Recep Tayyip Erdoğan sarayda oturmuş Hitler'in Almanya'da faşizmi inşa ederken önünü açan modeli detaylı incelemiş. Sonuç olarak ikinci bölüşüm savaşının uygulayıcısını var eden sistemi kendisine rehber seçmiş. Oradan hareketle de "üniter yapılarda da başkanlık -führer- sistemi oluyor ee o zaman bizde de olur" hükmüne varmış.
Daha sonra cumhurbaşkanlığı tarafından düzeltilmeye çalışılan açıklamada aynen şöyle diyor Erdoğan:
"Üniter devlette başkanlık sistemi yok diye bir şey yok. Şu anda zaten bunun dünyada örneği var geçmişten bu yana da var. Yani Hitler Almanya'sına baktığınızda orda da bunu görürsünüz daha sonra değişik ülkelerde yine aynı şekilde bunun örneklerini görürsünüz. Yeter ki bütün mesele o başkanlık sisteminin uygulamada halkını rahatsız eden bir yapısı olmasın karakteri olmasın. Yani uygulamada siz eğer adalet dağıtıyorsanız halkın aradığı beklediği nedir adalet. Bu olduğu anda zaten sıkıntı olmaz."
Bu Erdoğan’ın ilk "Müslüman" führer olma eğilimini-hesabını gizleme ihtiyacı duymadan deklare edişidir. Führer, Hitler tarafından, "tek halk, tek imparatorluk ve tek lider" anlamında kullanılmıştır. Bu size bir şey hatırlatmadı mı?
Önümüzdeki günlerde bu konuda daha detaylı açıklamalar geleceği açık. Özellikle AKP kurmaylarından bu modele ilişkin destekleyici açıklamalar duyacağımız muhakkak. Erdoğan’ın sözlerinin başında yer alan Hitler öykünmesi birkaç satır sonra ete kemiğe bürünerek somutlaşıyor. Erdoğan "adalet dağıtmaktan" söz ediyor. Bir führer ancak adaleti iaşe gibi dağıtılacak bir nesneye indirgeyebilir. Adaleti bir eşitler ilişkisi olarak görmeyenler ancak "adaleti" dağıtmaktan söz eder.
Saray kadroları da bu açıklamaların vahametini kavramış olacaklar ki Erdoğan’ın "yanlış" anlaşıldığını izaha çalışılan cumhurbaşkanlığı açıklamasında, "Hem parlamenter hem de başkanlık sisteminde esas olan, "http://www.hurriyet.com.tr/index/adalet" adalet ilkesinin uygulanması ve halkın beklentilerinin karşılanmasıdır" denilerek adaletin "dağıtılacak" bir şey olmadığı "uygulanması" gerektiği şeklinde düzeltilme ihtiyacı hissedilmiş.
Gelin görün ki, acemice sahnelenen bir tulûat tiyatrosu kıvamındaki köprüden adam kurtarma gösterisinde bile canını kurtaracağı vatandaşı ayağına çağıran bir egoyu kendi kadroları da frenleyemez, düzeltemez.
İşin daha vahimi Erdoğan bu konuda yalnız değil. Saray dışında da kadroları hazır.
Suudi Arabistan gezisi dönüşü Erdoğan ile bir "gazeteci" arasında yaşanan soru cevap ibretlik bir vesika sayılır. Soru şöyle:
"HDP Eşbaşkanlarının anayasal suç niteliğinde açıklamaları var. Parti kapatmalar eskide kaldı ama beyanlar için değerlendirmeniz nedir?"
Gazeteci, "HDP Eşbaşkanları’nın anayasal suç niteliğinde açıklamaları var" diyerek hükmü veriyor. Erdoğan’a da adaleti dağıtmak kalıyor.
Cevaben, "İki eşbaşkanın yaptığı açıklamalar kesinlikle "http://www.hurriyet.com.tr/index/anayasa" anayasa suçu. Haklarında cumhuriyet başsavcılıklarının başlattıkları süreçler var. Bu konular takip edilmeli. Parti kapatma olayı gündeme dahi gelmemeli. Ama suçu irtikap eden milletvekili, belediye başkanı veya başkaları olabilir. Bunlar bunun bedelini ödemek durumundadır. Diyarbakır ve Ankara başsavcılıklarının başlattığı soruşturmaları da bu çerçevede değerlendirmek lazım. Dokunulmazlıklarının kaldırılması suretiyle başlayacak süreç, inanıyorum ki terörle mücadele açısından ülkemizdeki havayı da olumlu yönde etkileyecektir. Ülkeyi parçalayıp bölmeye yönelik mesajları kabul etmemiz mümkün değil. Devlet içinde devleti kabul etmemiz asla mümkün değil. Bunlara karşı gerekli cevabın verilmesi, müeyyide uygulanması, yargı mekanizmasının devreye girmesi suretiyle atılması gereken adımlar var. Meclis’te 160’ı aşkın dosyaları var. Bunlar gözden geçirildiği zaman neyi kapsıyor, masaya yatırılacak ve ona göre adım atılacaktır" diyen Erdoğan’ın "adaleti" eşbaşkanlarla sınırlı değil. Kapsamı geniş. Milletvekilleri ve belediye başkanlarını da alıyor hedefe. Aslında Kürt sivil siyasetinin küllem yekün cezalandırılmasına, kadrolarının bertaraf edilmesine hükmediyor. Bunu yaparken gerekli "adımlar atılacaktır" diyerek "bağımsız Türk yargısının" yerine konuşuyor. TBMM’ye de dokunulmazlıkları kaldırın talimatı veriyor. NATO’nun en büyük ikinci ordusunun Kürdistan’da kaybetti itibarı da dokunulmazlıkları kaldırarak telafi edecek Erdoğan.
Bir çok AB üyesi ülkede hala Hitler faşizminin sembollerini taşımak, bu ideolojiyi açıktan savunan partiler kurmak yasak. İnsanlığın lanetli bir dönemini temsil eden Hitler faşizmini kendine örnek alan hem de "Müslüman" bir iktidarın insanlığa sunabileceği ne olabilir?
Herkes farkında Avrupa’da yükselen sağ Ankara’da Hitler faşizmi olarak hortladı. İngiliz The Times Gazetesi, "Erdoğan Türkiye’nin Hitler’i olmak istiyor" derken,
ABD’li siyaset profesörü John A. Tures’un Huffington Post’ta yer alan, "Bu demeç demokratik bir siyasiden gelseydi, bir gaf veya kötü bir espri olarak değerlendirilebilirdi. Ancak otoriter Erdoğan için bu, bir diktatörün duygularını gösteren ender bir dürüstlük anı" değerlendirmesi Batı’nın bakışını göstermesi bakımından çok dikkat çekici.