BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, geçici barışı kalıcı barışa dönüştürmenin tek yolunun demokratikleşme olduğunu ifade ederek, hükümeti önümüzdeki süreçlerde düzenleyecekleri dört konferansa katılmaya çağırdı. "Hükümet bu süreci heba ederse ne olur?" sorusun soran Demirtaş, "Biz örgütlü bir toplumuz. Çaresiz değiliz. Hükümetin ketum davranması durumunda kaybedeceği açıktır" ifadesini kullandı.

Demirtaş partisinin grup toplantısında konuştu. Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Komite (ICAD) Türkiye Senksiyonu'nun 17-31 Mayıs tarihlerini Uluslararası Kayıplarla Mücadele Haftası olarak ilan ettiğini hatırlatan Demirtaş, Türkiye gibi gözaltında kayıpların yoğun olduğu bir ülkede duyarlılığın arttırılması için haftanın önemine değindi. Demirtaş, Türkiye'de demokrasinin tartışıldığı bu günlerde geçmişle yüzleşmek için gerçeklerin gözönünde bulundurulması gerektiğine dikkat çekti. AKP'nin Birleşmiş Milletler'inin kayıplar ile ilgili bildirgesine hala imza atmadığını anımsatan Demirtaş, bunun demokrasi adına utanç verici olduğuna vurgu yaptı. Yakın tarihte ortaya çıkan tüm bu suçların aydınlatılmamasının suçlara ortak olmak anlamına geldiğine işaret eden Demirtaş herkesi sorumluluk sahibi olmaya davet etti.
Başbakan Recep T. Erdoğan'ın seçimlerle ilgili açıklamalarına değinen Demirtaş, gündemlerinin sandık değil, yeni anayasa çalışmaları olduğunu vurguladı. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmalarını ve mevcut işleyişini aktaran Demirtaş, "Komisyon dört partinin önerilerini bir araya getiriyor. Ortaklaşılan maddeler bir havuza toplanıyor. Ortaklaşılamayan maddeler bir kenara bırakılıyor. Yani dört partinin uzlaşabildiği madde sayısı bütün maddelerin yüzde 25'i. Bütün anayasa taslağımızı madde madde sunduk. Üç partide sanki uzlaşmayan diğer partilermiş gibi hava yaratarak burada uzlaşma çıkmaz diyorlar" diyerek eleştirdi.
12 Eylül darbe anayasasından, onun ruhundan bir kopuş olmadan demokratik, sivil, özgürlükçü bir anayasa yapılamayacağını dile getiren Demirtaş, şöyle devam etti: "Anayasa konusunda samimiyseniz BDP'nin anayasasını madde madde alıp değerlendireceksiniz. Tek dil, tek millet olacak diyorlar. Anadilde eğitim Türkçeden başka asla olmaz diyorlar. Devletin yönetim şeklini tartışmayacağız diyorlar. Peki neyi tartışacağız? Biz niye değiştiriyoruz, niye değiştirmeyi tartışıyoruz? Darbe anayasasını alın madde madde tartışın o zaman. Tekçi dayatmayla yeni anayasa üzerinde uzlaşma olmaz. Türkiye toplumu tek din, tek dil, tek ırktan oluşan bir devlet değil. Bütünlükçü bir tarzda herkesin kendini bulacağı bir anayasa şart. Demokrasi anlayışınız bunu hazmetme konusunda bu kadar kıtsa bu komisyonda ne işiniz var? Bu 'yeni bir anayasa yapmayı nasıl engellerim' demektir. Darbe anayasasını yeniden yeniden sunmanın bir anlamı olabilir mi? Zaman baskısı altında olmaması için sonsuz güven verdik, yetki verdik. Tam yetkilidirler dedik."

Yol temizliği ve yasal reformlar

Anayasa üzerinde uzlaşmanın mümkün olmaması halinde BDP olarak tek başlarına anayasa yapma güçlerinin bulunmadığını ifade eden Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu mümkün değil diyorlarsa eğer uzlaşmaya yanaşılmıyorsa BDP olarak tek başına anayasa yapmaya gücümüz yetmez. Eğer bir paket halinde geçici bir anayasa reformu, bir değişiklik tartışması olacaksa biz bundan vazgeçmeyeceğiz. Bunun için öncelikle AKP'nin başkanlık dayatmasından vazgeçmesi gerekir. Anayasal reform paketi üzerinde tartışma yürütülebilir. Bu noktada bir referanduma gidilebilir. Biz buna karşı çıkmayacağız. Biz BDP olarak buna hayır demeyeceğiz. Bu Türkiye'nin 30 yıllık hayalidir. Sivil, özgürlükçü eşit bir anayasa Türkiye'nin hayalidir. Biz seçmenlerimize verdiğimiz sözümüzün gereği olarak bunun arkasındayız ve o konuda dik duruşumuzu sürdürmeye devam edeceğiz. Yol temizliği ve yasal reform sürecine ihtiyaç var. Acil demokrasi paketine ihtiyaç var. Milletvekillerinin tutuklu olduğu koşullarda, gazetecilerin, avukatların tutuklu olduğu, basın üzerinde sansürün etkili olduğu bir ortamda yeni anayasayı nasıl yapacağız. Acil demokrasi paketine ihtiyacımız var."

'Seçimden korkmuyoruz, hazırız'

Başbakan'ın seçim üzerinden yaptığı siyasete değinen Demirtaş, BDP olarak seçimlere hazır olduklarını belirterek, şunları söyledi: "Ne zaman isterseniz seçime hazırız. Ama seçim için de demokratik bir ortam şarttır. Anti demokratik koşullarının olduğu yerde demokratik bir seçimden bahsetmek mümkün değil. Önümüze çıkarılan bin bir baraja rağmen biz buralara geldik. Bizim burada olmamız parlementer sistemin işlediği anlamına gelmiyor. Şimdi bundan sonra demokrasi inşa edilecekse aynı modelle mi hareket edilecek? Biz bunu kabul etmiyoruz. Her şey parti genel başkanının iki dudağı arasında rehin tutuluyorken bu sistemin demokratik bir yarışa dönüşmesi imkansızdır. Seçim barajını kaldıralım. Hazine yardımından bütün partiler yararlansın. Parlamento içinde ve dışında olan tüm partiler yararlansın. Önce yasal reformların yapılması, seçim barajının kaldırılması, Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılması, ifade özgürlüğünde düzenlemeler yapılması, hakikatlerle yüzleşilmesi, bütün bunlarda düzenleme yapmadan demokratik adımlardan bahsedilemez. Türkiye'deki anti demokratik uygulamalara rağmen biz buradayız."

Kalıcı barışa geçişin yolu

Bugüne kadar savaşı, şiddeti bahane edenlerin artık elinde bahane kalmadığını söyleyen Demirtaş, hükümetin şart koşmak değil, toplumsal talepleri ciddiye almak durumunda olduğuna dikkat çekti. Demirtaş, "Bu geçici barışı kalıcı bir barışa dönüştürmenin tek yolu demokratikleşmedir. Biz bu fırsatları heba etmelerine izin vermeyeceğiz. Kadınlar alanlarda, meydanlarda, dağlardalar. Aleviler, işçiler, memurlar, gayri müslimler hepsi alanlardalar. Hükümetin de kulağını kapatamayacağı bir dönemi yaşıyoruz. Ve bunu daha da yükseltmeyi esas alıyoruz" dedi.

'Hükümeti konferanslara çağırıyoruz'

Bu hafta sonu HDK'nin öncülüğünde önemli bir konferans olacağını belirten Demirtaş, halkın değişik beklentilerinin nasıl yol alacağına dair konumunu netleştireceğini ifade etti. BDP olarak bu konferansların başarısı için çalışacaklarını dile getiren Demirtaş, "Özgücümüze, halkımıza güvenerek yola çıktık. Süreç nedir diye soranlar buyursunlar konferansa gelsinler. Demokratik mücadeleyi yürüteceğiz, dedik. Örgütleneceğiz, mücadeleyi halka taşıyacağız, dedik. Biz buna inanarak yola çıktık. Ve 25-26 Mayıs tarihlerinde Ankara'da yapılacak konferans bu süreçlerin nasıl yapılacağını gösterecek" dedi. Amed, Brüksel ve Hewlêr'de de benzer konferansların yapılacağını kaydeden Demirtaş, taleplerin ortaklaştırılmasının önemine vurgu yaptı. Demirtaş, "Halkın talepleri karşılanmadığı müddetçe bu sürece nokta konulamaz. Resmi olarak izlemesini öneriyoruz. Hükümet adına dinleyici olarak halkın taleplerini belirttiği bu konferanslarda bulunsun istiyoruz" dedi.

'Heba ederse ne olur?'

"Hükümet bu süreci heba ederse ne olur?" sorusunu soran Demirtaş, "Bunu hükümet düşünsün. Biz hükümet karşısında çaresiz değiliz. Örgütlü bir toplumuz. Doğru örgütlenir ve sesimizi doğru yöntemlerle duyurursak sonuç alırız. Bunu engellemek için hükümet tedbir almak da isteyecektir. Ama bizim önerimizi dikkate alsınlar. Esas olarak onlar kaybederler. Şu ana kadar umut vermiyorlar. Barış kardeşlik dilini bile kurmayı beceremediler. Bu onların sorunu, kendileri bilir. Çünkü Türkiye'de halklar ve demokrasi kesin kazanacaktır. Türkiye'nin önümüzdeki yüzyıllık geleceğini tartışıyoruz. Hükümetin ketum davranması durumunda kaybedeceği açıktır" şeklinde konuştu.

'ÖYM'ler kaldırılsın'

Türkiye cezaevlerinde tutuklu bulunan siyasetçi, avukat, gazetecilerin sayısının rekora gittiğini anımsatan Demirtaş, bu kadar tutuklunun olduğu bir yerde demokrasiden bahsedilemeyeceğini söyledi. ÖYM'ler kaldırılması gerektiğini kaydeden Demirtaş, milyonlarca insanın ÖYM'lerin mağduru olduğunu belirtti. Demirtaş, "Bu mahkemelerin her bir heyetinin üyeleri siyasi odaklara angaje bir şekilde çalışmalarını yürütüyorlar. Bunlar sır değil ve saklamıyorlar. DGM'ler bundan iyiydi. Sıkıyönetim mahkemeleri bundan iyiydi. En azından ellerindeki kanunu uyguluyorlardı. KCK ana davasında 60'dan fazla kişi ceza almış olsalar dört yıl yatacaklardı. Ama dört yıl üç aydır yatıyorlar. İnfazı bitmiş, halen tahliye etmiyor. Açık açık suç işleyen mahkemelerin olduğu bir yerde bu mahkemenin kökten kalkması gerekiyor. Suç işliyor yargıçlar, yargılanmaları lazım. Bu süreci doğru yönlendirmek istiyorsanız ÖYM'ler kaldırılacak" dedi.

'Bakan söz geçiremiyor mu?'

Cezaevlerinde sıkıyönetim dönemlerini aratan uygulamaların olduğunu hatırlatan Demirtaş, cezaevlerinden gelen şikayetler üzerine Adalet Bakanlığı ile görüştüklerini kaydetti. Adalet Bakanlığı'na defalarca başvurdukları halde sonuç alamadıklarının altını çizen Demirtaş, "Bu cezaevleri Adalet Bakanlığı'na bağlı değil mi diye kafamızda kuşkular oluşmaya başladı. Adalet Bakanlığı'nın söz geçiremediği cezaevi yönetimleri varsa bu Adalet Bakanlığı'nın sorunudur. Neden Adalet Bakanlığı müdürüne söz geçiremiyor? Defalarca iletmemize rağmen ilerleme yok" dedi.
Hasta tutsakların durumuna da dikkat çeken Demirtaş, "Cezaevlerinde durumu ağır olan tutsaklar var. Abdulsamet Çelik, Taylan Çintay durumu ağır olan arkadaşlarımızdan sadece ikisi. İHD'nin son raporu da hasta tutsakların durumuna dikkat çekiyor ve detaylı durumlarını anlatıyor. Ancak bunun karşısında önlem alınmamasını hala anlayabilmiş değiliz" diye konuştu.

ANKARA