Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü konferans salonunda önceki gün yapılan konferansa Bolu Belediye’si Başkan Yardımcısı Emine Davarcıoğlu, İzzet Baysal Üniversitesi eski Rektörü Yaşar Akbıyık, İzzet Baysal Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akçahan Gepdiremen’in yanı sıra konuşmacı olarak Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın katıldı. Türk dilinin tehlike altında olduğunu iddia eden TDK Başkanı, konferans katılımcılarından birinin ‘Kürtçe diye bir dil var mı‘ sorusuna ilginç bir cevap verdi.
Akalın soruya “Kürtçe vardır” demekten kaçınarak şöyle konuştu: “Kürtçe’nin Farsça ile akraba olduğunu aynı dil ailesinden olduğunu ve başka dillerden etkilendiğini biliyoruz. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunabilmek için araştırma yapmak gerekiyor. Bu konuda yeteri kadar araştırma yapılmadığı için bir değerlendirmede bulunmak şu an için yanlıştır. Farsça kelimeleri barındırdığını biliyoruz” dedi.

Şahin: Beklenilen bir yorum

Konuyla ilgili konuşan KURDÎ-DER Yönetim kurulu Üyesi Mehmet Şahin, geçmişte Kürtçe’nin varlığını açık ve kesin bir şekilde inkar eden Türk Dil Kurumu’nun artık inkar edemediğini, Kürt demokrasi mücadelesinin başarıya ulaşma yolunda olduğunun Akalın tarafından da kabulünün gerçekleştiğini söyledi.
TDK Başkanı Akalın’ın sözlerinin kısmi bir itiraf olduğunu, buna karşın halen egemen Türkçü zihniyetin inkar eğiliminde olduğunu belirten KURDÎ-DER Yönetim kurulu Üyesi Şahin şöyle dedi: “Kemalist rejim tarafından başta Kürtçe olmak üzere Anadolu ve Mezopotamya coğrafyalarında konuşulan dillerin inkarı ve imhasına yönelik kurulmuş bir kurum olan Türk Dil Kurumu inkar ve imhayı bir kenara bırakmak durumunda kalmıştır. Kürtçe’nin varlığını inkar edememeleri, 30 yıllık mücadelenin başarısının somut göstergelerinden birisidir. TDK Başkanı’nın Kürtçe’nin varlığını inkar edememesi, buna karşılık kabul de etmemesi bilim adamlığına yakışır bir davranış değildir.”

Nişanyan: Memurlar cilveleşiyor


Dilbilimci Sevan Nişanyan ise TDK Başkanı Akalın’ın sözlerinin kale alınmaması gerektiğini söyledi. Bilim insanlarının hakikatleri söylediğine, devlet memurlarının ise üstlerine şirin gözükmeye çalıştığına dikkat çeken Nişanyan, “Bir insan hem devlet memuru, hem de bilim adamı olamaz. TDK Başkanı Akalın’ın sözleri bilimsel açıdan dikkate alınmamalıdır. Akalın’ın sözleri sadece devlet memurlarının birbirleri arasındaki cilveleşmelerine örnek gösterilebilir. Bu yüzden Akalın’ın sözlerinin ne bir bağlayıcılığı vardır, ne de önemsenecek bir yanı” diye konuştu.


BİLAL MUTLU - ANF/İSTANBUL