TC ile kurulan ilişki Başûr’a zararlı

Meral ÇİÇEK yazdı —

15 Aralık 2020 Salı - 22:55

  • Başûr, TC’nin bir parçası değil. Irak devlet sınırları içerisindedir. Dolayısıyla öncelik Ankara ile iyi ilişkilerden ziyade Bağdat ile ilişkinin demokratik temelde yeniden inşası olmalı. Ancak Başûr’un statüsünü güvence altına alacak olan budur. Öbür türlüsü Kürtlere kazandırmaz, ancak kaybettirir. 

Başûr yönetiminin günümüzde yaşadığı en temel krizlerden biri olan Bağdat ile bütçe sorunu, TC ile kurulan ilişkiden bağımsız değil. Tersine, Hewlêr’in Ankara ile geliştirdiği ilişki Irak hükümetiyle sorunlarını derinleştirmiştir.

Şunu başta vurgulamakta yarar vardır: Merkezi Irak hükümeti ile Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişki hiçbir zaman demokratik bir temele oturtulmadı. 2007’de, ABD’nin arabuluculuğunda Başûr ile Irak arasında sağlanan anlaşma, petrol ve gaz satışlarının Bağdat’ın denetiminde yapılmasını, sağlanan bütün gelirlerin buraya aktarılmasını ve Kürtlere sabit olarak yüzde 17’lik bütçenin ödenmesini öngörüyor. Merkezi devleti esas alan bu anlaşma demokratik mi? Değil, çünkü Kürdistan’ın sahip olduğu yeraltı kaynaklar üzerindeki kontrolü Irak’a veriyor. (Güneydeki Basra vilayetinin petrol ve doğalgaz zengini olmasına rağmen en fazla altyapı, yoksulluk ve işsizlik sorunu çeken vilayet olması da bununla bağlantılı.)

Peki bu problemi aşmanın yolu, parçası olunan Irak’a rağmen TC ile bağımsız petrol ticareti geliştirmek mi? Bunun böyle olmadığını gördük, görüyoruz. Zira Bağdat bu gerekçeyle 2014 yılında Kürdistan Bölgesinin yüzde 17’lik bütçesini ödemeyi kesti. Üstüne DAİŞ’in Haziran ayında Musul’da hilafetini ilan etmesiyle petrol fiyatlarının 112 dolardan 62 dolara düşmesi gelince Başûr kendini mali krizin ortasında buluverdi. TC ile ticaret lehine Irak ile anlaşmayı bozan Hewlêr, böylece 1.2 milyon kişinin maaşını ödeyemez oldu. Zira bu adımla hem Bağdat’ın eline koz vermiş oldu hem de kendini tamamen petrol gelirlerine bağımlı hale getirdi.

TC ve Bağdat, Başûr’da silahlı direnişin başlatıldığı 1961 yılından itibaren on yıllarca Kürtlere karşı ortak hareket etti. Türkiye’nin bu tutumu, 1980’lerin ortasında KDP ile geliştirdiği PKK karşıtı ilişkiye rağmen sürdü. Öyle ki TC, hem 1984’te Saddam üzerinde baskı kurup YNK ile sağlanan anlaşmadan özerkliğin çıkarılmasını sağladı hem de 2005 Irak anayasasında Başûr’un özerk statüsünün tanınmaması için çok uğraştı.

Peki sonraki süreçte Erdoğan’ın ilk Türk başbakanı olarak Başûr’a gelmesini ve Cumhurbaşkanı olarak Barzanileri Ankara’da ağırlaması, TC açısından bir paradigma değişikliği anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Bundan ziyade, özellikle 2007 yılı itibariyle TC’nin Başûr’a (özellikle de KDP’ye) yaklaşımında jeopolitik gelişmelerin ve AKP’nin bölgeye dönük hesaplarının belirleyici rol oynadığını görmek gerekiyor. Aralık 2007’de ABD’nin güçlerini Irak’tan çekmeye başlaması TC açısından hem PKK’yi tasfiye planları hem de bölgede güç olma arayışı bağlamında büyük fırsatlar beraberinde getirdi. Bu temelde yılın sonunda Başûr’a dönük hava saldırılar başlatıldı, 2008’de de -TC açısından başarısız – Zap operasyonu yürütüldü. KDP ilk etapta TC’nin bu saldırganlığına açık destek vermezken, ABD’nin mimarlığında Kasım 2008’de kurulan ‘Üçlü Mekanizma’da TC ve Irak ile birlikte yerini aldı.

O günden bu yana TC tarafından Başûr’a yapılan saldırılarda kaç sivil katledildi, kaçı yaralandı, kaçının evi yıkıldı, hayvanları telef oldu? Bu konuya ilişkin net bir rakam yok. Sırf Temmuz 2015’ten bu yana yapılan hava saldırılarında yüzden fazla sivil öldürüldü. Sayısız köy boşaltıldı, köylüler toprağını işleyemez, hayvanını otlatamaz oldu. Son olarak Dêrelok’ta 3 köylü hava saldırısında katledildi. Bu saldırılar, TC ile sağlanan anlaşma çerçevesinde yapılıyor. Bu kayıplar, TC ile kurulan ilişki sonucu yaşanıyor.

Dönemin TC Hewlêr başkonsolosu Aydın Selcen, 2009 itibariyle Başûr ile yoğunlaştırılan ekonomik ilişkilere dair 2010’da, konsolos açma hedefini şu sözlerle açıkladı: “Başbakanımızın vizyonu tam ekonomik entegrasyondur. Bir gün gelecek Türkiye ile Irak arasındaki sınırı göremez olacaksınız.” Oysa Başûr, TC’nin bir parçası değil. Irak devlet sınırları içerisindedir. Dolayısıyla öncelik Ankara ile iyi (ticari) ilişkilerden ziyade Bağdat ile ilişkinin demokratik temelde yeniden inşası olmalı. Bu elbette ki kolay bir iş olmayıp kendi başına bir mücadeledir. Ancak Başûr’un statüsünü güvence altına alacak olan budur. Öbür türlüsü Kürtlere kazandırmaz, ancak kaybettirir. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.