Sosyal medya üzeri Kürtlerin tehcir edilmesi kampanyası başlatılmış. Böyle bir kampanyayı kimler başlatmış bir şey diyemeyiz. Ancak Erdoğan’ın gerçekleştirdiği faşist ittifakın bileşenlerinden biri tarafından yapıldığı kesindir. AKP faşizminin böyle bir şeyi açık yapması ve savunması zordur. Ancak Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’li yetkililerinin yaptığı konuşmalar ve tutumların bu tür eğilimleri cesaretlendirip ortaya çıkardığı açıktır. AKP’nin yaptığı, yaptırmak istediği, ancak açık söyleyemediği ittifakları tarafından dillendirilmiştir. 

Türkiye’de soykırım ve tehcir politikası 1925 yılından beri bilinçli ve planlı bir biçimde sürdürülmektedir. Kuşkusuz öncesi de vardır. Ancak bilinçli ve planlı sürdürülmesi 1925’le yoğunlaştırılmıştır. Dolayısıyla bu politika yeni değildir. Belki Ermeni Soykırımı gibi bir iki yılda tamamlanmamış, ancak zamana yayılmış bir soykırım ve tehcir politikası yürütülmüştür. 1926’da hazırlanan ve pratiğe konulan Şark Islahat Planı, asimilasyon, tehcir ve soykırım programı ve planlamasıdır. Bugün Türkiye şehirlerine ve Avrupa’ya on milyondan fazla Kürt göçertilmişse, bu tehcir ve soykırım politikası değil de nedir? Fırat’ın batısı tümden Kürtsüzleştirilmişse bu tehcir ve soykırım değil midir? Erzincan ve Serhat alanı olarak ifade edilen Kars, Erzurum ve çevresindeki şehirlerde Kürtlerin topraklarından koparılması tehcir ve soykırım değil midir? Yakın zamana kadar İstanbul’da en fazla Karslılar ve Sivaslılar vardı. Bunların yüzde 90’ı da Kürtlerdi. Böylece Kürt coğrafyasının nüfus oranı bozulmuş, bu alanlar Türkleştirmeye tabii tutulmuştur. 

Aslında şimdi sosyal medya üzeri Kürtleri tehcir edelim kampanyası bir yönüyle de Türk devletinin şimdiye kadar uyguladığı tehcir ve soykırım politikasının üstünü örtmek anlamına geliyor. Sanki tehcir ve soykırım politikası şimdiye kadar yokmuş da yeni yapılacakmış gibi bir algı ortaya çıkarılıyor. 

Türkiye’de tüm hükümetler soykırım ve tehcir hükümeti olmuştur. Tüm ekonomik, kültürel ve sosyal politikalar asimilasyon, tehcir ve soykırım amaçlı şekillendirilmiştir. AKP iktidarı yürüttüğü savaşla birlikte bu tehcir ve soykırım politikalarını daha da yoğunlaştırmıştır. Nasıl ki I. Dünya Savaşında Ermeniler, II. Dünya Savaşında Yahudiler soykırıma uğratılmışsa, AKP iktidarı da Ortadoğu’da süren III. Dünya Savaşı ortamında Kürtleri halletmeyi hesaplamaktadır. 

Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti zaten şehirleri yıkıp yeni yerler yapacağız, bu şehirleri taşıyacağız diyerek III. Dünya Savaşı içinde tehcir ve soykırım adımlarını yoğunlaştıracağını ortaya koymuştur. Suriyeli mülteciler ve başka yerden getireceklerini Kürdistan’a yerleştirerek Kürtleri yerlerinden etme ile tehcirin bir biçimi gerçekleştirilecektir. Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti Kürdistan’ı yaşanmaz hale getirerek bu hesabını hızla pratikleştirmeyi amaçlamıştır. Nitekim şimdiye kadar yüz binlerce insan yerlerinden edilmiştir. On binlercesinin Başurê Kurdîstan’a gidişi teşvik edilmiştir. Tüm bunlar, tehcir temelinde soykırımı yaygınlaştırmak ve derinleştirmek amaçlı yapılmaktadır. 

Erdoğan şefliğindeki yeni hükümet asimilasyon, tehcir ve soykırım politikasına hız vermeyi planlamıştır. Erdoğan, başkanlık sistemini de esas olarak içeride ve dışarıda önüne engel çıkmadan hızlı karar alıp uygulayan bir iktidar olmak için istemektedir. Bu iç ve dış politikanın amacı ise, Bakurê Kurdîstan’da soykırım politikasını yoğunlaştırarak yürütmek, dışarıda ise Kürt düşmanı soykırımcı politik güçlerle birlikte Kürtlerin Ortadoğu’da ulusal bir topluluk olarak özgür ve demokratik yaşamlarını önlemektir; nihai olarak da Kürtleri Ortadoğu’da bitirmek ya da en marjinal düzeye getirmektir. Bu açıdan Erdoğan parti içinde ve dışındaki Kürt düşmanlarını esas alan bir politikaya yönelmiştir. Bunu yaparken, bazı işbirlikçi hain Kürtleri de bu politikanın örtüsü yapacaktır. 

Dikkat edilirse bir taraftan tehcir ve soykırım politikalarına ağırlık verilirken, diğer taraftan kalkınma ve yeniden yapılanmadan söz edilmektedir. Yıkma, yakma, tehcir etmeyle bu yatırım ve kalkınma denilen politika soykırım madalyasının iki yüzüdür. AKP faşizmi Kürt şehirlerini yakıp yıktıktan sonra bu şehirleri ve kasabaları askeri ve polisiye olarak hakim olmaya uygun; sosyal ve kültürel olarak da bitirmeye imkan veren bir imar planı ile yapmayı düşünmektedir. Kalkınma adına başta kimi işbirlikçiler olmak üzere bazı Kürtlere ekonomik imkan tanınarak bu soykırım politikalarının sosyal temeli yaratılacaktır. 

Şimdi de orta sınıf denilen toplumsal kesimin bir kısmını yanına çekmek için kalkınmadan, yatırımdan dem vurmaktadır. Sanki Kürdistan’ın, Kürtlerin temel sorunu buymuş gibi. Son bir yılda şu görüldü ki, özgürlük ve demokrasi olmazsa soykırımcı devlet gerektiğinde Kürdistan’da her şeyi yakıp yıkmaktadır. Şehirleri ve köyleri yasak bölge ilan ederek tüm ekonomik ve sosyal yaşamı öldürmektedir. Bu açıdan özgür ve demokratik yaşamı hedeflemeyen her kalkınma söylemi ve pratiği de soykırımcı sömürgecilik pratiğidir. Nitekim şimdiye kadar böyle olmuştur. Sadece ve sadece Kürt halkının özyönetimi, özerkliği ve özgürlüğüne dayalı bir yatırım politikasının anlamı olur. Yoksa şimdiye kadar olduğu gibi aldatma ve sadece kültürel soykırımcı sisteme fazla itiraz etmeyecek bir sosyal kesim yaratmaktan başka bir anlam ifade etmeyecektir. 

Kürtler özgür ve demokratik yaşam mücadelesi verdiğinde Kürdistan’ı yakıp yıkma bu anlama gelmektedir. Teslim olursanız; özgür ve demokratik yaşam mücadelesi içinde olmazsanız yiyip içip tozabilirsiniz; ancak soykırımcı sistemi kabul etmezseniz dünyayı başınıza yıkarız demektedirler. Bu gerçeği görüp anlamamak, her Kürt ve demokrasi güçleri için kafayı kuma gömmek olur. 

Sosyal medyada gündeme konulan tehcir her ne kadar AKP’liler tarafından sahiplenilmese de zihniyetleri ve pratikleri budur. AKP’liler de direnirseniz başınıza her şey getiririz demiyorlar mı ve bunun pratiğini yapmıyorlar mı? Bu açıdan tüm Kürtler ve demokrasi güçleri AKP gerçeğini görmeli, tehcir ve soykırım politikasını başka yerde aramamalıdır. Tayyip Erdoğan 19. Yüzyılın sonundan başlamak üzere şimdiye kadar Kürtler üzerinde uygulanan tedip, tenkil, tehcir ve terbiye politikalarının günümüzdeki temsilcisidir.


Hüseyin Ali