
Halkların ve Değişimin Cumhurbaşkanı Adayı HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Antalya Şaranpol Durukan Düğün salonunda halk toplantısı düzenledi. Toplantıya çok sayıda kişinin yanı sıra Antalya’ya bulunan STK temsilcileri de katıldı. Toplantıda konuşan Demirtaş, Türkiyede insanlık ve demokrasi için mücadele edenlerin sürekli devletin tekçi ırkçı mantığıyla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, “Yıllarca ‘Aleviler sapkın bir inanca sahiptir’ diye Alevileri kötülediler, yakın zamana kadar yine ‘müslümanlar rejim için tehdittir’ diyerek onlar üzerinden bir kamplaşmaya kalktılar. Yıllarca kadın cinsiyet kimliğini yok saymak için kadını eşit birer yurttaş olarak kabul etmemek için onu kötülediler. Ermeni zaten halen küfürdür bu ülkede, Rum hakaret, Yahudi aşalayıcı bir terimdir, Êzîdî başbakanın da sık sık kullandığı bir hakaret sözcüğüdür. Yani şu anda devlet ve başbakan gibi düşünmeyen onun baktığı pencereden dünyaya bakmayan herkes insan yerine konulmayan, mümkünse bu ülkeyi terketmesi gereken ‘yaratıklardır’, bunların bakışı budur” dedi.
Kürt kimliğimle adayım
Devletin yaratmak istediği bu insan tipinin onuru ve ruhu elinden alınmış et yığınından başka bir şey olmadığına dikkat çeken Demirtaş, “İnsan anadiliyle, inancıyla, onuruyla birlikte vardır; insanı diğer canlılardan ayıran şey budur. Biz statü için aday olmadık” diye vurguladı.
Demirtaş, katıldığı bir toplantıda bir kadının kendisine “sen daha Türk’üm diyemiyorsun nasıl cumhurbaşkanı olacaksın” dediğini hatırlatarak, “Türk olsaydım Türk’üm derdim. Ben Kürt’üm ve bu kimliğimle Cumhurbaşkanı adayıyım, ancak ben bütün ötekileştirilenlerin, yoksulların, emekçilerin ortak adayıyım. Mesele bizim açımızdan bir seçimin ötesinde yeni yaşamı inşa etme meselesidir” diye konuştu.
Demirtaş’ın Antalya’daki programı Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’nda destek için organize edilen Ahmet Aslan konseriyle devam etti.
Burada da bir konuşma yapan Demirtaş, bugüne kadar hiçbir cumhurbaşkanının halktan yana bir bakış açısına sahip olmadığını hatırlatarak, “Eğer biz Çankaya’da olsaydık, taşeron yasası oradan geçer miydi, sendikasızlaştırma ve kadın bedeni üzerinde tahakküm kuran kürtaj yasası oradan geçer miydi, geçmezdi. Halk iradesinin olduğu hiçbir yerde halkın aleyhine hiçbir şey çıkamaz” dedi.
Demirtaşın konuşmasının ardından program Ahmet Aslan’ın konseriyle devam etti.
Teklik yerine birlik olalım
Demirtaş, bir sonraki durağı Aydın oldu. Aydın’ın Efeler ilçesi İstasyon Meydanı’ndaki halk buluşmasında HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel ve HDP Mardin Milletvekili Erol Dora ile Sanatçı Ferhat Tunç da Demirtaş’a eşlik etti. Ferhat Tunç’un şarkıları ile başlayan etkinlik 5 bin kişinin katılımıyla adeta mitinge dönüştü. Burada coşkulu kalabalığa seslenen Demirtaş, “Seçimlerde oyu yalnızca kendimiz için değil, daha özgür barışçıl bir yaşam için kullanmalıyız. Muhtarlık seçimlerinde adayımız mahallemizi temsil edecek kişinin olmasını istiyoruz. Muhtarlık seçimlerinde bile bize saygı duyan, kimliğimize, dilimize, dinimize sahip çıkacak birini seçmeye dikkat ediyorsak halkın başkanını seçerken daha dikkatli olmalıyız. Teklik yerine birlik olalım, yeni yaşam umudu dediğimiz kimsenin kimseden korkmadığı bir yaşam kurmaktır. Kimliğimizi, mezhebimizi inkar edenlere karşı farklılıklarla bir arada durup bir cumhurbaşkanı seçelim” dedi.
Erdoğan’ın seçim kampanyası kaynağı ve TRT’nin durumuyla ilgili eleştirilerini tekralayan Demirtaş, daha sonra kentteki sivil toplum kuruluşu temsilcileri kapalı toplantı gerçekleştirdi.
Irkçılar Erdoğan’a güveniyor!
Aydın’ın ardından İzmir’e geçen Demirtaş, Narlıdere Cemevi’nde düzenlenen halk toplantısına katıldı. Toplantının yapılacağı binanın girişinde halkın yoğun ilgisinden ötürü adeta izdiham yaşanırken, alkış ve zılgıtlar eşliğinde salona giren Demirtaş, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganıyla karşılandı. Toplantıya binlerce kişinin yanı sıra İzmir’de bulunan sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı. Toplantıda konuşan Demirtaş, cemevinde, insanlık sevgisiyle dolu insanlarla bir arada olmanın seçim kazanmaktan daha önemli olduğunu ifade ederek, “Yeni yaşam önerimizi söylerken ve çalışma yürütürken koltuk sevdasıyla yola çıkmadık. Bize yaşamı dar etmek isteyenlere, o koltuğu dar edeceğiz. Birileri bize ısrarla hakaret ediyor. Cemevi için ‘cümbüş evi’ diyor. Burası kutsal bir mekandır. Bu mekanda bulunmak benim için şereftir” ifadelerini kullandı.
‘Narlıdere benim ilk siyaset alanım’
Cemevinin Narlıdere’de olmasının kendisini duygulandırdığını belirten Demirtaş, “Narlıdere benim gençliğimin geçtiği yerlerdir. Öğrenciliğimin geçtiği yerlerdir. Siyasi çalışma yaptığımız sokaklarda şimdi halkların adayı olarak gezmek çok mutluluk veriyor” diye konuştu.
‘Irkçı grup Başbakan’a güveniyor’
Rize’de standa yapılan saldırıya ilişkin de konuşan Demirtaş, “Rize’de tek başına yeni kardeşlik yaşamını anlatmaya çalışan emekli öğretmen Nurettin amcaya saldıran ırkçı grup Başbakan’a güveniyor. Saldıran ırkçı grubun cebinde ekmek alacak parası yoktur. Ama Başbakan’ın evinde milyonlarca dolar saklıdır. Rize’deki Nurettin amca ırkçı gruptan haklarını savunuyor. Nurettin amcanın açtığı masa bizim için Çankaya’nın koltuğundan daha önemlidir. Rize’yi halkların kardeşliği şehri yapacağız” dedi.
Kazanması halinde önce Maraş, Sivas, Çorum, Gazi ve Gezi’nin hesabını soracağını kaydeden Demirtaş, “Tüm kirli işlerin ortaya çıkması için uğraşacağım. Alevi halkından devlet adına özür dileyeceğim. Kim ki bu topraklarda devlet yüzünden zulüm yaşamışsa hepsinden özür dileyeceğim. Cemevi ibadethanedir. Bu böyle bilinmelidir. İnsanların dinini yaşaması için Diyanet İşleri’ne ihtiyaç yoktur. Diyanet, devlete hizmet ediyor. Herkes istediği gibi inancını yaşamalıdır. Vergileri hakaret ettiği Süryani, Alevi halkları da ödüyor. Orada bir halk başkanı olsaydı, Soma’da katledilen işçinin yanında olurdu. Patronun yanında değil. Roboskî‘de çocuklar katledilince Genelkurmay’a teşekkür etmezdi. Bana değil kendinize ve birbirinize güvenin. Tek kişiye güvenmeyin. Oylarımıza ve sandığımıza sahip çıkmak için daha çok çalışmalıyız” diye konuştu.
Paralar neden sende?
Demirtaş, İzmir’deki temaslarının sonunda tarihi Hava Gazı Fabrikası’nda verilen iftar yemeğine katıldı. Yemeğe İzmir’de bulunan sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcileri katıldı. İftarın ardından konuşan Demirtaş, şunları söyledi: “Kimi cinsiyetinden, kimi kimliğinden, kimi de inancı yüzünden hakarete uğruyor. Bir tek onun için çalışan ona oy verenler değerlidir. Ama nasıl halkın başkanı olacak bu şekilde. Bütün bu kesimlere sesleniyorum, biz de kendi adayımızın etrafında birleşerek halkların çiçek bahçesini kuralım. Onların düşman dediğine biz dostça gidelim. Düşman dediği ezilenler, işçiler, kadınlar, gençlerdir. Yeni yaşam için biz kendi dışımızda herkese düşman dersek, yeni yaşamı kuramayız. Devletin değil halkın başkanı olacağız. Devleti koruyan çok mekanizma var. Biz kendi kendimizi koruyacağız.”
“Devletten korktukça işçinin sendikasını elinden almış, Kürt öldürülmüş, Soma’da işçiler katledilmiş kimsenin umurunda olmaz” diyen demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunları değiştirmedikçe bu devletten korkmaya devam edeceğiz. Korkularımızı birlikte mücadele ederek, üstüne giderek yenebiliriz. Oy kabininde doğru yere bastığımızda devleti değiştirme fırsatı yakalamış olacağız. Bunların hepsini ben yaparım demiyorum, bütün bu ilkeleri savunan insanlara güvenerek söylüyorum. Ben kazanırsam siz kazanmış olacaksınız.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Amed’deki mitinginde kendisine “satılmış” dediğini hatırlatan Demirtaş, “Satılmış bensem paralar neden sende? Kim hırsızlık yapmışsa hak ve halk hesap soracaktır” diye yanıt verdi.
Bayram arefesinde Soma
Arefe günü sabahın erken saatlerinde yakınlarını yitiren Somalılar, mezarlıklara gelerek, dualar okudu, yitirdikleri yakınlarıyla sohbet etti. Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş da bu ilk bayramda Somalıları yalnız bırakmadı.
Demirtaş’a HDP milletvekilleri Levent Tüzel ve Erol Dora, HDP PM ve MYK üyeleri il ve ilçe başkan ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda HDP’li eşlik etti.
Demirtaş ilk olarak yaşamını yitiren işçilerden İsmail Canbal’ın ailesini ziyaret etti. Ardından mezarlığa gelerek maden şehitliğindeki işçilerin mezarlarını ziyaret etti, mezarlara karanfil bıraktı. Demirtaş, mezarların başında dua eden aileler de başsağlığı dileklerini iletti. Burada toplu olarak dua edildi.
Ziyaretin sonunda açıklama yapan Demirtaş, başta Soma olmak üzere, katliamlarda yaşamını yitiren insanların yakınlarına taziye dileklerini iletti, “Bugün ülkenin dört bir yanındaki mezarlıklarda barış ve hayır duaları ediliyor. Bütün işçi ve emekçilere başsağlığı diliyorum” dedi.
301 işçinin yaşamını yitirdiği facianın sonuçları itibariyle yeteri kadar tartışılmadığını belirten Demirtaş, şunları söyledi: “Bir iş cinayetinde bir çırpıda 301 işçi katledildi. 301 işçi, 301 yoksul değil de, 301 zengin, işveren ölseydi tepkiler böyle olur muydu? Başbakan ‘kaderdir’ diyebilir miydi? 301 yoksul, yani cebinde parası olmayan öldüğü zaman ağızlarından çıkan sadece yalan oluyor. Gözyaşları da timsah gözyaşları oluyor.”
Yüzde 80 yüzde 5 için
Türkiye’nin işçi ve emekçilerin alınteri üzerinden yükseldiğini kaydeden Demirtaş, “Türkiye’nin yüzde 5’i yüzde 80’inin ürettiği üzerinden doyuyor. 1 işçi ya da bin işçi ölmüş fark etmez onlar için. Yeter ki işçiler çalışsın, onlar kar etsin. Bize, ezilenlere çalışmazsanız aç kalırsınız diye dayattılar. Hayır, biz paranın kölesi olmayacağız, patronun kölesi olmayacağız demek için birlik olmalıyız. İşçinin Alevi’si, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i olmaz” şeklinde konuştu.
Demirtaş, birilerinin paralarını koyacak yer bulamazken, işçilerin ise sadece üzerilerine örtecek bir avuç toprak bulabildiğini söyledi.
Bir insanın canının paradan, kömürden daha değerli olduğunu ifade eden Demirtaş, “Soma’da insanlık katledildi. İncindik. Soma’da onurumuzla oynandı. İşçilerle beraber bizim de onurumuz katledildi” diye konuştu.
Biz üretiyorsak biz yönetelim
Hala yaşamını yitiren işçilerin sayısının dahi tam olarak açıklanmadığını dile getiren Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti: “Sermaye için madenler çalışsın, uluslararası sermayenin ürkmemesi önemli. Kazandıklarının yüzde 10’nu güvenlik için harcasalardı tek işçinin burnu kanamazdı. 301 kardeşimiz ölmezdi. Bunlar hayal değil. Çalışanların, alınteri ile üretenlerin vatanı burası. Biz üretiyorsak biz yönetelim. Ölüm elbet çok acıdır geri getiremeyiz ama sonrasında dayanışma ve acıyı paylaşmak çok önemlidir. Birlikte mücadele etmek çok önemlidir. Soma’da katledilen tüm işçilerin yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yarın (bugün) bayramdır. Acılı bir bayramdır. Sizin de eşiniz olmadan ve babasız geçireceğiniz ilk bayramdır. Bu nedenle tüm ailelerimizin tüm Türkiye halkları adına acısını paylaşmak için buradayız. Soma ve Roboskîli ailelerin acısı birleştiğinde bu ülke kurtulur.”
Demirtaş mezarlık ziyaretinin ardından halkla buluşmak üzere Manisa’ya geçti.
HABER MERKEZİ
Saldırılar da başladı
Türk Başbakan’ın tehditlerinden sonra Demirtaş’ı destekleyenlere Rize, Samsun ve İzmir’deki saldırılar oldu.
Rize’de, Selahattin Demirtaş için tanıtım standı açan emekli öğretmen Nurettin Durmuş, standı açtıktan bir süre sonra üç kişinin tekme tokatlı saldırısı sonucu yaralandı. Memişağa Parkı’nda stant açan Durmuş‘un yanına gelen 3 saldırgan Durmuş’tan standı kaldırmasını istedi. Standı kaldırması için bir gerekçe olmadığını dile getiren Durmuş’a, 5 dakika içinde standı kaldırmaması halinde bunu canıyla ödeyeceği tehdidinde bulunuldu. Durmuş’un açtığı standı kaldırmaması üzerine yeniden gelen saldırganlar kurulan standı tekmelerle devirip Durmuş’a saldırdı. Tekme ve tokatlarla darp edilerek, yaralanan Durmuş hastaneye kaldırılırken, ırkçı saldırganlar gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Bu saldırının ardından Samsun’da da bir saldırı haberi geldi. Çiftlik Caddesi üzerinde Demirtaş’ın seçim broşürlerini dağıtmak isteyen HDP üyeleri, ırkçı bir grubun saldırına maruz kaldı. Saldırıda bir HDP’li başından yaralandı. Linç edilmek istenen partililer bir kahvehaneye sığındı. Bunun üzerine ırkçı grup partililerin sığındığı kahvehaneyi de kuşattı. Yaşananlara rağmen polis saldırgan gruba herhangi bir müdahalede bulunmadı.
İzmir’in Karşıyaka İlçesi’nde ise metro istasyonu karşısında kurulan standa ellerinde bıçaklar bulunan 15 kişilik bir grup tarafından saldırı gerçekleştirildi. ‘’Mustafa Kemal’in askerleriyiz’’ ve ‘’Türk’üz Türkçüyüz Atatürkçüyüz’’ diye bağıran saldırgan gruba olay yerine gelen polisler müdahale etmezken, çevre esnafı saldırganlara ve polise tepki gösterdi. Grup daha sonra ‘’Bu işin sonrası da var. Siz dağdan geliyorsunuz. Size burada stant açtırmayacağız’’ diye tehditler yağdırdıktan sonra dağıldı. Saldırıda darp edilen HDP’li 2 kişi hafif şekilde yaralandı. HDP’liler, stant başından ayrılmayarak çalışmalarını sürdürdü.
Demirtaş’tan suç duyurusu
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Rize’de saldırıya uğrayan Nurettin Durmuş’u arayarak geçmiş olsun dileğinde bulundu. Demirtaş, “Yaptığınız bu çalışma çok anlamlı ve değerlidir. Barış için, bir arada yaşam için çok önemli bir çalışma yürütüyorsunuz. Size yapılan bu çirkin saldırıyı kınıyorum. Her zaman sizin yanınızda olmaya devam edeceğim. Ellerinizden öpüyorum” dedi.
Demirtaş, saldırıyla ilgili olarak Rize Valisi Ersin Yazıcı’yla da görüşerek olayla daha yakından ilgilenilmesini istedi. Vali Yazıcı da saldırganların ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldığı ve olayın savcılığa intikal ettirildiği bilgisini verdi. Demirtaş ayrıca, avukatı arıcılığıyla kendi adına saldırganların isim ve adreslerinin tespiti ile haklarında yasal işlem yapılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Samsun’daki ırkçı saldırıyı da kınayan Demirtaş, bu saldırıların Başbakan’ın son günlerde kendisine karşı kullandığı ayrımcı ve hedef gösteren dilden kaynaklandığına dikkat çekti.