Tecavüz devletin işi

Forum Haberleri —

29 Temmuz 2020 Çarşamba - 15:25

  • Türk devleti, özelde AKP-MHP faşist hükümeti, tecavüzü temel bir soykırım biçimi olarak kullanıyor. Ve bunu planlı bir konseptin parçası olarak uygulamaktadır. Kürtler, çocukluktan başlayarak onursuzlaştırılmak, iradesi kırılmak isteniyor. Bu saldırılara karşı Şırnak halkı gibi dur demek gerekiyor.

Nurhaq DOĞAN

Türk devleti ordusuyla, askeriyle, özel timleriyle örgütlü ve planlı tecavüz saldırıları yapıyor. Son günlerde halkın bu olayları deşifre etmesiyle daha da görünür olan bu tecavüzlerin bir iki askerin ahlaki düşkünlüğü olmadığı kesindir. Öyle ki devletin bekasını gördüğü Kürt düşmanlığını en üst düzeyde sürdürdüğü ve bunu uygulattığı kişiler üzerinden bu yaptırılıyor. Türk devletinin gözünde Efrîn’e saldırmak, Efrîn’i işgal etmek ile çocuklara tecavüz etmek aynı şeydir. Bilinçli ve planlı yapılmaktadır. Özelde de ordudan uzman çavuşlara yaptırılıyor, bunun sebebi toplum üzerinde ordu baskısını kullanmaktır. Tabi iş olayın takibine gelince de ne de olsa bir uzman çavuş denerek olaylar kişiselleştiriliyor ve ordu-devlet kendini sıyırıyor. Oysa gerçek bu değildir.


Tecavüzler tekil değil planlı ve örgütlüdür. Bir konseptin parçası olarak uygulanmaktadır. Yapılan saldırılar, onursuzlaştırmalar, eylemsiz bırakmalar toplum zihniyetinde bir özgürlükte gerileme yarattığı kadar tecavüze açık alan da yaratmaktadır. Bundan dolayı eylemsizliği, saldırılar karşısında her şey pahasına direnmemeyi ve sessizliğin her türünü tecavüzün ilk adımı olarak görmek gerekir. Kendisine, belediyesine, sokağına yapılan her tür saldırı karşısında kıyamet koparılmıyorsa, sıra çocuğa gelmiştir. Türk devleti, özelde AKP-MHP faşist hükümeti, tecavüzü temel bir soykırım biçimi olarak kullanıyor. Botan’da bunun yapılması Botan toplumsallığının, kültürünün, çocukluktan başlayarak geliştirdiği yurtseverliğe saldırmaktır. Kürtler, çocukluktan başlayarak onursuzlaştırılmak, iradesi kırılmak isteniyor.


14 Temmuz günü Kürdistan Ulusal Onur Günü olarak Kürdistan tarihine yazılmıştır. 14 Temmuz direnişçilerinin Kürtlere dayatılan onursuzluk karşısında duydukları öfke, özgür insan olma kararı onları 14 Temmuz büyük ölüm orucu gibi bir eyleme götürmüştür. Düşmana verdiği mesajlar kütüphaneler dolusudur. Faşist Türk devletinin istediği Kürt olunmayacağı, kendini inkar eden onursuz Kürt olunmayacağı, yaşamı ve ölümü kendisi belirleyerek düşmanın ölü kürdü olunmayacağını büyük eylemiyle söylemiştir 14 Temmuz direnişçileri.


Amed zindanında yaratılan onur, hepimizin onuru. Bugün bizler o onur sayesinde yaşayabiliyoruz. Eğer nefes alabiliyorsak, o onur sayesindedir. Düşman da bunun iyi bilincindedir ki bu direnişin yarattığı onur karşısında Kürtlere onursuzluk dayatmakta, bunu zindanda işkencelerle, sokakta katliamlarla, tecavüzlerle yapmaya çalışmaktadır.


Şırnak halkı Türk devletinin askerler üzerinden uyguladığı tecavüz karşısında sesini yükseltti. Bu çok önemliydi. Bir uyanış ve baskı oluştu. Ancak Türk devleti pis bir ordu elemanını zindana atarak kendini aklayamaz. Tek tek olayların takipçisi olmak kadar bir bütün bu tecavüzleri yaratan sistem karşısında olmak gerekir. Tecavüzler de düşmanın bilinçli planlı geliştirdiği özel savaş saldırılarıdır. Valilerin Kürtlerden ikinci eş alın diye talimat verdiği bir ülkenin her tür bakanı ve cumhurbaşkanı, tüm ordusu böyle düşünmekte ve böyle uygulamaktadır.


Düşman Kürtleri moral değerlerden koparmak istiyor. Kürtler bugün tüm vahşete, saldırılara rağmen direniyor ve direnişten moral alıyor. Moral, yaşadığı anı anlamlandırma, geçmiş ve gelecek arasında bu anlamı hissederek yaşamadır. Bugün gerilla direniyor ve gerilla direnişi Kürtlere büyük moral veriyor. Direnen özgür dağ başları duygusu Kürtlerin en büyük moral kaynağıdır. Aynı şekilde dört parça Kürdistan’da direniş sahipleniliyor, şehitler sahipleniliyor ve büyük bir moralle karşılanıyor. Analar çocuklarının resimlerini büyütüp başuçlarına koyuyor, ondan güç alıyor. Tüm Kürdistan’da Önder Apo paradigması etrafında Kürtlük özgür bir uyanışı yaşıyor, ihanet belirgin olarak ortaya çıkıyor ve direniş çizgisi kendini büyütüyor. Tüm Ortadoğu ve dünyada bu direniş büyük etki yaratıyor ve yankı buluyor. Kürt kadınları Kürdistan’da ve dünyada 21. yüzyılın özgür insan modelini oluşturmanın büyük bedellerini vermeyi göze alarak direniyor, tabuları kıra kıra yeni insanı yaratıyor.


Tüm bunlar Kürtlerin moral kaynağıdır. Ve Türk faşizminin en büyük moralsizliğidir aynı zamanda. Türk soykırımcı sistemi Kürtlerin bu direnişini kırarak moral çöküntüsü yaratmak için her yöntemi deniyor. Komplolar, tecavüzler, öldürmeler, Kürdistan doğasına yapılan saldırılar da bunlardandır.


Bunun karşısında düşmana karşı nasıl mücadele edeceğiz, onuru nasıl koruyacağız, nasıl varolacağız?


Şüphesiz kendini koruma eski değer yargılarına sarılarak olmayacaktır. Ulusal Onur direnişçileri de bunu bizlere göstermiştir. Eski değer yargılarını aşma adına kapitalizmin ilkesizleştiren, liberalizmin herşeyi mübah gören tarzına da düşülmeyeceği kesindir. Eski değer yargılarını Kürtlerin en zayıf noktası görerek saldıran düşmana karşı yeni değer yargıları yaratmak, doğru tutumu ortaya çıkaracaktır. Kürt tanımının ele alınması bunların başındadır. Bireycileştirilen, darlaştırılan, dar çıkarları için çok şey yaparken toplumsal çıkarlardan habersiz olan Kürt tanımı değişmiştir. Toplumsal çıkarlar için yapılacak her çalışmanın, atılacak her adımın bu onuru inşa edeceği görülmektedir. Kendini toplumsallığı, tarihi içinde yaratabilen, düşmanın sistemi karşısında varoluş ilkelerini oluşturarak direnişle kendi sistemini inşa edebilen, bunu yapabilecek kişisel özellikleri kendinde yaratan birey ancak düşmanın bu onursuzlaştırma saldırıları karşısında ayakta durabilir.


Şırnak’ta bir askerin bir kız çocuğuna tecavüz etme girişimi sonrası halk sokaklara çıktı, gençlerin eylemi oldu ve intikam sloganları yankılandı. İntikam nedir? intikam büyük komutan Kasım Engin’in tarihten yankılanan sesiyle bıraktığı dizelerdedir. Her an, düşmanın her anını ona zehir edecek mücadele yöntemleri geliştirmektir. Şüphesiz birçok alanda çok önemli eylemler gelişmektedir. Düşman her ne kadar görmezden gelse de büyük zarar gördüğü açıktır. Ancak bu eylemleri daha da büyütmek gerekir.


Yine toplumun her alanda örgütlü olması gerekir. Kürdistan’da işgalci asker-polis her evi kendi evi gibi görmemeli, rahat girip çıkmamalıdır. Toplumun küçük büyük tüm üyeleri duyarlı olmalı, kendini korumanın bilinçli örgütlülüğünü geliştirmelidir. Şırnak’da son olayda böyle oldu ve tecavüzcü asker yakalandı, teşhir de oldu. Hiçbir tecavüzcünün adı gizlenmemelidir. Tam tersine yaygın teşhir edilmelidir. Çocuklar savunmasız bırakılmamalıdır. Çocuklarını soykırımcı düşmanın vahşetinin insafına bırakan bir toplum iflah olamaz.


Halk olarak yaşadığımız bu olaylar basit değildir, her biri için bir kıyamet koparmaya değerdir. Ancak bu olaylar-saldırılar karşısında özel savaşın yaratmaya çalıştığı moral çöküntüsüne, irade kırılmasına izin vermemeliyiz. Bugün Şengal halkı ayaktaysa ve eskisinden daha güçlü olarak kendini var ediyorsa, Êzîdî halkının gücünü soykırım saldırılarına, tecavüzlere, katliamlara direnmesinde, karşı koyarak kendi sistemini inşa etmeye başlamasında görmek gerekir. Bu büyük bir güçtür. Binlerce şehide, on binlerce gaziye, yıkılan yılların emeği barınaklara rağmen Kobanê halkı direniyor ve kendini inşa ediyor, çünkü yıkıntıların altında kalmıyor, enkazları kaldırarak yeniden yaşamı inşa etmeyi biliyor, bunun gücünü gösteriyor. Gücünü Önder Apo’nun paradigmasından alıyor, bunun tarihselliğini ve evrenselliğini görüyor. Ancak bu paradigmayla özgür yaşamı kurabileceğini görüyor ve bunu esas alıyor.


Devletin, devlet adamlarının, askerlerin tecavüzleri, tacizleri, işgalleri karşısında direnişi yükseltmek, tecavüzcüleri teşhir etmek, cezalandırmak ve toplumu savunmak gerekir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.