2015 Genel Seçimleri geldi kapıya dayandı. Önümüzdeki süreçte bu seçimlerin büyük önemi ve etkisi olacak. HDP seçimlere parti olarak katılacağını açıkladı. Bu nedenle herkes HDP'nin tavrını tartışıyor. Çünkü seçimlerin ve sürecin en önemli aktörü HDP'dir. Demokrat çevrelerin endişelerini ayrı ele alacağız. AKP iktidarı ve medyası HDP'nin barajı aşamayacağını iddia ediyor. Bu nedenle meclis dışında kalacağını belirterek bu kararın yanlış olduğunu savunuyor. Onlara göre, HDP yine bağımsız adaylarla seçimlere girmeli ve 30-40 milletvekili ile TBMM'de yerini almalıdır. Yoksa meclis dışında kalır ve bu da demokrasi için kriz yaratır. HDP'nin ne kadar çok seveni varmış da haberimiz yok. Ya da ne kadar çok demokrasi kalpazanı ve de şarlatanı varmış. Madem ki demokratsınız ve HDP'nin meclise girmesini istiyorsunuz, kaldırın barajı ve 12 Eylül'ün faşist seçim yasalarını, Kürtlerin, Alevilerin, sosyalistlerin ve bütün muhaliflerin temsilcileri meclise girsin. Ama yok, onların derdi demokrasi değildir. Tam tersine demokrasi kalpazanlığıdır.
HDP sınırlı bir bölgede seçimlere girsin. Okuma-yazma hatta Türkçe bilmeyen seçmenlerin bağımsız adaylara oy vermesi için aylarca çalışsın. Oylarının önemli bölümü baştan çöpe gitsin. Sandıklarda-sayımlarda hiç bir hile olmadığını varsaysak bile 100-140 bin oyla bir milletvekili seçilsin. AKP ya da bir diğer parti ise 15-20 bin oyla bir milletvekili kazansın. Buna da demokrasi densin. Bir de yurtdışında üç milyon civarında seçmen var. Buradaki oylar partilere dağıtıldığı için bağımsız adaylara bir faydası yok. Yani yurtdışındaki HDP oyları da baştan çöpe atılacak ki bu oylar barajın aşılmasında büyük rol oynayabilir.
Sonuçta, 550 milletvekili içinde yer alacak 30-40 milletvekili bu demokrasi sahtekarlığında figüran rolü oynayacak, mecliste şamar oğlanı olacak. Tiyatroda bayrak tutan asker rolü verilecek. AKP ve devletin demokrasi anlayışı, planlaması budur.
Geçmiş seçimlerde, TBMM'de grup kurabilmiş yani en az 20 milletvekili olan, bütün ezilenlerin sesini duyuran bir parti olmak önemli ve gerekliydi. Son sekiz senede ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu işlev layıkıyla yerine getirildi. Şimdi, sadece seçimlerde AKP'ye değil, tüm sisteme muhalefet ve alternatif olabilecek, tüm ezilenleri birleştirebilecek bir siyasi hareketi geliştirmek gerekiyor. Bu kapsamda bir siyasi hareket tüm barajları yıkar, geçer.
Bazı çevreler inatla HDP'nin AKP ile gizli anlaşma yaptığını, barajı geçemeyeceğini ve AKP'ye anayasayı değiştirecek çoğunluk kazandıracağını iddia ediyorlar. Oysa, geçmiş seçimlerde bağımsız seçilenlerin iki katı milletvekili AKP'ye beleşten gelmiştir. HDP barajı aştığı takdirde AKP'ye en büyük darbeyi vuracaktır. AKP beleşten kazandığı en az 50 milletvekilini kaybedecektir. AKP, bırakın anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğu, hükümet kuracak çoğunluğu elde etmede bile zorlanacaktır. Bu çevreler, iddia ve endişelerinde samimi iseler HDP'nin oylarını bölmemeli, barajın rahatlıkla aşılması için yardımcı olmalıdır.
Bir de yeni oluşan Birleşik Haziran Hareketi var. Hareketi oluşturan parti ve çevreler HDK-HDP oluşumunda yer alabilirlerdi. Ama bu çeşitli nedenlerle mümkün olmadı. Ancak, bu hareket sisteme karşı muhalefeti yükseltmek için seçimlere HDP ile birlikte katılabilir. Kendileri için de, tüm ezilenler için de en doğrusu bu olur.
Meclise güçlü bir biçimde giren HDP bloku demokrasi sahtekarlığına son verecek, siyasette yeni bir dönem açılacaktır.
TEK, TEK diye başlayan sloganları, TEK'çi sistemleri sevmem. Çünkü bilimin temeline aykırıdır.
Ama 2015 Genel Seçimleri'nin demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yeni bir çığır açabilmesi için tek yol HDP'de birleşmektir.
Hala iyi niyetle, ya HDP barajı aşamazsa diye endişelenenlere:
Biz işimize bakalım. Bırakalım onu da bu barajları koyan ve hala kaldırmayan demokrasi kalpazanları düşünsün.