Öcalan şahsında tüm toplumun tecride alındığını söyleyen HDP Amed Milletvekili Musa Farisoğulları, tecridin kırılmasıyla toplumun da özgürleşeceğini belirtti.

 

MEHMET ŞAH ORUÇ / MA/AMED

CPT’nin tecritte büyük payı olduğunu kaydeden HDP Amed Milletvekili Farisoğulları, “CPT bu uğursuz ve lanetli duruma karşı sessizliğini sürdürüyorsa ve herhangi bir çabanın içerisine girmiyorsa uygulanan mutlak tecrit ve işkencede birinci dereceden sorumludur” dedi.

‘Diyalog süreci’ döneminde düşünceleri ve söylemlerinin topluma ulaşması için devletin tutulduğu İmralı Adası’na heyetler gönderdiği Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, sürecin AKP hükümeti tarafından sonlandırılması nedeniyle bugün tecrit altında. En son 5 Nisan 2015’te İmralı’ya giderek Öcalan ile görüşme gerçekleştiren İmralı heyeti üyelerinin adaya gidişlerine sürecin bozulmasıyla bir daha izin verilmedi. Öcalan’dan haber alınamaması üzerine Amed’de aralarında milletvekillerinin de bulunduğu 50 ismin açlık grevi başlatması üzerine kardeşi Mehmet Öcalan, 11 Eylül 2016’da İmralı’ya götürülerek görüştürüldü. Öcalan, 1.5 yıl sonra kardeşi aracılığıyla kamuoyuna gönderdiği mesajda şunları söylemişti: “Eğer devlet samimi olsaydı bu sorun çözülürdü, bu kadar insan ölmezdi. Bu ölümler nedeniyle uyuyamıyorum. Bu ölümleri bu ülke hak etmemiştir. Eğer devlet hazırsa iki adamını buraya gönderir. Bu sorun ağır bir sorundur. Bizim projelerimiz hazır. Bu kör bir savaştır. Kimsenin kimseyi yeneceği bir savaş değildir. 30-40 yıldır devam ediyor. 80 yıl daha devam edecek belki. Artık bu kan, gözyaşı dursun. Bu çözüm tek taraflı olmaz, en büyük taraf devlettir. Eğer çözüme işaret ederlerse bu sorun çözülür.”

Öcalan, aynı mesajında aydınlara, demokratlara ve siyasi partilere Kürt sorununun çözülmesi için bir an önce harekete geçmeleri çağrısında da bulunmuştu.

2 yıldır haber yok

 O tarihten bu yana ne avukatları ne de aile bireylerinin Öcalan ile görüşmesine izin verildi. 28-29 Nisan 2016’da İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gerçekleştirilen ziyarete ilişkin Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından hazırlanan rapor ise Türkiye’nin izniyle Efrîn operasyonu sırasında yayımlandı. CPT’nin 2 yıl sonra açıkladığı rapora, güncellikten uzak olması ve yanlış çıkarımlara sebebiyet vermesi nedeniyle itiraz eden Öcalan’ın avukatları, raporladıkları hukuksuzlukları CPT’ye göndererek, İmralı’nın yeniden ziyaret edilmesini istedi. Ancak herhangi bir ziyaret yapılmadı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Musa Farisoğulları, Öcalan’a dönük tecridi ve CPT’nin bu durum karşısındaki sessizliğine dair konuştu.

Fikri müdahalesi istenmiyor

 Uluslararası güçlerin Öcalan’ın fikirlerinin Ortadoğu’da yayılmasını istemediğini dile getiren Farisioğulları, aslında İmralı’ya konulduğu 1999’dan bu yana kendisine uygulanan ağır tecritle hem uluslararası hem de iç hukukun ayaklar altına alındığını ifade etti. Bu tecridin “kabul edilemez” olduğunu söyleyen Farisoğulları, ‘çözüm süreci’ni hatırlatarak, Öcalan’ın Türkiye ve Ortadoğu halklarının barış içerisinde yaşaması için gösterdiği çabalara dikkat çekti.

HDP’li vekil, bu konuda şunları dile getirdi: “Ortadoğu genelinde bugün 5 bin yıllık merkezi iktidar ve devlet mantığını esas alan güçler ile demokratik toplumcu güçler arasında bir mücadele yürütülüyor. Sayın Öcalan’ın bu konudaki perspektifleri ve fikirleri ise bazı güçleri rahatsız etti. Bundan kaynaklı da uluslararası güçler Öcalan’a yönelik bir komplo gerçekleştirdi. Bu demokratik modernitenin toplumsallaşmasının önüne geçilmesi için yapılan bir operasyondu. Bu güçler de açığa çıktı. İmralı sisteminin gardiyanlık görevi ise bu güçler tarafından Türkiye’ye verildi.”

Ortadoğu’da bugün 3. Dünya Savaşı’nın yaşandığı belirten Farisoğulları, bunun başlangıcının ise Öcalan’a yönelik 9 Ekim’de yürürlüğe konulan uluslararası komplo olduğunu ifade etti. Farisoğulları, 2015’te başlatılan ağır tecridin de yine Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmeye çalışan hegemonik güçlerin onayıyla yapıldığını vurguladı.

CPT’nin de payı büyük

CPT’nin de uygulanan bu tecritte büyük payı olduğunu kaydeden Farisoğulları, “CPT bu uğursuz ve lanetli duruma karşı sessizliğini sürdürüyorsa ve herhangi bir çabanın içerisine girmiyorsa uygulanan mutlak tecrit ve işkencede birinci dereceden sorumludur” dedi.

Öcalan’a uygulanan tecritle Kürt halkının tarihi, kültürü ve varlığının fiziki olarak kaldırılmak istendiğini belirten Farisoğulları, Kürt halkı ve siyasetçilerinin bu duruma sessiz kalmasının mümkün olmadığını ifade etti. Yine Öcalan’a dönük tecrit ile aslında tüm Türkiye toplumunun tecride alındığını söyleyen Farisoğulları, Öcalan üzerindeki tecridin kırılmasıyla toplumun da özgürleşebileceğinin altını çizdi.

Mutlak çözümler için

 Tecride karşı mutlak çözümler üretmek amacıyla parti olarak önümüzdeki dönemde Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ile birlikte konferans ve çalıştaylar organize edeceklerini paylaşan Farisoğulları, devletin tüm aygıtlarını arkasına alarak zulüm, inkar ve imha politikaları uygulayan AKP-MHP ittifakına karşı seslerini yükselteceklerini kaydetti. Farisoğulları, ahlaki tutuma sahip tüm kesimleri de tecride karşı tavır almaya ve ortak mücadele yürütmeye davet etti.