Aynadaki "hiç bir şey" Roboskî terörüyle de sınırlı değildir. Irkçı saldırılar, "süreç"le uluslararası boyuta ulaştırıldı. Sakine Cansız, katillerin efendilerine meyvesi…
Sokağa çıkan herkese biber gazı, zırhlı TOMA'larla saldıran polis, Kürt gençlerine satırlı, taşlı sopalı, hücumlar tazeleyen ırkçılara "yapmayın lan" demiyor.
Roboskî’ye dönersek, katledilenlerin kim oldukları, nereye, niçin gittikleri, ajan raporlarıyla, köyden çıkıştan önce biliniyordu.
Kırım düğmesine basıldığında, Türk devletinin omurgası Milli Güvenlik Kurulu Ankara’da toplantı halindeydi. Herhalde Generallerle, siviller o toplantıda, sadece aldıkları son "hediye" saatleri birbirine göstermediler.
Katliamın görüşülmediğini kimse söyleyemez. Nihayetinde, katledilecek olan tavuk değil, onlarca insandı. Hazırlıklar da, yeri yerindeydi. Katledileceklerin bırakın karşı koyma gücü, taş atacak mecali de yoktu.
Zafer kolay, elde hazırdı. Kürt olduklar için katliamın ayrıntıları, yüksek zevatça tartışılmaya değer bulunmasa bile, peşin zaferin kutlaması, "memleket için hayırlı uğurlu olsun" dilekleri masada karşılıklı atılıp, tutulmadı mı dersiniz?
İçeride, peşin devlet kutlaması oldu mu bilmiyorum, karar olmasaydı General köşküne çekilip, pijamasını giyerken, huzur içinde, "vurun" emri verebilir miydi?
Katledilen 34 tane masum ve mazlum insandı. Katliamı, suçunu inkar eden katil misali, saatler boyu kamuoyundan gizlediler.
Yer yüzünde, herkes kendisine yakışanıyla insandı. Kimileri insanlığa sunduğu hizmetler, halkın verdiği refah, yaydığı özgürlük harmanları, yerleştirdiği hukuk sistemiyle, kimileri de, kendisine yakışanla katliamlarla övünüyordu.
İnsan olanlar hırsızları, soyguncu, yalancı, talancı ve katilleri kovalıyordu, Ortadoğu'nun terör devletlerinde "hırsızımı, soyguncumu, dolandırıcımı yakalayan vatan hainidir" deniyor, bunları yakalanyanı da cezalandırıyordu.
Başbakan Erdoğan’ın, Roboskî’de katliamı yapan generallerine tebriklerini sunup, onları kutlayınca öğrendik, terör devletinin yeni insanlık suçunu…
Sonra katilleri kanatlar altına alıp, yüzlerini sakladılar. Bununla da kalmadılar. Katledilmişlerin yasını tutan yakınlarını suçlu ilan edip tutukladılar, para, hapis cezalarına çarptırdılar. Bununla da kalmadılar. Devletin katillerini, adaletlerinin "takipsizlik" ödüllendirip, suçsuz ilan ettiler.
Yine de ilkel öfkelerini emzirip, doyuramadılar. Türk ordusu, hafta sonu, şafak vakti, Roboskî köyüne baskınla, "şanlı zaferlerine bir zafer daha" ekledi. Kapıları kırıp evlere girdiler. Kadınlar, kızların kendilerinden bile saklı mahremiyetine, onursuzca el uzattılar. Sandıklara saklı iç çamaşırlarını, suçlarla kirli elleriyle didiklediler. Eşyalarını kırıp döktükten sonra, insanları yerlerde sürüklediler.
Yakışır, bu da yakışandı sahiplerine. Terör devleti, daha önce şan ve şerefe erişme baskınlarda, Kürt köylüleri çırılçıplak soyup eğleniyor, sonra köyleri yakıyorlardı. Eğer insanlıkta ilerlemeyse, bu defa bunu yapmadılar.
Ancak, uykuda basılan Roboskîlilerden hiç biri hırsızlıktan, soygundan sanık değildi. Başbakanın oğlu Bilal ise yolsuzluktan sanık, çetecilikten de polisçe aranıyordu.
Bilal’i yakalamak için, şafak vakti evine baskın yapılıp, suç kanıtları aramasında eşinin iç çamaşırları didik didik edilseydi, acaba ne der, ne yapardı Başbakan? 25 televizyonun naklen yayınında "eşkıya var, haydutlar insan şerefine, haysiyetine saldırıyor" demez miydi?
Hukuk devletinde Bilaller için ayrı hak ve adalet yoktu. Ama Ortadoğu, hukukun olmadığı bir çeteler tahtaravallisidir. Her emri kanun olan diktatörlerin terör sahasıdır. Ta ki, "yapma, karşılığında görme" dünyasında, aynı terör kendi kapılarına dayanana kadar…
TC, tipik bir Ortadoğu ülkesidir. Hiç bir zaman, hukuki zemine dayalı devlet olmadı. Ancak, hiç bir zaman, bugünkü düzeyde uluslararası çetelerle de özdeşleştirilmedi. Bu gün, kanlı çetecilik kangrenini bölgeye yaymakla suçlanıyor, TC.
Nitekim, tehditle "yarı yandaşlaştırılmış" Hürriyet gazetesi bile, "Amerika'da Türk devletinin, El Kaide'ye yardım ve yataklığı nedeniyle terör destekçisi ülkeler listesine alınması"nın gündemde olduğunu yazıyordu.
AKP rejimi, terörü din olarak benimseyen, insan kesmeyle övünen El Kaide'yle bütünleştiriliyor.
Amerika, TC’yi bu suçlamayla, "haydut devletler listesine alır mı, çıkarı için kullanmak için almaz bilinmez, ama iki yüzlülükleri Kürtlerce ayandır. Kürtler, 1980’lerden beri terör devletinin darbeleri altındadır. Kürdistan’da insan kırımı ve yangınlar, soykırımdı. Roboskî, katliamı bu terörün devamı…
Kürtler, şimdiye kadar olduğu gibi, bu belaya direneceklerdir. Gerisini, ucu kendilerine dokunanlar düşünsün...
Kucaklanmış El Kaide, NATO’nun da çocuğu olacak mı göreceğiz.
Terör devleti ve Roboskî
Roboskî terörü, Türk devletinin "çözüm için süreç"ten ne anladığının aynasıdır. Aynaya yansıyan kafa ise dünün devamı, onun dışında "hiç bir şey"dir.