"Tutuklu ve hükümlülerin avukatları aracılığıyla 'örgütü' yönettiği tespit edilirse 6 ay boyunca görüşmenin engellenmesini" öngören yasaya tepki gösteren Avukat Kamil Tekin Sürek, AKP Hükümeti'nin, savunma hakkına yönelik yeni bir saldırıda bulunduğuna dikkat çekti ve şu tespitte bulundu: "Avukat ile müvekkilin görüşme hakkı, savunma hakkının en temel unsurlarından biridir. Kısıtlanamaz, engellenemez, dinlenemez. Avukat, suça ve suçluya ortak oluyor gerekçesi bu hakkın kısıtlanmasının gerekçesi olamaz. AKP, güya insani bir düzenleme yapıyor, tutukluların yakınlarının cenazesine ya da hastalığında ziyaretine gitmesini sağlayacakmış gibi yapıp, savunma hakkını kısıtlamaya girişti. Bu, ayrıca, ikiyüzlülüktür. Avukatın müvekkili ile 'terör örgütü' arasında aracılık yaptığı belirlenirse, bu avukat için 6 ay görüşme yasağı konacak ve bu süre içinde baronun görevlendireceği bir avukat o kişiye hukuki yardımda bulunacak! Bu düzenleme ile tutuklunun avukat seçme hakkını elinden almak istiyorlar. İstedikleri avukatı sözü edilen aracılık ile suçlayıp müvekkili ile görüşmesini engelleyebilirler ve onun yerine barodan atanmış bir avukat görevlendirebilirler. Üstelik barodan atanacak avukatın görüşmeleri de sözkonusu kanunla dinlenebilecek."
Avukat Sürek, "Kürtleri ve liderlerini hedefleyen bir yasal düzenleme" diyerek, ekledi: "Ama, sadece onlarla sınırlı değil. Bu yasaklama ve kısıtlamalar herkese uygulanacak. Sadece Öcalan için çıkarılıyormuş gibi gösterilen bir yasal düzenleme, Öcalan'ın savunma hakkını kısıtlayacağı gibi, herkesin de savunma hakkını kısıtlayacak. Bu nedenle hiç kimse, hiçbir çevre 'düzenleme beni ilgilendirmiyor' diye düşünmemeli."

'Keyfi ve intikamcı infaz'

Öcalan'a yönelik 6 aylık görüşme engelini de değerlendiren Avukat Sürek, "Ne kadar yüksek hapis cezası alırsa alsın, kişinin hapislikten kurtulma ihtimali olmalıdır. Bu konuyu AİHM' ne götürdük. Sanırım, oradan olumlu bir karar çıkacak. Ağırlaştırılmış müebbet cezasına mahkum edilmiş hükümlülere yönelik insani olmayan pek çok tecrit uygulaması var. Havalandırma saatlerinin azlığı, görüş ve sosyal aktivitelerden kısıtlama vs. Öcalan'a bunlar dışında ayrıca yasada olmayan özel kısıtlama uygulanıyor. Keyfi bir uygulama var. Bahanelerle 'disiplin' adında cezalandırmalara gidiyorlar. Bunlar modern devletlerde olmaması gereken uygulamalar. Keyfi, intikamcı infaz uygulamaları ortaçağın zindancıları tarafından uygulanıyordu" değerlendirmesinde bulundu.

'Tecrit katmerleşiyor'

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkan Yardımcısı Avukat Münip Ermiş de, Öcalan'a yönelik tecride yasal dayanak kazandırılmasına itiraz edenlerden. Avukat Ermiş, "Bu yasayla kısıtlama sadece avukatları değil, hükümlünün tüm yakınlarını da kapsamaktadır.  Ayrıca sanki bu konuda düzenleme olmadığı iddiası da doğru değil. Çünkü, İnfaz Kanununun 59. maddesinin 4. fıkrasında bu konuda zaten düzenleme vardır. İmralı'daki avukat görüşmelerinin 2005'ten sonraki görüşmelerinin kayda alınmasındaki hukuksal zeminini bu madde sağlamıştır" şeklinde konuştu.
AKP'nin bu hamlesinin, özellikle siyasi hükümlüler için tecridin daha da katmerleştirmesi anlamı taşıyacağına değinen Ermiş, "Ayrıca bu yasanın 116. maddesinin so  cümlesindeki 59. madde düzenlemesinin tutuklular hakkında da uygulanabileceği hükmü karşısında,  böyle bir yasak sadece  hükümlüleri değil  tutukluları da etkileyecektir" diye ekledi.

'Uluslararası hukuka aykırı'

AKP'nin çıkarmaya soyunduğu yasayı, "Bir baskı yasası" şeklinde niteleyen ÇHD Genel Başkan Yardımcısı Ermiş, "Şunu da söylemeliyiz ki; yasa sadece İmralı'yı değil tüm ceza infaz rejimini düzenlemektedir. Bu değişikliğe karşı toplumsal duyarlılığın artırılması açısından bunu öncelikle söylemek gerekir" dedi.
Yasanın uluslararası hukukta yeri olmadığını belirten Ermiş, şu bilgileri verdi: "İnsan Hakları Hukuk açısından bu yasa 'Herkesin kendini savunma ve kendi seçeceği bir avukatın hukuki yardımından yararlanma hakkı' olduğunu söyleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 3. fıkrasına; 'Kimseye suç sayılmayan bir fiil veya ihmalden dolayı ceza verilemeyeceğini' öngören 7.maddeye; 'Hiçbir kimsenin onur kırıcı ceza veya işleme tabi tutulamayacağını söyleyen' ve işkence yasağını düzenleyen sözleşmenin 3. maddesine açıkça aykırıdır."

Coşkun: Hukuk devleti ilkesine aykırı

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Vahap Coşkun da, AKP'nin düzenlemesini şöyle eleştirdi: "Bu yasal değişikliğin çerçevesini, Öcalan veya başka herhangi bir tutuklunun/hükümlünün bu yasal değişiklikten faydalanmamasını garanti altına alacak bir şekilde düzenlemek, hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. Hukuk devletinde -bazı istisnai durumların haricinde- kişiye özel yasa yapılamaz. Özel olarak bir kişiyi hak sahibi kılmak veya bir kişiyi cezalandırmak amacı güden yasal düzenlemelere başvurmak hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırılamaz."


ALİ BARIŞ KURT - İSTANBUL