AKP hükümetinin ülkeyi "yönetememe hali" içerisinde olduğunu söyleyen HDP Eşbaşkanı Sazai Temelli, Süleyman Soylu için "Bugün bu ülkede bir İçişleri Bakanı yoktur, vasfını yitirmiş bir meczup akıl vardır" dedi.
Öcalan üzerinde devam eden ağırlaştırılmış tecridin son bulması için Leyla Güven öncülüğündeki açlık grevi eylemini duymazdan gelen AKP-MHP hükümeti, adım atmak yerine tam tersine hem Leyla Güven hem de partili diğer vekilleri hedef alıyor; Güven’e destek için yapılmak istenen eylem ve etkinlikleri de yasaklayarak tecride karşı çıkarılan sesinin bastırmaya çalışıyor. HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, tecride karşı yapmak istedikleri yürüyüşlerin engellenmesini ve süren açlık grevlerine dair bundan sonra hangi adımları atacaklarına ilişkin MA’ya konuştu.
Leyla Güven konusunda ilk günden itibaren tüm Türkiye ve uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunup, “Leyla Güven'in sesine kulak verin” dediklerini söyleyen Temelli, 103. güne gelinmiş olunması dolayısıyla artık herkesin inisiyatif alıp, sorumluluk alması ve gereğini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Devlet anlamsız bir inatta
Kendileri açısından "Keşke daha önce etkili bir duyarlılık yaratabilseydik" diyerek özeleştiri veren Temelli, şöyle devam etti: "Keşke iktidar, keşke devlet bu sesi duyabilseydi ve atması gereken adımı atabilseydi. Aslında çağrı çok açık bir çağrıdır. Devlete, iktidara bu hukuksuz uygulamaya ve bu yasa tanımazlığa son vermeye yönelik bir çağrıdır. Sayın Öcalan'ın avukatları ve ailesi ile düzenli görüşmesini talep etmektedir. Bu kadar net bir açıklamadır. Buna iktidarın, devletin direnmesi anlamsızdır. Uluslararası hukuku ihlal etmesi anlamsızdır. Kendi yasalarını tanımaması anlamsızdır. Buna son vermek gerekiyor.
Bu 100’ü aşkın gün boyunca biz her gün eylemlerimizde, yaptığımız açıklamalarımızla, çeşitli görüşmelerimizle bu konuya dikkat çektik. Bugün şunu görüyoruz ki, artık kamuoyu duyarlıdır, artık herkes bilmektedir. Herkese bu ses ulaşmıştır. Şimdi tüm kamuoyunun, tüm duyarlı kamuoyunun inisiyatif alması, bu konuda onlarında ses çıkarması ve iktidarı harekete geçirmesi gerekiyor. Biz bu konudaki çalışmalarımızı aynı yoğunlukta, hatta her geçen gün arttırarak devam edeceğiz.”
Taleplerin yanında olunmalı
Hali hazırda süren bu yasa ve hukuk tanımazlığın çok kısa zamanda son bulacağına inandığını paylaşan Temelli, özellikle siyasiler eliyle yükseltilen şiddet ve gerginlik ortamının son bulması için, "Bu nefret söylemine, bu ayrıştıran dile karşı herkes bugün haklı taleplerin yanında yer almalıdır" dedi.
Yönetememe halindeler
Temelli, Leyla Güven’in sesini duyurmak için yaptıkları eylem ve etkinliklere dönük hükümetin engelleme ve baskılarına da tepki gösterdi. Temelli, AKP hükümetin bu durumunu "yönetememe hali" olarak tanımladı. "Yönetememe hali bir kere ortaya çıkmışsa, bir iktidar yönetememe durumuna sürüklenmişse, bu acizliktir" diyen Temelli, acze düşen iktidarın önünde ise iki seçenek olduğunu vurguladı. Temelli, bunları "Bu yönetememe haline bağlı olarak ya seçimle gelip, seçimle gitmeyi içine sindirecektir ya da şiddeti, baskıyı arttıracaktır. Bugün ki iktidar yönetememe halini telafi etmek açısından sürekli olarak şiddeti arttırmakta, baskıyı arttırmakta. Nefret söylemi, ayrımcılık, düşman hukuku uygulayan bir yöne sürüklenmektedir” sözleriyle açıkladı.
İçişleri Bakanı değil
Temelli, partilerini ve partili milletvekillerini hedef alan sözler sarf eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya dair ise şunları söyledi: “Bugün bu ülkede bir İçişleri Bakanı yoktur, vasfını yitirmiş bir meczup akıl vardır. Sürekli şiddetten bahseden, toplumun büyük bir kesimini suçlayan, ötekileştiren, nefret söylemi ile saldıran bir dil vardır. Bu bir İçişleri Bakanı olamaz. İçişleri Bakanı bizatihi ülkede güvenliği sağlamakla yükümlüdür, sorumludur. Ortada bir suç varsa suçu önlemelidir. Oysa bugün İçişleri Bakanı koltuğunu işgal eden zat, suçluyu övmektedir, suçu övmektedir. İnsanları birbirine düşürme peşindedir, ülkeyi bölme peşindedir. Bir ülkeyi, ancak toplumu böldüğünüzde bölersiniz. Buna karşı ortak vatanı, bir arada yaşamı savunanlara karşı bu nefret neden, bu saldırı neden? Çünkü zihniyet bölücüdür. İşte bu bölücülere karşı ortak vatanımızda demokratik cumhuriyet mücadelemizi savaşa karşı çıkarak, tecride karşı çıkarak yerel demokrasi mücadelemizi sürdürme kararlılığını göstereceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın."
Kritik bir seçim
Seçimleri, sadece belediye seçimleri olarak ele almadıklarını, demokrasisi açısından kritik bir eşik olarak gördüklerini vurgulayan Temelli, şöyle konuştu: "Eğer Türkiye demokrasisi açısından bu seçimler kritikse, o zaman demokrasi başlığında tecridi de ele almalıyız, savaşa karşı politikaları da ele almalıyız. Yani demokrasiyi güçlendirecek her alanda mücadelemizi yükseltmeliyiz. Bu her şeyden önce önemli bir adım, tecridin kırılmasıdır. Çünkü Türkiye'deki hukuksuzluğu besleyen, hukuksuzluğu neredeyse meşrulaştıran bir hal almıştır devletin, iktidarın bu uygulamaları. Buna son vermenin yolu, bütünlüklü olarak Türkiye'de demokrasi mücadelesini yükseltmek, tecride karşı, savaşa karşı ve yerel demokrasi ile Türkiye'de demokrasinin kazanmasını sağlayacak bir seçimi gerçekleştirmektir.”
Soysuzca yanıt verdi
Bu arada Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ankara'nın Mamak ilçesinde düzenlenen kahvaltıda len asker aileleriyle bir araya geldi. Soylu, burada yaptığı konuşmada HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli’ye hakaretlerde bulundu. Soylu, "HDP’nin eş genel başkanı diye bir adam var. O suratında meymeneti silinmiş. Baktığınızda suratında meymenet olmadığını görürsünüz" dedi.
HDP’li Temelli’nin kendisine meczup dediğini söyleyen Soylu, “Doğru ben meczubum. Neyin meczubuyum biliyor musunuz? Şehit ailelerimiz burada vicdanıyla beraber dururken, o şehitlerimiz toprağın altında bulunurken, PKK’lıları yürütseydim, HDP milletvekillerini yürütseydim o zaman meczup olurdum. Bunu çok net ve açık bir şekilde söylüyorum. Sadece CHP’liler söylemiyor, aynı zamanda HDP’nin Eş Başkanı da bugün aynı sözü söylüyor, ‘Bu adam meczup’ diye. İnşallah bizim partimizin grup başkanvekilleri de onlara cevap verebilmek fırsatını bulurlar. Onları da bekliyoruz” diye konuştu.
Daha önce tarih vererek PKK’yi bitireceğini belirten Soylu, bu kez tarif vermekten kaçınarak, "en yakın zamanda PKK diye bir şeyin kalmayacağını" savundu.