Orhan Bursalı "eğer ordu darbe yaparsa…" diye başlayan ABD’li stratejist Michael Rubin’in yazısına fena halde bozulmuş. Ordu darbe yaparsa Rubinler istediği için yapmazmış. 

Ordu darbe yaparsa memleket "bölünüyor" diye yaparmış.

Yani yarın bir darbe olsa, ulusalcı "Rubin istediği için değil, vatan bölünmesin diye" yapıldı diyecek. Yani "milli ve yerli bir darbe…"

Eğer bu ve benzer yazıların miktarı artarsa, bilin ki darbe "yakındır." Hem de "en beynelmilel" cinsinden,

Yazar bir de şu "darbesel, ulusal, laiksel" gerekçeyi eklemiş: "Atatürk Cumhuriyetinden, Erdoğan Cumhuriyetine" yürüyüş…

Şimdi geçen gün gazetelere yansıyan bir habere değinelim. Cumhurbaşkanı Erdoğan Harp Akademilerinde bir konuşma yaptı. Garip ama, dünya meseleleri, bölgesel askeri durum hakkında bilgiler ve Türk endüstrisinin ürettiği milli ve acayip silahlar hakkında konuşmadı. Can Dündar ve Erdem Gül’ün mahkemesi, tüm NATO ülkesi konsoloslarının duruşmaya katılması hakkında konuştu.

Ama asıl tuhaflık başka…

Ulusalcının "milli ordusu" açısından" işler iyice çetrefilli. Şimdi Erdoğan’ın konuşmasından, bir bölümü birlikte okuyalım:

"Her fırsatta söylüyorum, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Sizlerin huzurunda buna bir de tek ordu, tek komutan vurgusunu da eklemek isterim. Anayasamızın 117'nci maddesi, 'Başkomutanlık TBMM'nin manevi varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur' diyor. Yine aynı maddenin devamında da, 'Genelkurmay Başkanı, silahlı kuvvetlerin komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanı namına yerine getirir' ifadesi yer alıyor. Buna göre, burada bulunan tüm subaylarımız, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensupları, Başkomutan sıfatıyla benim yakın mesai arkadaşlarımdır."

Şu anda TBMM tarafından her hangi bir devlete karşı savaş ilan edilmediğine göre…

Ve PKK’ye karşı savaş, Türk devleti tarafından "savaş" değil, "terörle mücadele" ya da "asayiş meselesi" sayıldığına göre…

Cumhurbaşkanı ancak savaşta ‘başkomutan sıfatıyla" konuşabileceğine göre…

Erdoğan nasıl oluyor da "başkomutan sıfatıyla" konuşuyor?

Haberimiz olmadan ABD’ye karşı savaş mı açtık?

Rusya ile savaşa mı bulaştık?

Ne oluyor?

Ne oluyor da, Erdoğan Harp Akademilerinde "biliniz ki, artık başkomutanınız benim, Akar değil" anlamına gelen, "tek ordu, tek komutan" diyebiliyor ve "o tek komutan da bendenizim" diye lafını bağlıyor?

Erdoğan, tıpkı Davutoğlu’na yaptığı gibi yapıyor. Ona dedi ki, Anayasaya göre icranın başı Cumhurbaşkanıdır… Yani Başbakan da benim… O günden beri Davutoğlu başı kesilmiş tavuk gibi çırpınıyor. Şimdi de dedi ki, Anayasaya göre ordunun başı Cumhurbaşkanıdır… Yani Başkomutan benim…

Akar ne yapacak?

Buyurun size bir "darbesel" soru…

Bana öyle geliyor ki, ortada savaş hali olmadığı halde "tek ordu, tek komutan, o da anlı şanlı Erdoğan" denerek atılan bu adım, Pentagon’da, CIA koridorlarında Sisi tarzı bir darbe hazırlığına karşı verilmiş, en büyük yanıt oluyor. Erdoğan bizzat, darbe olursa bunu ordu yapacağı için, ordunun da iplerini kendi eline alacağını bütün dünyaya duyuruyor.

Ben de buradan, bir "darbe ihtimali" var mı, sorusunun pozitif yanıt ürettiğini düşünmekteyim…

Bu tartışma ne işe yarar diye sorarsanız, yanıtım şudur:

Rubinlerin darbesinden "AKP içinde alternatif" çıkacağını düşünen ve "oturdukları" yerden "Erdoğansız Türkiye’nin" iktidarına kurulacaklarını hayal edenler, dereyi görmeden paçayı sıvamasınlar.

Eninde sonunda böyle bir Amerikancı darbe olabilir olmasına da, o olmadan AKP içinde "ikbal bekleyenler" okka altına gidebilir.

Doğrusu şudur: "Erdoğansız Türkiye" isteyen AKP’liler, darbe bekleyeceklerine, bir an önce CHP ve HDP’yle işbirliğine girmeli ve bugünkü kaostan "parlamenter ve barışçı yolla" kurtulmanın "son şansını" kullanmalı…

Çünkü sonrası dehşetli bir şey olacak…

Kürdün ve sosyalistin ömrü bu "dehşetli şeylerin" içinde geçti. Biz bir çıkış yolu buluruz da, size ne olur bilemem…