• Öcalan’a uygulanan tecridi protesto etmek amacıyla cezaevinde yaşamına son veren Ayten Beçet’in ailesi, kızlarının uğruna yaşamını verdiği tecridin hala sürdürülmesini kabullenemediklerini söyledi. 

Öcalan’a yönelik tecridin sonlandırılması talebiyle Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde 8 Kasım 2018’de başlatılan açlık grevi eylemi, 30 Nisan 2019’da ölüm orucu eylemine dönüştü. 200 gün süren eylemler sırasında İmralı’da uygulanan tecride karşı Zülküf Gezen (33), 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde; Ayten Beçet (24), 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Zehra Sağlam (23), 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Medya Çınar (24), 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Yonca Akici, 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi.

Eylemler sonucunda Öcalan’ın avukatları, 8 yıl aradan sonra 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde 5 görüşme sağladı. Öcalan’ın çağrısı üzerine 26 Mayıs’ta açlık grevi ve ölüm orucu sona erdi. Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde 23 Mart 2019’da yaşamına son veren Ayten Beçet’in şehadetyıl dönümü yıl dönümü, Öcalan’dan bir yıldır haber alınamayan bir ortamda karşılandı. 

Henüz 20 yaşındaydı

 Beçet, ailesinin koruculuk dayatmalarına karşı 1990’da Siirt’in Pervari ilçesine bağlı Êkendî köyünden göç ettiği Antep’te 1991’de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamlayan Beçet, mühendislik fakültesini kazanmasına rağmen gitmedi ve Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) Mersin Şubesi’nde kültür ve sanat çalışmalarına başladı. Beçet, 2008’de “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanarak Adana Karataş Cezaevi’ne atıldı. Burada 3 ay 10 gün tutuklu kalan Beçet, görülen ilk duruşmada tahliye edildi. 2011’de Mersin’de kaldırıldığı hastanede gözaltına alındıktan sonra yine “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanarak Karataş Cezaevi’ne gönderildi. Yaklaşık iki yıl tutuklu kalan Beçet, 2013’te tahliye edildi. Hakkında Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada 9 yıl hapis cezası verilen Beçet, bir yıl sonra tekrar tutuklandı. Kısa bir süre sonra Karataş Cezaevi’nden Muş Kadın Kapalı Cezaevi’ne, 3 yıl 6 ay sonra da Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgünedildi. Beçet, tarih yaprakları 23 Mart 2019’u gösterdiğinde, İmralı tecridini protesto etmek amacıyla yaşamına son verdi. 

Cenazesine de saygısızlık

 Cezaevinden çıkarılan Beçet’in cenazesi, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) götürüldü. Aile, Antep’ten İstanbul’a doğru yola çıktı. Cenazeye el koyan polis, aileyi arayarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın emriyle cenazenin uçakla Antep’e götürüleceğini söyledi. Ankara’ya ulaşan aile, Antep’e döndü. Polis, kaçırarak getirdi, cenaze törenine izin vermedi, defin işlemlerine 5 kişinin katılması şartı koydu. Beçet’in babası Sabri Beçet, geri döndüğü Antep’te polis tarafından Yeşilkent Mezarlığı’na götürüldü. Cenazeye kimsenin katılmasına izin verilmemesi üzerine aile ve polis arasında uzun süreli tartışmalar yaşandı. Tartışmaların ardından Beçet, aile bireyi 20 kişinin katılımıyla polis ablukasında zifiri karanlıkta defnedildi. Engellemeler definle sınırlı kalmadı, AKP’li Şahinbey Belediyesi de taziye evi vermedi. 

Ayten Beçet

Geride bir mektup bıraktı

Becet, gerçekleştirdiği eyleme dair geride bir mektup bıraktı. Mektup eylemden bir gün sonra 24 Mart 2019’da “Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız” sloganıyla Bakırköy Pazar alanında yüz binlerin katılımıyla kutlanan Newroz’da okundu. Beçet, mektupta şunlara yer vermişti: “Sürece doğru nasıl cevap olunur diye arayışa girdiğim günlerde 17 Mart 2019’da Heval Zülküf Gezen bana ne olursa olsun nasıl doğru temelde sürece cevap olunabileceğini ve özgürleşmek isteyen insanın özgürleşmek ve tecridi kırmak için hiçbir şeyin önüne engel olamayacağını gösterdi. Önderliğe verdiğim sözle ve bunun farkındalığıyla bu hamleye katılım yaptım. Şahsımda tüm Kürt halkını, Botan ve metropol halkını daha güçlü ve bilinçli bu hamleye kattım. Heval Zülküf şahsında arınıp tecridi kırmak için seslerini daha da yükseltmeliler. Bir adım atmak için ilk defa kendimi bu kadar özgür hissediyorum. Beynim ve ruhumla önderlik ile buluşmanın heyecanıyla daha anlamlı ve onurlu bir yaşamla komutanım Heval Zülküf Gezen’in bize miras bıraktığı bu direniş çemberini büyüterek sürece cevap olmanın inancıyla. 

Bijî berxwedana zindana

Kahrolsun uluslararası komplo ve tecrit 

Devrimci selam ve saygılar… 

Ayten Beçet”

 

Greve katılmayınca ağlamış

Şehadetinin 3. yıl dönümünde MA’dan Emrullah Acar’a konuşan annesi Fatma Beçet, hayatı boyunca kızı ile hep gurur duyduğunu; eylem yapmadan bir gün önce telefon görüşmesi yaptığını söyledi. Beçet, “Telefon görüşmesinde bana ‘Arkadaşlarım açlık grevindeyken, benim girmemem çok zoruma gidiyor’ dedi. Greve katılmadığı için üç gün boyunca ağlamış. Son görüşmede de 10 ya da 20 gün gibi süre bizimle konuşamayacağını söyledi ama ben kızımın bana veda ettiğini bilmiyordum. Aslında son konuşmamızmış. Ertesi gün şehit düştüğü haberi geldi. Kanımın son damlasına kadar kızımın mücadelesine sahip çıkacağım” dedi.

Tecridin sürmesi kabuledilemez

 Baba Sabri Beçet ise yaşadığı sürece kızının mücadelesini sahipleneceğini belirterek, “Kızımın ve mücadele eden arkadaşlarının bir farkı yok. Biz onurlu bir yaşam istiyoruz. Anneler hep acılara şahit oldular. Artık hiçbir annenin gözyaşları akmamalı” diye konuştu. Cenazeyi toprağa verdiklerinde maruz kalınan hak ihlallerin anımsatan Beçet, yaşanılanların insanlık suçu olduğunu vurguladı. Kızının tecride karşı eylem gerçekleştirdiğini hatırlatan Beçet, Öcalan’dan bir yıldır haber alınamaması ve tecridin sürdürülmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.