Her iki kadın yıllarca uğradıkları tecavüzü kadın kurumlarının aracılığıyla Fransız yargısına taşıdı. Geçtiğimiz hafta, Fransız hakimler, her iki genç kadının giyim kuşamlarıyla erkeği tahrik ettikleri gerekçesiyle kadınların açtıkları davayı düşürdü. Stephanie, yargının bu kararı karşısında intihar etmeye kalktı. Halen Creteil bölgesinde hastanede tutuluyor. Nina ise ona destek veren tüm kadın kurumlarıyla birlikte, geçtiğimiz pazartesi günü Adalet Bakanlığı önünde eylemdeydi. Buğulu sesiyle kitleye seslenirken, “Ben ilk değildim, son olmayacağım. Tecavüzcüyü değil, beni yargılayan adaletten utanıyorum” dedi. 


Adalet Bakanlığı’na seslendiler
Önceki akşam 18:30’da Paris’te, Strasbourg, Toulouse, Grenoble, Lille ve Lyon’dan biraraya gelen kadınlar Adalet Bakanlığı’na seslendi “Bedenimiz, ruhumuz satılık değil, adalet utansın!”
Paris Vandome Meydanı’nda bir araya gelen kadın kurumları, kadınlar şiddete uğradığında karşılarında bir ağ biçiminde erkek egemen zihniyeti gördüklerini anlatırken şunları belirttiler: “Nina ve Stephanie ya da yılda cinsel şiddete maruz kalan 7 bin 500 kadın önce toplumsal baskı, ardından gittiği polis karakolu, daha sonra kontrole gönderildiği hastane ve devamında adliye koridorlarında uğradığı şiddet karşısında mağdurken, adeta bir suçlu muamelesi görüyor. Bu örgütlü yapı karşısında kadınlar korkuyla geri çekiliyorlar. Kendi içlerine kapanıyorlar. Psikolojik travmaları daha da büyüyor. Bugün Fransız yargıçların aldığı bu karar, Fransız Adalet Bakanlığı’nın kadına biçtiği rolün ürünüdür. Bedenimizden elinizi çekin!”
Yaklaşık iki saat süren eylemi örgütleyen kadın kurumları, önümüzdeki günlerde eylemlerine devam edeceklerini ve 25 Kasım nedeniyle de ‘artık yeter’ mitingleriyle sokakta olacaklarını belirtti.


SELMA AKKAYA / PARİS