"Adalet ve eşitlik bir devletin temel ilkelerindendir. İnsanlar ancak adil ve eşit bir yönetim ile idare edilirlerse mutlu olurlar. Muktedir karşısında adaletsizliği engelleyecek gücümüz olmasa bile her zaman itiraz edecek gücümüz olmalıdır. Ahlaki çölde haykıran bir insan, önce biri, sonra biri daha, adalet kıvılcımının sönmesine engel olmak için bu yeter. Tarih bizi dinliyor olabilir, tarih bize cevap verebilir." (Ariel Dorfman)
***
Evet. Bugün Türkiye'de hukuksuzluğa karşı adalet kıvılcımının sönmemesi için toplumda belirgin bir özlem ve bu özlemin seslendirilmesine dair giderek yaygınlaşan bir adalet talebi var. Bu durum adalet yürüyüşüyle daha da belirginleşerek geniş bir tabana yayılmış durumda.
Gazete iç sayfalarında birkaç cümleyle geçiştirilmiş haberden okuyoruz; AKP'nin yaptırdığı iki ayrı ankete göre, toplumun yüzde 76'sı ülkede adalet olmadığına inanıyor ve Adalet Yürüyüşü'nü destekliyormuş. Bizzat iktidar tarafından yapılan bu anket, iktidara oy verenlerin önemli bir bölümünün de adalete olan güveninin kalmadığını ifade etmesi bakımından son derece önemli.
Yorumculara göre, bu sonuçların çıkmasında KHK'lar ile binlerce kişinin işten atılması, bu insanların taleplerine kulak tıkanması ve haklarında soruşturma dahi açılmaksızın suçlu ilan edilmelerinin etkisi büyük. Buna diğer tüm hukuksuzlukları da eklemek gerek tabi.
İktidar başından itibaren dağarcığından düşürmediği kara propagandayla, algı operasyonlarıyla bu eylemi sulandırmaya çalıştı. Amaç biraz da CHP’nin ulusalcı kanadını dolduruşa getirip HDP’yi bu eyleme dahil olmasını engellemekti. HDP Kaderi mi doğası gereği mi diyelim oldum olası hukuksuzluğa, baskı ve dayatmalara karşı yöneticisiyle kitlesiyle hep bir eylemlilik içinde oldu. Her dönem olduğu gibi Yaşanan bu süreçte de adalete en çok ihtiyaç duyan bir parti olarak HDP’nin yürüyüşçülere karşılama yapıp kısa süreliğine de olsa sembolik olarak yürüyüşe destek vermesi ve CHP’nin parçalı yapısına rağmen bir şekilde bu noktaya gelmesi elbette güzel bir olay. Bu arada gönülden geçeni bir daha ifade etmekte beis yok ki; yürüyüşün Maltepe'den Silivri'ye ordan da Edirne'ye uzanması hem "adalet herkes için" sloganına anlamlandıracak ve kara propagandalarıyla algı operasyonlarını boşa çıkaracaktır.
Adalet, Türkiye'nin en önemli meselelerinin başında geliyor. Sorumluluk duyan her görüşten her kesimden insanın desteklemesi gerek.
***
Adalet konusunda çok şey söylendi,yürüyüş konusunda da çok şey yazıldı diyen okurları duyar gibi oluyorum. Haklısınız. Yazının sonraki bölümünü rotayı değiştirmeden hadi biraz serinletici bir mecraya çekelim.
Bilindiği gibi adaletin yokluğu Türkiye'de öyle bir hal aldı ki anektodlara şiirlere konu oldu, ‘ti'ye alındı.
Bir sohbette konu hukuka, adalete geldiğinde arkadaşın biri patlatmıştı espriyi; "Adalet, Anadolu parsı gibidir. Oralarda biryerlerde yaşadığı iddia edilse de, göreni yoktur."
Hani bilinen meseldir Türk diplomat, Avusturya Denizcilik Bakanı’na sormuş: “Sizde deniz yok ama bakanlığı var, nasıl olıyor?” Bakan gülmüş: “Sizde de adalet yok, ama bakanlığı var ya!" demiş.
Hani Özdemir Asaf bir şiirinde; "İnsansız adalet olmaz / adaletsiz insan olur mu? /olur, olmaz olur mu / ama olmaz olsun." der ya...Olmaz olsun.
***
Ey adalet,. Türkiye'de partisi var kendisi yok adalet. Seni çok özledik. Eskiden arasıra yolun düşer uğrardın. Son zamanlarda iyice görünmez oldun.
Seni çok özledik. Haydi adalet, sevgili Themis. Kaçtır yazıyorum sana, terazini al evine dön artık. Bize yurt olan bu bahçemizi ayrık otlarından temizleyelim. Saksılar hazır, yeni çiçekler alırız. Asmalı çardakta demli çaylar içip sana olmadığın günlerdeki senin adına yapılan haksızlık ve hukuksuzluklarla dolu acı hikayeler anlatırız belki. Birlikte demlenir, hüzünleniriz. İnan bana çok şaşırırsın; "Vay be?! Benim adımı kullanıp neler yapmışlar" dersin ve eminim eklemeden edemezsin: "Terazi bir gün kurulur, işlenen cürümler, tek tek sorulur."