Almanya Gündemi


Ve bir gazeteci daha tutuklandı. Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel, Can Dündar ile Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki bir görüşmede, Türkiye’deki diğer gazeteci arkadaşlarına göre Alman pasaportu olduğu için daha şanslı olduğunu söylemiş. Demekki devlet için artık yabancı pasaport bir kriter değil. Türkiye’de birçok basın mensubu, "terör örgütü üyeliği" suçlamasından yargılanıyor, yabancıysa şayet, akreditasyonları iptal edilerek sınır dışı ediliyor. 

Der Spiegel muhabiri Hasnain Kazım’ın ne şekilde ülkeden çıktığını hatırlarsınız. 

Maalesef, Yücel’in de diğer muhalif gazeteciler gibi tutuklanma nedeni "terör propagandası yapmak ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek". Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın’ın, konuyla ilgili Almanya Dışişleri Bakanlığı davetinde Türkiye’de gazetecilerin gazetecilik faaliyetinden ötürü değil suç oluşturan başka faaliyetlerden ötürü yargılandığını belirttiği, Deniz Yücel için ise "kendisi gazeteci değil” dediği basına yansıyan bilgiler arasında. Yani savunma aynı: Türkiye’ye algı operasyonu yapılıyor. Gazeteciler aslında gazetecilik yapmıyor bla bla bla. 

Türkiye’de OHAL sonrası, alel acele çıkarılan KHK’larla 149 gazete, radyo ve televizyon kapatılırken, 151 gazeteci, "gazetecilik faaliyetlerinden başka" (!) faaliyet yaptıkları için cezaevinde. Yakın geçmişte hatırlarsanız birçok Kürt gazeteci "gazetecilik faaliyetlerinden başka" faaliyet gerçekleştirdikleri için tutuklanmış ve terörist olmakla suçlanmıştı. Yine yakın geçmiş hatırlatması yapalım: Adalet Bakanı Bekir Bozdağ iki yıl önce katıldığı bir programda, ilgili soruya, Türkiye’ye iftira attıklarını iddia ederek, "cezaevlerinde gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu hiç kimse yok" diye yanıt vermişti. Değişen birşey yok, üstelik durum daha altlara doğru gitmeye meyilli. Eskiden Kürtler direk bu tanımlanmayla suçlanıyordu. Şimdi ise terörist tanımı bütün muhalifleri kapsayacak biçimde genişletildi.

Tekrar Deniz Yücel’e gelecek olursak. Deniz’in faaliyetlerine bakalım: Cemil Bayık ile röportaj yapmak, Red-Hack’in yayınladığı belgeleri haberleştirmek, Cizre’de ki bodrum vahşetini yazmak. Üstelik birde fıkra anlatmış yazılarında, acayip bir kin ve düşmanlığa tahrik unsuru söz konusu. 

Deniz için Almanya’da tepkiler giderek büyüyor. Konu federal parlamentoda gündeme getirildi, sokakta protestolar devam ediyor. Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas, basının özgürlüğünün elinden alınmasının, tüm toplumun özgürlüğünün elinden alınması anlamına geldiğini ifade ederek Deniz’in tutuklanmasını eleştirdi. Durumun hukuk devleti anlayışına uymadığını da ayrıca belirtti. Merkel ise Deniz’in tutuklanmasından dolayı hayal kırıklığına uğradığını ve kararın acı ve orantısız olduğunu belirtti. Daha ne bekliyordunuz ki? Siz 7 Haziran seçimleri sonrası Kürdistan darmadağın edildiğinde Erdoğan ile görüşmelerinize ara vermediniz, seçim arifesinde bizzat ziyarete gittiniz. Türkiye’de muhalifler tutuklanırken, işinden atılırken, gazete ve televizyonlar kapatılıp, gazeteciler gözaltına alınırken görüşmelerinize devam ettiniz. OHAL ile birlikte ülkenin düştüğü mağduriyeti daha geçen günlerdeki ziyaretinizde görmemezlikten gelmeyi tercih ettiniz. Erdoğan’ın mülteci antlaşmasına dayanarak size yaptırımlarda bulunmasına bizzat kendiniz zemin hazırladınız. Şimdi söz konusu durum hangi pazarlığın önünü açacak. Sadece habercilik görevini yaptığı için Deniz’in tutuklanmasına şaşırmanız, bütünlük içerisinde bakıldığında ironik bir söylem algısı yaratıyor. 

Önümüzde bir referandum süreci var. Erdoğan’ın bu süreçte Almanya’ya gelip gelmeyeceği hala muğlak. Alman kamuoyunda Erdoğan’ın miting yapma olasılığına karşı yükselen bir tepki söz konusu. Bunu da mı görmezden geleceksiniz...