Biraz ciddi bir göz sorunu yüzünden, yazılı medyayı izleyemediğim ve yazamadığım şu kısa dönemde çok şey oldu.
Olup bitenlerin en önemlilerinden birisi, Erdoğan'ın aynı anda hem AKP Genel Başkanı, hem Başbakan ve hem de Cumhurbaşkanı iken, 28 Ağustos'tan sonraki Parti Başkanı ve Başbakan olarak Ahmet Davutoğlu'nu kendi yerine "tayin etmesiydi".
Kimdir Ahmet Davutoğlu?
Ahmet Davutoğlu, "Türk kapitalist modernitesinin" ya da "Bölgesel Türk emperyalizminin" bir numaralı teorisyeni ve stratejistidir. Tayyip Erdoğan Davutoğlu'nun teorisi ve stratejisi ışığında, "siyaset" adı verilen, "propagandacılık, ajitatörlük ve örgütçülük" işlerini yürütmüştür.
Bu açıdan baktığım zaman, ben, birçok kişiden farklı olarak, Erdoğan'ın Çankaya'da "tek şeflik" yapamayacağını, örneğin meydanlara çıkıp, Davutoğlu'nun teorilerini ve stratejisini "propaganda" edemeyeceğini, "bunlar var ya bunlar" diyerek "yıkıcı ajitasyon" faaliyeti yürütemeyeceğini, şehir şehir, kasaba kasaba, köy köy gezerek, partisini "örgütleyemeyeceğini", bütün bu işleri, hem "teoriyi", hem "stratejiyi", hem de "propaganda, ajitasyon ve örgütlenme" işlerini kendi elinde birleştiren Ahmet Davutoğlu'nun yürüteceğini düşünüyorum.
Özetle Erdoğan'ın "düşünce bagajı" boştur. Bugüne kadar Davutoğlu ne dediyse onu yaptı. Bundan sonraki dönemde, başlangıçta şuraya buraya karışacak olsa da, kısa zaman sonra, Erdoğan'ın, AKP seçmeni üstündeki büyük etkisi, Yürütmenin Başı Davutoğlu'nu desteklemekten öte bir işlev görmeyecek.
Davutoğlu'nun teorisi, "bölgesel emperyalizm" teorisidir; stratejisi, "Sunni İslam'a dayanarak bölgesel güç merkezi" olma stratejisidir. Davutoğlu, Ortadoğu ve Mağrip'te, "küresel emperyalizmin çıkarlarının" bu "teori" ve "strateji" ile korunabileceğini, İsrail'e dayanarak ve İran'la uzlaşarak Sunni Arap toplumlarına küresel güçlerin hegemonyasını dayatmanın mümkün olmayacağını düşünmektedir.
Buradan hareketle Davutoğlu, ABD'nin ve AB'nin kendisine ait "teori ve stratejiyi" desteklemesi için, gözü kara bir kumar oynamıştır. Bu kumar, yine kimilerinin sandığının tersine, iflas üstüne iflas yaşansa da, hala devam ediyor. Davutoğlu, aynı anda hem "bölgesel güç merkezi" olmak, bu yolla hem ABD'nin ve hem de AB'nin "desteğini" kazanmak istiyor.
Kürdistan Özgürlük Hareketi, şu anda Ahmet Davutoğlu'nun bölgesel çapta yürüttüğü stratejiye karşı mücadele ediyor.
KCK Yürütme Konseyi Eş başkanı Cemil Bayık, Vatan Gazetesi yazarı Ruşen Çakır'a verdiği demeçte şöyle dedi: "Görünüşte (PKK IŞİD'la savaşıyor) ama IŞİD’in arkasında bölgesel ve küresel güçler var. IŞİD bu güçlerin desteğinin görünen yanı.”
IŞİD'i PKK'nin ve Rojava'nın üzerine gönderen bölgesel güçlerin başında Türkiye geliyor. Davutoğlu elindeki sermayeyi, rulet masasında "IŞİD'in siyah rengine" yatırmıştır. Daha şimdiden Güney Kürdistan'daki milyarlarının yarısını kaybetmiştir. Ama kumar devam ediyor.
"Güney'den gelecekte Güneyli Çelebi'nin ifadesiyle 20 milyar Dolar, Kerkük'ün Güney'e eklenmesiyle bir 20 milyar Dolar daha ve eğer IŞİD Musul'a yani Irak'ın dörtte birine ve Suriye'nin şu anda işgal ettiği üçte birine, bu arada Rojava'ya da egemen olursa, buralardan da birer 20'şer milyar Dolar daha Türk bölgesel emperyalizminin kasasına akacaktır."
Davutoğlu'nun bütün "teorisinin" ve bütün "stratejik derinliğinin" özeti, işte bu 100 milyar Dolar'a yakın "kazançtır."
"Emperyalist savaşların" gerçek nedeni "pazarlara" egemen olmaktır. Savaşın gerçek amacını ise devletlerin uydurdukları "milli menfaatler" ve "milli düşmanlıklar" örter. Uluslararası arenada hiçbir "kumar" "kavgasız", "savaşsız" bitmez. Davutoğlu'nun halka vaat ettiği "milyarlarca Dolarlık" ağız sulandıran hedef, Türkiye'nin hızla bölgesel savaşlara sürüklenme ve içeride de mezhep savaşlarıyla yıkıma uğrama tehlikesi taşır. Ortadoğu'ya "petrole" gidenler, evdeki "tezekten" olabilir.
Bu tehlikenin önünde Öcalan, PKK ve müttefikleri duruyor: Onların mücadelesi Şengal'de, Rabia'da, Cezaa'da, Mexmur'da, Hesekê'de, Kobanê ve tüm Rojava'da "askeri", Kuzey'de ise, şimdilik de olsa "siyasi" olarak sürmekte...
Teorideki petrol pratikteki tezek