Öcalan’ın avukatı Mazlum Dinç, tecridin anayasal bir suç olduğunu belirtirken, sivil toplum örgütleri “Heyet, acilen İmralı’ya gitmeli” çağrısında bulundu. HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ise “Süreci provoke edecek, süreci gerecek tutum ve yaklaşımlardan uzak durulması gerekiyor” dedi. 

Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın hükümet yetkilileri ve İmralı Heyeti’nin 28 Şubat’ta Dolmabahçe’de birlikte açıkladığı 10 maddelik deklarasyonu ‘doğru bulmadığını‘, izleme heyetinin adaya gitmesine karşı olduğunu açıklamasının ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a tecrit uygulanıyor. Öcalan en son 5 Nisan’da HDP heyeti ile görüştü. Aradan geçen 2 ayı aşkın süre (79 gün) içinde ne heyetin İmralı’ya gidişine izin verildi ne de deklerasyonla taahhüt altına alınan izleme heyetiyle ilgili adım atıldı. İmralı Heyeti, 7 Haziran seçimleri sürecinde hükümetin dondurduğu çözüm sürecinin kaldığı yerden devam etmesi ve en kısa sürede İmralı’ya gitmek için 22 Haziran’da Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Aradan 10 gün geçti ancak heyet hala adaya gidemedi. 


Aile görüşüne de ret

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ailesinin adaya gitmek için yaptığı başvuraya da ret cevabı verildi. Yasal prosedüre göre vasi ve ailenin Öcalan ile iki haftada bir görüşmesi hakkı var. Eylül 2014’ten itibaren adaya götürülmeyen ailelere “gemi onarımda” denilerek görüşmenin yapılamayacağı bildirildi. 

Öcalan’ın avukatlarının da 27 Temmuz 2011’den itibaren ‘gemi arızalı, hava muhalefeti’ gerekçeleriyle yaklaşık 4 yıldır İmralı’ya gidişi engelliyor. 


400 başvuru reddedildi

ANF’ye konuşan Öcalan’ın vasisi ve avukatı Mazlum Dinç, uygulanan ağırlaştırılmış tecridin anayasal bir suç olduğunu söyledi. Yasal olarak avukat-müvekkil görüşlerinin engellenemeyeceği hatırlatan Dinç, ancak buna rağmen Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının 4 yıl içinde yaptıkları 400 başvurunun ciddiyetsiz gerekçelerle reddedildiğini belirtti. Dinç, “Kendilerince Sayın Öcalan’a yönelik tecridi, Kürt halkına ve Kürt hareketine karşı bir şantaj olarak kullanıyorlar” dedi. 


Anayasal suçtur

Müvekkili Öcalan’a yönelik tecrit ve hak gasplarının anayasal bir suç olduğunu vurgulayan Dinç, hem iç hukuk hem de uluslararası alanda girişimlerde bulunduklarını ifade etti. Aynı zamanda alenen suç işleyen Adalet Bakanı ve dönemin Başbakanı Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduklarını aktaran Dinç, “Ancak gerek iç hukuktan gerekse Avrupa Konseyi bünyesinde işlev gören CPT’den etkili bir sonuç alamadık. Bir an önce Sayın Öcalan üzerinde tecride son verilmeli ve müzakerelerin eşit bir şekilde başlaması için Öcalan’ın sağlık-güvenlik-özgürlük koşullarının sağlanması gerekiyor” diye konuştu. 


Heyet adaya gitmeli

Amed’deki sivil toplum örgütleri de Öcalan’a yönelik tecride son verilmesi ve İmralı Heyeti’nin bir an evvel adaya gidişinin önünün açılmasını istedi. KESK Amed Dönem Sözcüsü Mesut Kılıçarslan, çözüm süreciyle beraber bölgenin nefes aldığını  belirterek, sürecin kaldığı yerden devam etmesini ve tarafların tekrardan masaya oturmasını istediklerini söyledi. Dolmabahçe Deklarasyonu’nun askıya alınmasını doğru bulmadıklarını ifade eden Kılıçarslan, “En yakın zamanda hayata geçirilmesini umuyoruz. Bu metin ülkeye barış ve huzur getirecek” dedi.

MAZLUM-DER Amed Şube Başkanı Ali İhsan Gültekin de çözüm süreciyle beraber geçici süreliğini de olsa çatışma sürecinin bertaraf edildiğini ifade ederek, “Gözlemci bir heyetin derhal oluşturularak İmralı‘ya gidip, Öcalan’la görüşmesi ve sürecin kalındığı yerden daha güçlü bir şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor” diye konuştu. 


Kaos Türkiye’ye de sıçrar

Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Servet Özen de İmralı Heyeti’nin Öcalan ile görüşmesine izin verilmesi gerektiğinin altını çizerek, aksi taktirde Ortadoğu coğrafyasında var olan kaotik ortamın Türkiye’ye sıçrayabileceği uyarısında bulundu. 

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Cafer Koluman ise “Seçim sonuçları, Sayın Öcalan’ın düşüncelerinin ne kadar gerçekçi olduğunun ve artık savaş politikalarının tutmayacağının kanıtıdır” dedi.  


Yüksekdağ: Tecrit gerilim yaratıyor

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Türkiye’de iktidar kadar güçlü bir anamuhalefete de ihtiyaç olduğunu belirterek, “Bu ülke 13 yıl güçlü bir muhalefet olmadığı için kaybetti” dedi. Meclis’te milletvekili kaydını yaptırdıktan sonra basına kısa bir açıklama yapan Yüksekdağ, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecride de işaret etti. Tecridin süreci provoke etmeye yönelik olduğunu vurgulayan Yüksekdağ, Adalet Bakanlığı’na yaptıkları ziyaret başvurusuna henüz yanıt verilmediğini söyledi. Yüksekdağ, “İki ayı aşkın zamandır İmralı‘ya heyetimizin gidişi engelleniyor. Süreci provoke edecek, süreci gerecek tutum ve yaklaşımlardan uzak durulması gerekiyor. Sayın Öcalan’ın üzerindeki tecrit de gerilim yaratma politikasının ürünüdür. Sayın Öcalan’ın rolünü oynaması sağlanmalıdır” diye konuştu. 


 HABER MERKEZİ




HDK: Görüşmeler başlamalı



HDK, “Öcalan’a uygulanan tecride bir an önce son verilmeli ve görüşmeler başlatılmalıdır” dedi. 

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 21 Haziran’da düzenlediği genel meclis toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı. “Meclis ve yeni kurulacak hükümet, halklarımızın iradesine saygı göstermeli, bu iradenin işaret ettiği politikaları hayata geçirmelidir” diyen HDK, şöyle devam etti: “Türkiye’nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı sosyal yapısını temel alan, emekten, emekçiden yana, demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, sosyal ve ekolojik bir anayasayı hızla hazırlamaya başlamalı, yol temizliği anlamında tüm anti demokratik yasaların bir an evvel kaldırılması sağlamalıdır. Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümü için gerekli adımlar hızla atılmalıdır.”

Öcalan’a uygulanan tecride bir an önce son verilmesi ve görüşmelerin başlatılmasını isteyen HDK, “Sürecin ilerlemesi için tecridin kaldırılması ve gerekli somut adımların hızla hayata geçirilmesi çağrımızı buradan bir kez daha yineliyoruz” dedi. 



 DBP: Öcalan olmadan süreç yürümez



DBP Eşbaşkanı Emine Ayna, çözüm ve barış sürecinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olmadan sürdürülemeyeceğini belirtti. 

Van’da “Önderliğine Sahip Çık” etkinliği kapsamında düzenlenen panelde konuşan Ayna, “Halklar mücadele ettiği sürece devlet müzakere edecektir. AKP’yi iktidara taşıyan iki şey vardı. ‘İnanç özgürlüğünü sağlayacağım ve Kürt sorununu çözeceğim’ dedi. Kürtler Kürt sorununun çözümü için AKP’ye emanet oy verdiler. Halklar, yüzde 40 oyla aslında AKP’ye bir uyarı yaptı. ‘Bu sorunları çöz’ dediler. AKP’yi de Erdoğan’ı da çözüme zorlamak zorundayız. Heyetin bir an önce gidip görüşme yapması gerekiyor. Önderlik olmadan çözüm ve barış süreci sürdürülemez” diye konuştu.