Asrın Hukuk Bürosu ve insan hakları örgütleri, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride son verilmesini istedi.

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, dün İstanbul’da basın toplantısı düzenledi. Toplantı, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği ile birlikte gerçekleştirildi. Tplantıya HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, ÖHD Eşbaşkanı Ayşe Acinikli, Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHP) avukatlarından Gülhan Kaya ve Sezin Uçar da katıldı.

 Öcalan ile yapılan son görüşmede yer alan avukatlarından Rezan Sarıca, demokratik, sivil, insan hakları kurumlarını, İmralı tecridine karşı demokrasi ve insan hakları mücadelesini vermeye davet etti.

İnsanlığa karşı suçtur

 Ardından söz alan TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, TİHV’in bir insan hakları örgütü olarak tecridin insanlığa karşı bir suç olduğunu her seferinde söyleyip uyardığını hatırlatarak, "Çünkü tecrit insanın doğal sağlık düzenini ortadan kaldıran bir takım kısıtlayıcı özellikler taşıyan bir ortamı zorunlu kılmaktadır” dedi. Danimarka’da tecridin insan yaşamı ve bedeni üzerindeki tespitleri için yapılan çalışmaya dikkat çeken Fincancı, “Bir hafta gibi kısa süreli bir tecrit uygulanmasına rağmen kişilerin cezaevinden çıktıktan sonraki 5 yıl içinde ölüm oranları cezaevinde hiç kalmayan insanlara oranla anlamlı oranda çok daha yüksek düzeye ulaşmış. Tecrit koşulları kişilerin sağlık durumlarıyla ilgili tüm sistemler üzerinde baskılayıcı bir etki yaratıyor. O anlamda biz hekimler olarak tecridin halk sağlığı sorunu olduğunu söylüyoruz. Tecridin, doğrudan işkence kapsamında değerlendirilmesi ve bir an önce kaldırılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kanuna aykırı keyfiyet

İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan da şunları söyledi: “Şu anda Öcalan ve beraberindeki üç kişiye keyfi olarak avukatları ve aileleri ile görüştürülmemesinin kanuna aykırı olduğunu belirtmek istiyorum. Bir ülke öncelikle kendi kanunlarını uygulamak zorunda. Kişiye özel bir uygulama yapılamaz, altını çizmek gerekiyor. Çok rahatlıkla Öcalan ve diğer mahpusların aileleri ve avukatları ile görüşme hakları var. Adalet Bakanlığı’nın izin vermesi halinde heyetlerle görüşebilirler. Mektup, gazete, dergi alma hakları var. Bu keyfi uygulamaların bitmesi gerekiyor.”

71 yıldır ilerleme yok

Türkiye’nin 71 yıldır Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’ne imza attığını, ancak insan hakları noktasında bir ilerleme olmadığını hatırlatan ÖHD Eşbaşkanı Ayşe Acinikli ise “Tecrit insanlık suçudur. İmralı’da uygulanan tecrit politikasının sonlanması gerekiyor. Kimseden tolerans, ayrıcalık beklemiyoruz. Hukuka saygı duyulsun. Bütün kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapıyoruz” dedi.

Alarm durumu var

 Son olarak söz alan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, sadece İmralı’da değil, bütün cezaevlerinde bir alarm durumu yaşandığını ifade ederek, şöyle konuştu: “Şu anda içeride tutsaklar bu hukuksuzluklara karşı direniyor. Tecridin bir an önce kalkması gerekiyor. Kimse tecrit konusunda kendisini yanıltmasın. Bütün toplum tecrit altında. Dolayısıyla tecrit kaldırılırsa bütün toplum rahat bir nefes alacak.”

Konuşmaların ardından gazetecilerin sorularına geçildi.

Adalet Bakanlığı ile yaptığı görüşmelerde tecridin kaldırılmasına dönük taleplerinin nasıl karşılandığı sorusunu yanıtlayan Türkdoğan, yetkililerin tecridin kaldırılması için bir şey söylemediklerini, çünkü ortada bir hukuksuzluk olduğunu bildiklerini ama kaldırılması için bir şey yapmadıklarının altını çizdi.

 

İSTANBUL