Halk Savunma Merkezi (NPG) Komutanı Murat Karayılan DAİŞ’e karşı verilen savaş, Şengal’in durumu, Kürt ulusal birliği, Mahabad serhildanı, çözüm süreci ve 7 Haziran seçimlerini gazetemize değerlendirdi. Gazeteci Zîlan Laç’ın röportajının tamamını bugün ve yarın gazetemizin Kürtçe sayfalarında okuyabilirsiniz. 

AKP’nin son süreçte izlediği politikalarla şimdiye kadar defalarca dile getirdiği “AKP’nin çözüm zihniyeti yok” gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade eden Karayılan, AKP’nin çözüm sürecini istismar edemeyeceğini ve oy devşirme aracı haline getiremeyeceğini anladığı andan itibaren provokasyonlara başvurduğunu kaydetti. Karayılan şunları ifade etti: “Dolmabahçe sarayında tarafların ortak açıklamasından sonra Önder Apo’nun tarihi çağrı ve deklarasyon niteliğindeki Newroz 2015 açıklaması Kürt siyasetinin elini güçlendirdi. Demokratik, sol, sosyalist ve barışsever tüm güçlerin HDP etrafında birleşmesine yönelik bu çağrı ile aslında AKP’nin hegemonya kurma hesapları bozuldu. Newroz çağrısıyla Erdoğan planlarının sonuca ulaşmayacağını anladı ve sürece müdahele etti. ‘Yaşananlardan haberim yok, Dolmabahçe’deki açıklamaları doğru bulmuyorum. Gözlemci heyeti oluşturmasını doğru bulmuyorum’ gibi açıklamalar ardından ‘Kürt sorunu yok’ diyerek süreci durdurdu. Tendürek’te organize edilen provokasyon da bu açıklamaların devamı olarak devreye konuldu. HDP’ye saldırılar artırıldı. Bunların hepsi Erdoğan’ın bilgisi dahilinde organize edildi. Ordu birçok yerde harekete geçirildi.” 


HPG süreci yakından izliyor

Bir aydan fazladır Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmelerin durdurulduğu ve İmralı’dan haber alınamadığını söyleyen Karayılan tecrit politikasının tekrar yürürlüğe konulmasının tehlikeli bir girişim olduğuna dikkat çekti ve şu uyarıları yaptı: “HPG süreci çok dikkatli bir şekilde izliyor. Tek taraflı ateşkesi esas alıyoruz. AKP ateştesi bozmuş, ancak biz HPG olarak Önder Apo’nun emrini bekliyoruz ve bu çerçevede tek taraflı ateşkesi sürdürüyoruz. Birçok yerde orduyu hareket geçirerek çatışma zemini oluşturulmaya çalıştı ancak aldığımız tedbirlerle bunlar boşa çıkarıldı ve şimdiye kadar çatışma yaşanmadı. Ancak bu tutumlarında ısrar ederlerse durumu tekrar değerlendiririz. Önder Apo üzerinde şu anda bir tecrit var. Tecrit bizim için savaş nedenidir. Yine baraj, karakol yapımları son hız devam ediyor. Herkesin seçimle meşgul olduğu bu süreçte çok tehlikeli girişimler var.  Süreci dikkatle izliyoruz ve provokasyonlara mahal vermemeye çalışıyoruz. Ancak herkes bilmeli ki her şeyin de bir sınırı var.”


Diktatörlük mü demokrasi mi?

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’ne de değinen Halk Savunma Merkezi (NPG) Komutanı Murat Karayılan çok önemli bir süreçte seçimlere gidildiğine vurgu yaparak, seçimlerin her zamankinden daha stratejik önemde olduğunun altını çzidi. Türkiye’nin bu seçimlerle yönünü belirleyeceğine dikkat çeken Karayılan şöyle konuştu: “Acaba Türkiye savaşın, şiddetin ve baskı politilarının hakim olacağı diktatöryel bir sisteme doğru mu yol alacak yoksa demokrasi ve barış içinde bir yaşama doğru mu yol alacak. Bu seçim bunların cevabını verecek. Savaş ile demokrasi arasında bir seçim yapılacaktır. Klasik sistem yapıları ve partilerine karşı HDP projesi halkların ve tüm dışlananan kesimlerin bir araya gelmesiyle alternatif olarak ortaya çıkmış buluyor. Türkiye ve Kürdistan ilk kez bir proje ile seçimlere giriyor. Bu Kürt sorununun çözümü ve yeni Türkiyeyi yaratmanın projesidir. Ermeni, Süryani, Rum, Alevi, Êzîdî, Kürt, emekçi, sol, sosyalist ve tüm renklerin bir araya gelmesiyle özgür bir iradeleşmenin imkan ve koşulları bu proje ile ortaya çıkmıştır.”


AKP’ye fırsat vermeyin

AKP’nin pratiğinin sadece seçim süreci ile ilgili olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Karayılan, AKP’nin yeni bir savaş politikasını devreye koymaya çalıştığını söyledi. AKP’nin politikalarına karşı ise şu çağrıyı yaptı: “Demokratik ve sosyalist güçler Türkiye’de irade olma şansını yakaladı. Bu fırsat iyi değelendirilmeli. AKP’nin kurmak istediği sistem ve başlatmak istediği savaş sürecinin önüne geçilmelidir. AKP savaşa hazırlanıyor. Her vicdan, iman ve keramet sahibi hiçbir Kürt AKP’ye oy vermemeli. Oyunu kendine vermelidir. Tüm yurtsever Kürtlerin, demokrat, sosyalist, emekçi, işçi ve inanç sahibi insanların bu seçimde Türkiye’nin geleceğinden yana tavır alacaklarına inanıyoruz.”  


Gerilla Şengali özgürleştirebilir

Şengal’a yönelik DAİŞ saldırılarının büyük bir katilama dönüşmesinin HPG, YPG ve YPJ güçlerinin müdahelesi ile önlendiğini hatırlatan Karayılan, Şengal direnişine ilişkin olarak şu bilgileri verdi: “Daha önce başlatılan bir özgürleştirme hamlesi oldu. Gerillanın hamlesine peşmerge güçleri katıldı. Ancak kısa bir süre sonra görüldü ki Güneyli güçlerin Şengali özgürleştirme planları yok. Şengal’in özgürleştirilmesi için harekete geçmek gerekir. Bunun için de ortak bir koordinasyon ve komutanlık gerekiyor. Gerilanın Şengal’i özgürleştirme gücü var. Ancak daha önceki girişimlerde de gördük ki kendi başımıza özgürleştirme operasyonu başlatmamız yanlış algılanabilir, Kürtler arası krizlere yolaçabilir ve sorunların yaşanmasına yol açar. Bu nedenle de Şengal’i özgürleştirme hamlesini yavaşlattık. Şu anda DAİŞ’i yıpratma eylemleri yapıyoruz ve bu şekilde başlatılacak bir özgürleştirme operasyonunu kolaşlaştırıyoruz.”

Koalisyon güçleri tarafından Şengal’de bulunan DAİŞ mevzilerinin bombalanmasını da ‘olumlu fakat yetersiz” şeklinde ifade eden Karayılan, Şengal halkının çözülmesi gereken acil sorunlarına çözüm bulunması gerektiğini dile getirdi. 


Amaç ve askeri birlik var 

Şengal ve Güney Kürdistan’daki diğer bölgelerde gerilla ve Pêşmerge güçlerinin birlikte direndiğini hatırlatan Karayılan, bu güçlerin ortaklığına ilişkin şu bilgileri verdi: “Şengal’a saldırıdan sonra gördük ki bütün Güney Kürdistan büyük bir tehdit ile karşı karşıya. YPG ve YJA Star olarak Kürt halkının kazanımları ve değerleri karşısında kendinimizi sorumluluk sahibi olarak görüyoruz. Bu yüzden de tüm direniş cephelerinde yerimizi aldık. Bugün her zamankinden daha güçlü oluşmuş bir gerilla ve pêşmerge birlikteliğinden söz etmek mümkün. Güney Kürdistan’ın siyasi güçlerinde eksiklikler olsa da bu hakikati dile getirme önünde engel değil. Kürt siyaseti de bu temel üzerinde ilişki geliştirmeli ve birlik oluşturmalı. Eleştirilecek bazı yönler olsa da, daha güçlü ilişkilerin sağlanmasının zemini vardır.”


Mahabad yurtseverliğini gösterdi

 Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan, İran rejiminin Kürtlere yönelik artan baskıları ve Mahabad’a Kürt kadını Ferînaz Xosrawanî‘nin ölümüyle sonuçlanan istihbarat güçlerinin tecavüz girişimi ve buna karşı yaşanan serhildanı da değerlendirdi: “Başta Mahabad’da yaşanan olaylar olmak üzere Doğu Kürdistan’daki gelişmeleri yakından izliyoruz. Mahabat halkı saldırıya, zülme karşı sessiz kalmadı. Kürt kadınına karşı sömürgeciliğin bir saldırısıydı yaşanan. Kobanê’de, tüm Türdistan’da özgürlük mücadelesine öncülük eden Kürt kadını hedeflendi. Kürdistan’ın dört parçası da buna karşı ayağa kalktı. Mahabad halkı da serhildanıyla yurtseverliğini, insanseverliğini bir kez daha gözler önüne serdi.”

Karayılan, İran rejimine de “İran devleti Kürt halkına yaptığı zülmü durdurmalı ve çözüm politikalarını geliştirmelidir” çağrısında bulundu. 


DAİŞ’e karşı ortak komutanlık şart

Kürt halkının DAİŞ çetelerine karşı verdiği savaş da Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan’ın üzerinde durduğu önemli başlıklardan birisi oldu. 

Karayılan, Kürtlerin direnişleriyle DAİŞ’ın yenilmez olduğu şeklinde oluşturulan algıyı yerle bir ettiklerini “Gerilla, Peşmerge, YPG ve YBŞ yani tüm Kürt ve Kürdistani direniş güçleri DAİŞ‘in yenilebileceğini herkese gösterdiler. Bu da tüm dünyaya ilham kaynağı oldu” sözleriyle ifade etti. DAİŞ‘i Kürdistan’ın yeniden işgal etmek isteyen derin güçlerin bir projesi olarak tanıtan Karayılan, onu destekleyen güçlerin başında AKP yönetimindeki Türk devleti olduğunu hatırlattı ve şunları söyledi: “Türk Devleti/AKP ile DAİŞ arasındaki ilişki ve ortaklığı bölgeyi tanıyan hiç kimse inkar edemez. DAİŞ ne için oluşturuldu ki en başta Kürtlere yöneldi? Hem Güney Kürdistan’da hem Rojava’da Kürtlere saldırdı. DAİŞ Kürtlere karşı savaşıyor. Bunun nedeni de onun arkasında bulunan yeni ve derin işgal planı. Bu nedenle de DAİŞ Kürtlerle savaşı temel öncelik olarak gördü.”


 HABER MERKEZİ