Teröre karşı savaş ABD’de içe döndüğünde olan budur

Dizi Haberleri —

3 Ağustos 2020 Pazartesi - 09:07

HAMILTON NOLAN

Trump 11 Eylül sonrası ortaya çıkan devasa güvenlik devletimizin, Antifa gibi içerideki “düşmanlara” karşı kolluk olarak kullanılabileceğini yeni fark etti.
Bireysel silahlanma karşıtlığının arkasındaki temel mantık, ortada bir silah yığını varsa, er ya da geç birilerinin vurulacağıdır. Aynısı güvenlik devleti için de geçerlidir. Onu inşa ederseniz eninde sonunda sizin de peşinize düşecektir. Federal bürokrasinin banalliği altında gizlenen, ürkütücü bir dizi silahlı gücün yaratılmasını görmezden geldik. Şimdi bunlar, kendisini küçümseyen tüm düşmanlarından intikam almak için tüm hayatı boyunca beklemiş bir adamın küçük ellerindedir.
ABD’nin faşizme doğru çöküşünün tuhaf ve zorunlu bileşeni, halkın çoğunluğu üzerinde çok az etkisinin olacağıdır. Askerîleşmiş federal ajanlar, iktidardaki partinin anıtlarını tahrif etmeye cesaret ettikleri gerekçesiyle protestocuları kaçırmak ve sert federal suçlarla itham etmek için ABD’nin belli başlı kentlerine sevk edilirken, birçok ABD’li fark edilebilir hiçbir değişiklik olmaksızın normal yaşamlarını sürdürecektir, en azından şimdilik. İnsanlar faşist ülkelerde de uyanır, kahvaltı eder ve olağan görevlerini yaparak günlerini geçirir.
Bardağı taşıran son damlayı çoktan geride bıraktık. Faşizme kaydığımız mutlak noktayı belirlemek için günlük haber bültenlerini izlemeye çalışmak, bir bebeğin ne zaman yetişkine dönüştüğünü görmek için sürekli olarak ona bakmaya benzer. Bunu algıladığınızda zaten meydana gelmiştir. Şimdi içinde olduğumuz baskı aşamasını anlamak önemli – hesap vermeyen devlet güçleri, ayaklanma polisi, göz yaşartıcı gaz ve ardından gelecek siyasi yargılamalar – yeni değil epey eskidir. Bu Donald Trump’la ilgili bir şey değil. Söz konusu olan ABD. Biz bunu yaptık.
Devlet tahakkümünün ürkütücü güvenlik aygıtını (ki şimdi Trump’ın siyasi muhaliflerini hedef alıyor), stratejiden ziyade itkilerine tabi bir ahmak olan Trump inşa etmedi. Bu aygıt ondan önceki – Demokrat, Cumhuriyetçi, Liberal – başkanlar tarafından sistematik bir biçimde terkip edildi ve üzerine titrendi. Trump sadece onun diyaframını genişletiyor. Bu araçların tümü Yerli Amerikalıların, siyahların, göçmenlerin ve yabancı ülkelerdeki Müslümanların kemiklerinde bilendi. ABD, çoğunlukla onların sahip olduklarını çalmak ama ayrıca [Batı olarak, ÇN.] geride kalanlarımızın birbirimize düşmesini engellemek için, ezecek birilerine daima gereksinim duydu. Bu ülke yoksul beyaz insanlara istismar etmek için bir dizi azınlık vererek bir sınıf savaşından kaçınmayı becerdi: yüzyıllardır zengin beyaz insanların çıkarına olan bir üçkağıtçılık. Adaletsizliği sadece öne geçmenin bir yolu olarak değil aynı zamanda basıncı azaltan bir supap olarak da kullandık. Liderlerimiz, çoğunluğun tatminsizliği riskini göze almaktansa, bir azınlığı tabi kılmanın ve hor görmenin daha güvenli olduğunu uzun zaman önce hesapladı. Bunu yaparak devlet, düşman yaratmakta ve onlara karşı çirkin güç gösterileriyle kuvvet kullanmakta fazlasıyla ustalaştı.
Bunlar, sadece bir biçimde faşizmin yanında yer almaya yazgılı olanlarca itiraz edilecek olan küçük gözlemler, temel gerçeklerdir. Soru, içinde bulunduğumuz momentte bu gerçeklerin ne anlam ifade ettiği ve bunu da, devlet baskının mevcudiyeti değil, yöneldiği hedef belirler. Teröre karşı savaş bize, yani içe yöneldiğinde onun ne olduğunu fark ediyoruz. Portland’da zaten var olan federal ajanlara ek olarak, daha fazlası Şikago’ya, Albuquerque’ye ve Kansas Kenti’ne geliyor; bu ulusal düzeyde bir politikanın başlangıcı olabilir. “Federal mülkleri korumak” ve “kanun ve düzeni sağlamak,” göz yaşartıcı gaz bulutlarında sürüklenen ikiz incir yapraklarıdır. İç Güvenlik Bakanlığı, Trump ve hempaları hariç hiç kimseye hesap vermeyen, Beyaz Saray’ın denetimindeki paramiliter, ülke içi gözetim hizmeti haline geldi. (Dürüst olacaksak, 11 Eylül saldırılarından sonra panikle yaratılan İç Güvenlik Bakanlığı’ndan bu yana bu uğrak kaçınılmazdı. “Anavatan”dan daha faşist bir sözcük varsa ben duymadım.)
Silah denetiminin [bireysel silahlanmanın engellenmesi, ÇN] arkasındaki temel mantık, ortada bir silah yığını varsa, er ya da geç birilerinin vurulacağıdır. Aynısı güvenlik devleti için de geçerlidir. Onu inşa ederseniz eninde sonunda sizin de peşinize düşecektir. Federal bürokrasinin banalliği altında gizlenen, ürkütücü bir dizi silahlı gücün yaratılmasını görmezden geldik. Şimdi bunlar, kendisini küçümseyen tüm düşmanlarından intikam almak için tüm hayatı boyunca beklemiş bir adamın küçük ellerindedir. Barack Obama sekiz yıl Beyaz Saray’da oturdu ve asker-polis bürokrasisini dağıtmak için hiçbir şey yapmadı. Bunları yurtdışındaki insansız hava araçları savaşlarında kullanmakla çok meşguldü. Onu denetim altında tutan sizseniz, bu güce sahip olmak aşırı baştan çıkarıcıdır. Şimdi daha kötü bir başkan ona sahip ve sonunda o, daha önceden olmadığı kadar büyük bir kısmımıza yönelecektir.
Her yeni zorbalık neyi hoş göreceğimizin bir sınamasıdır. Devlet, birkaç çocuğun bazı mahkeme binalarını sprey boyalarla boyamasını engellemek bahanesiyle, askerleri belli başlı kentlerin geniş alanlarına yayabiliyor ve plastik mermilerle protestocuları gözlerinden vurabiliyorsa, bu, ABD’nin daha geniş kamuoyunun faşizmin gittikçe sıkılaşan pençesinin yoluna çıkmak için ayağa kalkmayacağının iyi bir işareti olacaktır. Bu büyüklükteki bir ülkede, resmi olarak yüz milyon Devlet Düşmanı yaratabilirsiniz ve rahatı yerinde bir çoğunluğu mutlu bir biçimde bundan hiç etkilenmemiş olarak bırakabilirsiniz. Şu aşamadaki üçkağıtçılık, ABD’li sakin çoğunluğu, çıkarlarının, yorgun askerîleşmiş polislerden ziyade mahkeme binalarının dışında sprey boya taşıyan göstericilerle fiilen daha uyumlu olduğuna ikna etmektir.
Bu olanaksız bir görev olmamalıdır. Mahkeme binalarında gerçek adalet dağıtıldığında, hem protestocular hem de fırtına birlikleri gözden kaybolacaktır.

Çeviren: S. Erdem Türközü


Kaynak metin: https://www.theguardian.com/commentisfree/2020/jul/24/trump-security-state-war-on-terror-america

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.