylenmiş, onlar da bunu yerine getiriyorlar.
HDK için yapılan haberin amacı Türkiyeli demokrasi güçleriyle Kürt halkının ortak demokrasi mücadele vermesini engellenmektir. Kürtlerin özgürlük mücadelesini yalnızlaştırıp ezme projesinin bir parçası olarak bu tür bir yönelimi başlatmışlardır. HDK için KCK gibi bir tutuklama kampanyası başlatmaları zordur. Belki bazı kişilere yönelik bu yönlü bir saldırı da olabilir. Ama esas olarak böyle bir tehdit yapılarak HDK bileşenlerini ürkütmek ve Kürt halkıyla birlikte demokrasi mücadelesi verme platformundan geri çekilmelerini sağlamak hedefleniyor. Türkiye’de kimi muhaliflere demokrasi imajı için izin verilse de Kürt sorunu konusunda tüm muhalif güçler bastırılmak isteniyor. Bu açıdan Kürtler için uygulananın dört dörtlük faşizm olduğunu söylüyoruz.
28 Şubat dönemindeki gazeteciler yargılanacakmış; bu dönemdeki basın 28 Şubat dönemindeki basından daha fazla demokrasi düşmanı ve tam anlamıyla hükümet, polis istihbaratı ve MİT tarafından yönlendiriliyor. Bunları kim yargılayacak? Bu konuyu da sonraki makalemizde yazmaya çalışacağız.