Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan Mesut Atış, 86 gündür açlık grevinde. Atış, “Bizler bu eylemi ölmek için değil, onurumuzla özgür yaşamak için başlattık” dedi.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra 124 gündür de Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 86, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 85, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 76. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 69, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 66. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 55. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak, 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. Tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip temel ve Murat Sarısaç ile 6 HDP’li de Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 1011 gündür, Mexmûr’da ise İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 51 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek bir talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
Tutsak yazar söyleşi yaptı
Kandıra 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan yazar ve çevirmen Emin Gurban, aynı cezaevinde bulunan ve 86 gündür açlık grevinde olan Mesut Atış ve Turan Günana ile söyleşi yaptı. Gurban, avukatları aracılığıyla röportajı MA’ya ulaştırdı.
Özgür yaşamın bedeli ölümse
Mesut Atış, 16 Eylül 1990’da Muş’un Malazgirt ilçesi Gölkoru köyünde doğdu. 1998’de Mersin M.S.T.O İlkokul’una başladı. 8 yıl burada okudu. 2014’te İstanbul’a geldi. İstanbul’da kepçe operatörü olarak çalıştı. 12 Temmuz 2015’te İstanbul’dan Gebze’ye giderken yolda gözaltına alındı. Yargılandığı davadan 35 yıl ceza aldı. İstanbul Kartal İstinaf Mahkemesi cezasını 20 yıla indirdi. 4 yıldır Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutuluyor. İşte Atış’ın, Gurban’ın sorularına yanıtı:
Tecridin kaldırılması için neden böyle bir yol seçtiniz?
Her şeyden önce bu nitelikteki bir direniş eylemi içerisine girmek bizler için bir tercih değil, zorunluluktu. Çünkü bizlere başka bir yol bırakılmadı. Zorunlu olarak bedenimizi açlığa, ölüme yatırdık. Bunun dışındaki tüm yollar tükenmişti. Kendimizi ancak böyle ifadeye kavuşturabileceğimize, insanlığın vicdanına çağrı yapabileceğimize inandık. Bir insanın bedenini açlığa, ölüme yatırması bunun kararını vermesi öyle sanıldığı gibi kolay değil ama onur ve özgürlük için bu kaçınılmazdı. Bu kararı kendi özgür irademizle, vicdani sorumluluğumuzla aldık. Zaten böylesine tarihi bir duruş gerektiren kararları insanın başka türlü alabilmesi mümkün değil. Onur ve özgürlük yoksa insanın sadece biyolojik olarak yaşam sürmesinin ne anlamı var? Bizler bu eylemi ölmek için değil, onurumuzla özgür yaşamak için başlattık. Özgür ve onurlu yaşamanın bedeli ölüm ise onu da ödemeye sonuna kadar kararlı olduğumuzu belirtmem gerek. Ben ve arkadaşlarım bundan kaçınmıyoruz. Böyle bir sonucun oluşmaması için insanlık vicdanı harekete geçmeli, İmralı tecrit sistemi son bulmalıdır.
Tecridin son bulması neden bu kadar önemli?
Bugün tecridin kırılması aynı zamanda faşizmin kırılması anlamına gelmektedir. Öcalan’ın geliştirdiği demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü paradigma bugün Ortadoğu’da insanlığın günümüze dek oluşturduğu tüm değerleri benimsemesine zemin sunmuştur. Öcalan’ın felsefesiyle mücadele eden Özgürlük Hareketi yürüttüğü 40 yıllık mücadeleyle Ortadoğu halkalarının tarihsel trajedisine son verip özgürlük, eşitlik, kardeşlik temelinde yeniden kendi kökleriyle buluşturuyor. Kuşkusuz bugün Ortadoğu’da yaşanan krize bir çözüm umudu varsa bu da Öcalan’ın paradigmasıdır. Öcalan’ın Kürtler ve Ortadoğu halkları açısından da önder olarak kabul edilip sahiplenilmesi bu esaslara dayanıyor.
Bu eylemin yeterince ses getirdiğini düşünüyor musunuz?
Leyla arkadaş öncülüğünde başlatılan bu eylem, şimdiye kadar halkta ve demokratik kamuoyunda bir yankı buldu. Dünyanın dört tarafında dayanışma var ve destek eylemleri yapılıyor. Elbette bu bir moral kaynağıdır ama hala istenen düzeyde toplumsal ayağı gelişmedi.
86 gündür açlık grevindesiniz. Bu gücünüzü nerden alıyorsunuz?
Bizim en büyük güç kaynağımız Öcalan’ın felsefi büyüsü ve İmralı’daki insanüstü direnişidir. Sayın Öcalan, “Yaşam ya özgür olmalı ya da hiç olmamalı” dedi. Öcalan’ın yaratmış olduğu özgür Kürt kişiliği, tam da bu düşünceyle ifade edilebilir. Tabi Leyla yoldaşın bir kadın ve ana olarak bu direnişe öncülük etmesi bize büyük bir kararlılık, moral ve güç veriyor.
F Tipi koşulları da bir nevi tecrit sayılır. Odada sadece 2 kişi kalıyorsunuz. Bir gününüz nasıl geçiyor, yaşadığınız zorluklar nelerdir, arkadaşlarınızın size karşı yaklaşımları nasıldır?
Günler direnişin anlam ve coşkusuyla geçmekte. Elbette insan fiziki olarak bir zorlanma yaşıyor ama direnişin özgürleştirici bir yanı var. Bu duyguyu yaşamak da çok anlamlı. Birlikte kaldığım arkadaşların zorlandığını görüyorum. Yanı başında yoldaşın dirhem dirhem erirken, sen buna katlanmak mecburiyetindesin, bu elbette çok zor olsa gerek.
Mesela rüyalarınızda neler görüyorsunuz?
“Rüyalar bilinçaltının yansımasıdır” derler. Karşı karşıya olduğumuz ahlaksız savaş koşulları her insanın somut-fiziksel hayatı kadar rüyalarını da etkiler.
Beklentiniz nedir, nasıl bir çağrıda bulunmak istersiniz?
Sanırım Amerika’daki siyahilerin köleliğe karşı yürüttükleri mücadelede kullandıkları “Her şey bittiğinde kötülerin yaptıklarını değil, iyilerin sessizliğini hatırlayacağız” şeklinde bir söz vardı. Aslında bugün tam da Kürtlerin mücadelesine karşı “iyilerin” durumunu anlatıyor. Halkımız bugün faşizme karşı her yerde, zindanda, sokakta direniyor. Yer yer destek eylemleri, basın açıklamaları yapılsa da zayıftır. Böyle büyük direnen bir halkla dirsek temasında olunması gerekir. Sayın Öcalan etrafında bir kez daha ateşten bir çember olalım. Tecridi kıralım, faşizmi yıkalım, Kürdistan’ı özgürleştirelim.
AMED