Tecrit tüm ülkeye yayıldı

27 Aralık 2020 Pazar - 19:44

  • İmralı’da 21 yıldır kesintisiz uygulanan tecrit, tüm Türkiye ve Kuzey Kürdistan’a farklı biçimlerde yayıldı, etkisini gösterdi. Tecridin son bulması için başlatılan kampanyaların yanı sıra tutsakların aynı taleple bir kez daha yaptıkları açlık grevi, 7. grupla 2. ayında devam ediyor.

Uluslararası Komplo’yla 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye teslim edilen Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan, 21 yıldır İmralı Adası’nda özel olarak inşa edilen Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuluyor. Öcalan’a dönük tecrit, 2020’de daha da ağırlaştırıldı. Artık hukuki kılıf gereği bile duyulmadı.

 Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, İmralı Cezaevi’nde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin son bulması amacıyla 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 7. grubun devralmasıyla 32. gününde devam ediyor. Müvekkilleri ile görüşmek için yıl içerisinde 93 kez başvuru yapan avukatlarının bu başvurularından 25’i, Öcalan’a verilen “disiplin cezaları” gerekçe gösterilerek reddedildi. Diğer başvurulara ise ne olumu ne de olumsuz yanıt verildi. Yapılan 48 aile görüşü başvurusundan 7’si “disiplin cezası” gerekçesiyle reddedilirken, sadece 1 görüşme gerçekleşti. 40 başvuru ise yanıtsız bırakıldı. Öcalan, 21 yıl aradan sonra ilk kez 27 Nisan’da, 20 dakikalık bir telefon görüşmesi yapabildi.

Yangın çıktığı duyuruldu

 Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun , 27 Şubat’ta İmralı Adası’nda yangın çıktığını açıklaması kaygıya yoldu. Asrın Hukuk Bürosu, müvekkilleri durumu hakkında bilgi sahibi olmak için İmralı’ya gitme başvurusu yaptı. Avukatların başvurusu reddedilirken, ailelerin görüşmesine izin verildi. Bunun üzerine 28 Şubat’ta İmralı’ya gitmeye hazırlandıkları sırada cezaevi idaresi tarafından aranan ailelere, görüşün iptal edildiği bilgisi verildi. 

Hiçbir gerekçe gösterilmeden yakınları ile görüştürülmeyen aileler, tekrar başvuru yaptı. Başvurularının  kabul edilmesi sonucunda aileleri, 2 Mart’ta İmralı’ya giderek Öcalan, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar ile görüşebildi.

Üçüncü Yol önerisi

 Öcalan, kardeşi Mehmet Öcalan’la yaptığı görüşmede iki kutuplu siyaseti aşma konusunda HDP’ye yönelik önerilerini dile getirdi. “Üçüncü Yol” stratejisini salık veren Öcalan, bu stratejiyi şöyle formüle etti: “Türkiye’de iki ayaklı bir masa var. Sizin oluşumlarınızın içerisinde sol hareketler de var. Ağırlıklı olarak Kürtler var. Diğer halklar da var. Siz de bir ayak olmak zorundasınız. Orada güç olacaksınız. Masa üçayaklı olursa düşmez. İki ayaklı masayı, sistem onu ne kadar korumaya çalışırsa da o sürekli yıkılmaya mahkumdur. Bunun için bizim oluşumumuz Kürtler, üçüncü ayaktır. Bu üçüncü ayağın oluşumu da büyüme ile olur.”

21 yıl sonra telefon

 İmralı’ya dair kaygılara Mart’tan itibaren salgın da eklendi. Hem avukatlar hem de ailelerin Bursa İnfaz Hakimliği’ne yaptıkları başvurular reddedildi. İmralı’ya götürülmeyen aileler, yakınları tarafından telefonla arandı. Öcalan, İmralı’ya konulduğu günden bu yana bu yönde hiçbir engel bulunmamasına rağmen fiili olarak uygulanan telefonla görüşme hakkını 21 yıl aradan sonra ilk kez kullanabildi.

Savcılık makamına çağrılan kardeşi Mehmet Öcalan ile 20 dakika süreyle yaptığı görüşmede Öcalan, Federe Kürdistan’da yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Öcalan, “Kürt’ü Kürt’e kırdırma politikası izleniyor ve bundan Kürtlerin hiçbir kazanımı olmayacaktır. Bu politika Türkiye halkının da çıkarına olmayacaktır. KDP, YNK, hiçbir Kürt hareketi, ‘İşte savaşırız bunun karşılığında bize devlet verirler’ gibi hesapların içerisine girmemeli. Bu ne kabul edilir ne de öyle olur. Kürtlerin birlik olması gerekiyor. Orada yaşayan insanların Kürt olduğu, olası akacak bir kanın altından kimse kalkamaz. Kürtlerin savaşa ve kana değil, barışa ve birliğe ihtiyacı var” yönünde mesajlar verdi.

1982’deki protokolü hatırlattı

 Neçirvan Barzani’nin babası İdris Barzani ile 1982’den imzalanan 10 maddelik protokolü hatırlatan Öcalan, protokol gereğince Kürtler arasında artık kan akmayacağı ve savaşın yaşanmaması gerektiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Talabani’nin de bu anlaşmadan haberi var. Bu anlaşma güncellenebilir. Şunu bilsinler; Kürtlerin birliği olmazsa kimse Kürtler için bir şey yapmaz, kimseye güvenmesinler. Kürtler arasında kanın dökülmesi asla kabul edilemez; halk da biz de kabul etmiyoruz…”

CPT  raporu

 Yapılan telefon görüşmelerinden bu yana Öcalan ve adadaki diğer isimlerden hiçbir haber yok. Uygulanan tecrit politikalarına karşı avukatların başvurusu üzerine 6-17 Mayıs 2019’da İmralı Cezaevi’ne giderek incelemelerde bulunan Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), hazırladığı raporu 5 Ağustos’ta açıkladı. 

İmralı’da iyileşme olmadığı belirtilen raporda, tutsaklara ilişkin güvenlik koşulları ile temel insan hakları arasında bir denge oluşturulması gerektiği vurgulanarak, düzenli aile ve avukat ziyaretlerinin yapılabileceği “kalıcı bir sistem” oluşturulması önerildi.

Yasağa devam

 CPT, bu konuda Türkiye’den adım atmasını beklerken 23 Eylül’de Bursa 2. İnfaz Hakimliği tarafından 6 aylık ‘avukat görüş yasağı’ kararı alındı. Avukatlar alınan bu kararı görüşmek için 2 Ekim’de yaptıkları başvuruya verilen cevapta öğrendi. “Disiplin cezası” gerekçe gösterilerek alınan karara delil olarak ise Öcalan’ın 2005 ve 2009 yılları arasında verilen hücre cezaları ile yine 2009 ‘da savunmasının devamı olarak AİHM’e sunduğu 156 sayfalık “Yol Haritası” gösterildi. Avukat yasağının hemen ardından aile görüşü ve 21 yıldır sadece bir defa yapılan telefon hakkı da yasaklandı. 

Türkiye’nin fotoğrafı

 İmralı’da kendisini bu şekilde gösteren tecrit, bugün Kürt sorunu özelinde sürdürülen siyasetinin beslediği savaş politikalarının sonucu olarak hem ekonomik, hem hak ve özgürlüklere yönelik getirilen kısıtlamalar ile tüm Türkiye ve Kuzey Kürdistan’a yayılmış durumda. Yurttaşları farklı biçimlerde etkiyen tecride son verilmesi konusunda birçok kampanya başlatılıp yine gerçekleştirilen eylem ve etkinliklerle Öcalan’ın özgürlük koşullarının sağlanması talebi dile getirildi. 

Açlık grevleri

 Bu yönlü atılan son adım ise cezaevlerindeki binlerce PKK ve PAJK’lı tutsak tarafından başlatılan açlık grevi oldu. 27 Kasım’da başlatılan açlık grevleri, süresiz-dönüşümlü olarak devam etse de taleplerinin karşılıksız bırakılması halinde eylemlerini süresiz-dönüşümsüz açlık grevine çevirecekleri uyarısında bulunuyorlar. 

İmralı tecridine dair yıl içerisinde şu gelişmeler yaşandı:   

*  31 Ocak: HDP Milletvekili Feleknaz Uca, Adalet Bakanı’na tecridin hukuki dayanağını sordu. 

* 15 Şubat: Komplonun 21. yıl dönümünde tecridin sonlandırılması ve Öcalan’ın özgürlüğü istendi. 

* Türkiye’ye gelen Uluslararası Barış Heyeti üyeleri, bulundukları temas ve yaptıkları açıklamalarla İmralı’da görüşmelerin kesilmesinin kaygı verici olduğunu söyledi. Adalet Bakanlığı ile görüşmek isteyen heyete yanıt verilmedi.

* 25 Şubat: Asrın Hukuk Bürosu avukatları, Avrupa Konseyi’ne bağlı İşkenceyi Önleme Komitesi’ne (CPT) başvuruda bulundu. 

* 27 Şubat: İçişleri Bakanı, İmralı Adası’nda yangın çıktığını açıkladı. 

* 28 Şubat: Yangın sonrası yakınlarıyla görüşmek üzere İmralı’ya gitmek için yola çıkan aileler, görüşmenin iptal edilmesiyle geri döndü.  

* 2 Mart: Aileler başvurularının kabul edilmesi ile İmralı’ya giderek yakınları ile görüştü.

*  27 Nisan: Salgından dolayı Öcalan ve İmralı’daki diğer tutsaklar aileleri ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Öcalan, bu hakkını 21 yıl sonra ilk kez kullanabildi.

*  19 Haziran: Avukatları, iletişim yasaklarına ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

*  16 Temmuz: Britanyalı sendikaların başlattıkları “Freedom for Öcalan (Öcalan’a özgürlük)” kampanyası kapsamında online miting düzenledi.

*  22 Temmuz: AYM, yapılan başvuruyu reddetti.

*  29 Temmuz: Avukatlar AYM’nin ret kararı üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu.

*  5 Ağustos: CPT, 6-17 Mayıs 2019 tarihlerinde İmralı Cezaevi’ne yaptığı incelemelere dair raporunu açıkladı. 

*  6 Ağustos: Asrın Hukuk Bürosu, CPT ve uluslararası insan hakları kurumlarına sorumluluk çağrısı yaptı.

*  12 Eylül : KCK, “Tecride, faşizme, işgale son özgürlüğü sağlama zamanı” şiarıyla hamle başlattı. 

*  2 Ekim: HDP, DTK, DBP ve TJA, “Birliği kuralım, tecridi kıralım, özgürlüğü sağlayalım” kampanyası başlattı.  

*  2 Ekim: İmralı’daki tutuklular hakkında 6 aylık ‘avukat görüş yasağı’ kararı alındığı anlaşıldı. 

*  7 Ekim: Avukatlar, 6 aylık avukat görüş yasağına karşı itirazı reddedildi.  

*  10 Ekim: Avukat görüş yasağının ardından Öcalan ve diğer tutsaklar hakkında 6 aylık ‘telefon görüş yasağı’ kararı alındı.

*  23 Ekim: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Daimi Komitesi, Türkiye’ye ilişkin İzleme Komitesi’nin raporunu onayladı. Raporda, “CPT’nin dile getirdiği tüm tavsiyeler hayata geçirilmeli” denildi.

*  27 Kasım: PKK ve PAJK’lı tutsaklar, Öcalan’a yönelik tecride karşı süresiz ve dönüşümlü açlık grevi eylemine başladı.

* 4 Aralık: Öcalan ve İmralı’daki diğer tutsaklara ilişkin verilen disiplin cezası ile ailelere ‘görüş yasağı’ getirildi.  İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.