Ankara, Amed'in hukukunu tanısın

Tuncer Bakırhan
- DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Ankara'nın Amed'in hukukunu tanıması halinde hem güçleneceğini hem de demokratikleşeceğini söyledi.
Kürtlerin egemen devletlerin başkentleriyle sorunları çözmek istediğine işaret eden DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, başkentlerin de buna saygı duyarak artık statükodan ve çözümsüzlükten vazgeçmelerini istedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, partisinin dünkü Grup Toplantısı'nda konuştu. Rêber Apo'nun, "Birinci çizgi İsrail çizgisidir. Bu savaşla hükmeden akıldır. İkinci çizgi İngiltere'nin başını çektiği çizgidir. Bu da dengeyle oyalayan statükocu bir akıldır. Üçüncü çizgi de demokrasi ve ortak yaşam çizgisidir. Yani uğruna bedeller ödediğimiz, mücadele ettiğimiz çizgidir. Bu demokratik bir toplum isteyen bir akıldır" dediğini aktaran Bakırhan, şimdi başta İran olmak üzere birçok yerde aslında bu üç çizginin mücadele ettiğini söyledi.
Tüm Ortadoğu'da olduğu gibi İran'da da demokrasi ve ortak yaşamı savunduklarını belirten Bakırhan, şöyle devam etti: "Kürtlerin de 2000 yıl üzerinde bir geçmiş tarihleri var bu coğrafyada. Bu gerçeği gözetmeyen her hegomanik ve bölgesel güç büyük bir yanılgı yaşar, kaybeder. Türkiye de artık eski kodlarla, eski korkularla değil, barış ve demokrasi eksenli akılcıl bir siyaset de bölgeye yaklaşmalıdır. Her konuşmamızda neredeyse standart bazı kelimeler var; barış, hukuk, demokrasi ve özgürlükler diyoruz. Buna inanıyoruz, bunun kavgasını yürütüyoruz ama birileri çıkıp hala o bayat sonuç almayan şeyleri tekrar edip duruyor. İyi Kürt, kötü Kürt ayrımı yapmaya devam ediyor. Bu dil, sorunları çözümsüz kılan bir dildir.
Başkentler ile çözüm
Kürt örgütleri ve liderleri, hem Ortadoğu'daki savaşta hem de İran'da süren savaşta en başından beri müzakereden yana olduklarını açıkladılar. Onun için Kürtleri ayıran dil dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın Kürt partilerinin ve önderlerinin hegemon ve emperyal güçlerden yana olmayan tutumlarına saygı istesinler. Kürtleri bölerek ve parçalayarak, farklı göstererek kimse bir yere varamaz. Açık söylüyoruz; Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentleriyle sorunlarını çözmek istiyor. Türkiye'de sorunumuz var, Ankara ile çözmek istiyoruz. Irak'taki Kürtler sorununu Irak devleti ile çözmek istiyor. Suriye'de bir sorun varsa bir muhatabı Kürtler ise diğer muhatapları Suriye yönetimidir. İran'da da Kürtler sorunlarını İran devleti ile çözmek istiyor. Kürtlerin bu başkentlerle çözmek istedikleri bu duruşuna saygı göstermeliler. Statükodan ve çözümsüzlükten vazgeçmeliler artık. Tahran, Mahabad’ın hakkını tanırsa İran güçlü olur. Şam, Kobanê'yi kabul ederse Suriye güçlenir. Bağdat, Hewlêr'in, Silêmanî'nin hakkını korursa Irak güçlenir. Ankara, Diyarbakır'ın hukukunu tanırsa güçlenir, büyür, demokratikleşir. Böyle bir perspektifle hem bölge ülkeleri hem de Kürtler kazanır. İşte kazan kazan politikası budur."
Teyit mekanizmasına tepki
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde önce-sonra ikilemi kurmanın, süreci teyit mekanizmasına havale etmenin, çözümü geciktirme çabası olduğun vurgulayan Bakırhan, şunları söyledi: "Bu çaba, sadece çözüm karşıtlarını cesaretlendirir ve süreci enfekte etme riski taşır. Barış eşzamanlı ve karşılıklı adım atma sürecidir. Barışın siyasal iklimini oluşturmak için de adımlar atılmalıdır. Sayın Bahçeli'nin dediği gibi artık atılacak adımlarla ilgili ne oyalanmaya ne de oyalamaya gerek var. Dün de Sayın Cumhurbaşkanı aynı şeyleri söyledi. Peki kime söylüyorlar bunu? Oyalanan kim, oyalayan kim? Adres kim, kim adım atacak? Dolayısıyla artık bu süreci yürütenler, karar vericiler, bir an önceliklerini çabuk tutarak bu meselenin çözümü konusunda atılması gereken adımları ivedi ile atmalıdırlar."
AİHM ve AYM kararları
Bunun için hiçbir yasal hazırlığa gerek kalmadan AİHM ve AYM kararlarının uygulanabileceğini kaydeden Bakırhan, halkın iradesine çökmüş kayyumların kaldırılabileceğini belirtti. Bakırhan, şöyle konuştu: "Adımlar birlikte atılırsa güven oluşur. Güven oluşursa yol açılır, demokrasi gelir. Türkiye'de hukuk eğilip bükülüyor. İktidara ayrı, muhalefete ayrı hukuk olmaz. Güçlüye ayrı, güçsüze ayrı hukuk olmaz. Zengine ayrı yoksula ayrı hukuk olmaz. Bizim DEM Parti olarak çizgimiz nettir. Yolsuzluk iddiası sonuna kadar araştırılmalıdır. Yerel yönetimler dahil olmak üzere her düzeyde tam şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlanmalıdır. Tam da bu nedenle kişiye göre değil, herkese göre işleyecek güçlü bir siyasi etik yasasına ihtiyaç var. Bu etik yasası artık ertelenemez."














