Cumhurbaşkanı seçildikten sonra sermayeye “Sizler bir iş adamı gibi bu ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Benim derdim ne biliyor musunuz? Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye’de öyle yönetilebilmelidir” diyen Tayyip Erdoğan bu hedefine ulaşmak için ciddi yapısal değişikliklere gidiyor. Bu yöndeki en ciddi yapılanma da hiç şüphesiz Türkiye Varlık Fonu (TVF)’nin  kurulması oldu. Erdoğan TVF ile özelleştirmelerde parlamentoyu devre dışı bıraktı. Bugün peş peşe TVF’ye devredilen kamu kaynaklarının kısa süre sonra bir sosyal devlet duyarlılığı ile değil bir anonim şirket mantığı ile satılacağı muhakkak. Denetim dışı bu satışlardan kamu kaynaklarının kimlere servet olarak aktarılacağı ise malum. 

Varlık fonu uygulaması elbette bir çok ülkede de kullanılan bir yöntem. Yalnız bu fonun oluşması için söz konusu ekonomilerin üretime dayalı bütçe fazlası oluşturması gerekir. Yani ülkenin yeraltı yerüstü kaynaklarından elde ettiği gelirden bütçeye birikim oluşacak ki kurulacak bir varlık fonu ile bu para refahın artırılması için kullanılsın. Burada kullanılan “Varlık” işte tam da bunu kast ediyor.

Oysa aynı durumu Türk ekonomisi için söylemek mümkün değil. Türkiye petrol ve doğal gaz gibi bu konuda temel teşkil eden tüm ürünleri dışarıdan alıyor. Bırakın bütçesinin fazla vermesini sürekli büyüyen bir cari açıkla kırılgan ekonomilerin ilk sıralarında yer alıyor. Yani Türk ekonomisi uzun yıllardır dışarıya sattığı maldan daha fazlasını dışarıdan mal alıyor. Bu yüzden de ekonomisi bir varlık gösteremiyor.

Ancak Pazar günü yayınlanan bir bakanlar kurulu kararı ile hisseleri hazinede bulunan Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO, PTT, BIST, TÜRKSAT, Türk Telekom’un Hazine’ye ait yüzde 6,68’lik kısmı ve Eti Maden ile Çaykur’un Genel Müdürlükleri TVF’na devredildi. Yani varlık gösteremeyen ekonominin enstrümanlarıyla “varlık” fonu oluşturuluyor.

Yine aynı kararla, mülkiyeti hazineye ait; Antalya, Aydın, Isparta, İstanbul, İzmir, Kayseri ve Muğla kentlerindeki toplam 2 milyon 229 bin 834 metrekare taşınmazın tahsisi kaldırıldı ve Türkiye Varlık Fonu’na devredildi. Böyle ce Erdoğan iktidarının en arsız sermaye gücü inşaat sektörü için yeni bir rant kaynağı daha yaratıldı.

Bu arada aynı kararda Savunma Sanayii Destekleme Fonu’ndan (SSDF) 3 milyar TL TVF’ye aktarıldı. Kararda üç ay sonra geri ödemesi öngörülen paranın nasıl ödeneceğine ilişkin bir izahat bulunmuyor. Henüz bir gelir oluşturmayan TVF’nin 3 milyar TL’yi üç ay sonra geri ödeyebilmesi için elinde bulundurduğu kamu kaynaklarını satmasının dışında bir yol görünmüyor. Bu nedenle TVF’nin en geç mayıs ayına kadar ciddi bir takım kalemleri satışa çıkarması beklenebilir. Bu satışlarla oluşacak rantın kimlere dağıtılacağı ise denetlenemeyecek.

Kısa bir süre önce de devlet eli ile işletilen Milli Piyango gibi talih oyunları da TVF’na devredlimişti.

Yazı kaleme alındığı saatlerde ajanslara düşen bir habere göre, “THY ve Halkbank’ın da Başbakanlık Özelleştirme İdaresi’nin sahip olduğu paylarının özelleştirme kapsam ve programından çıkartılarak TVF’ye devredileceği açıklandı. THY’nin yüzde 49.12’si ile Halkbank’ın yüzde 51.11’i Varlık Fonu’na devredilecek.”

Kamuya ait tüm bu malların hazineden alınarak Sayıştay denetimine kapalı TVF’na devredilmesi en hafif tabiri ile saraya bağlı paralel bir hazine oluşturma çabasıdır. Kısa süre sonra bankacılık sektörüne de sıçraması muhtemel devirlerin Erdoğan’ın başkan seçilmesi durumunda parlamento denetimi dışında kenedi kontrolünde devasa bir bütçeye sahip olmasına olanak sağlıyor. 

Ayrıca son bakanlar kurulu kararı ile TVF’na devredilen şirketlerin faaliyet alanlarına bakıldığında Erdoğan ailesinin fertlerinin de aynı sektörlerde olduğu dikkatlerden kaçmıyor. Özellikle DAİŞ petrollerinin satışında Barzani ailesi ile ortaklığı olduğu bilinen Erdoğan ailesinin BOTAŞ ve TPAO’ya olan ilgisi unutulmamalı. 

Kuruluş sermayesi Özelleştirme İdaresi’nden karşılanan TVF’nun başına saraya yakın isimlerden özelleştirme idaresi başkanı Mehmet Bostan getirilirken Erdoğan’ın ekonomi baş danışmanı Yiğit Bulut da TVF’nin yönetim kurulu üyeliğine getirildi. Erdoğan’ın talimatı ile kurulan TVF mali denetime kapalı sarayın denetimindeki şirket bütçesi olmaya namzet.