Türkiye’de Covid-19 tanısında kullanılan testlerin şu an Ankara, İstanbul ve Erzurum’daki üç merkezde yapıldığını belirten Dr. Selma Güngör, merkezlerin yetersiz olduğunu ifade etti. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Azap ise şu an itibarıyla Ankara, Erzurum ve İstanbul’dan tanı çalışmalarının yürütüldüğünü, bunlara Samsun ve Adana’nın da ekleneceğini söyledi.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Dr. Selma Güngör, bu süreçte şeffaf olmanın çok önemli olduğuna dikkat çekti. Güngör, “Koronavirüs ile ilgili olarak şeffaflık, vakanın nerede görüldüğü ile ilgili. Biz İran’da görüldüğünü öğrenince sınırlarımızı kapattık. İtalya’da göründüğünü öğrenince gidiş gelişleri sınırlandırdık. Şimdi de halkın önlem alması için vakanın görüldüğü yer açıklanmalı” dedi. Virüsün tespit edildiği kişinin hastalığın kuluçka süresi olan 14 gün boyunca birlikte çalıştığı ve yaşadığı kişilere de bulaştırmış diye kabul edilmesi gerektiğine işaret eden Güngör, bulaştırma olasılığı olan kişilerin karantinaya alınması ve onlarla temas etmiş kişilere dair gerekli işlemlerin başlatılması açısından vakanın görüldüğü yerin açıklanmasının önemli olduğunu belirtti.
Üç merkezde yapılıyor
Türkiye’de Covid-19 tanısında kullanılan testlerin şu an Ankara, İstanbul ve Erzurum’daki üç merkezde yapıldığını belirten Güngör, merkezlerin yetersiz olduğunu ifade etti. Enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının hastalığın aritmetik değil, algoritmik arttığını söylediğini dile getiren Güngör, “Bugün gördüğümüz bir vaka 5 gün sonra binlerce vakaya yol açabilir. Bu nedenle merkezler daha fazla ve daha yakın yerlerde olması, hastalığın teşhis edilmesi ve tedavinin planlanması açısından önem taşıyor” uyarısında bulundu.
Ücretsiz temin edilmeli
Güngör, Sağlık Bakanlığı’nın, halkın maske gibi malzemeleri ücretsiz temin edebileceği bir mekanizma oluşturması ve halka açıklaması gerektiğini kaydetti.
Üç binden fazla test
Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Korona Virüs Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap da şu an itibarıyla üç merkezden tanı çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi. Azap’ın aktardığına göre; Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne bağlı laboratuvarlarda Ankara’ya son on gündür Erzurum ve bir haftadır da İstanbul eklendi. Samsun ve Adana da bu hafta içinde başlayacak. İlerleyerek her ilde yapılabilir hale gelecek. Bir ay içinde. Giderek de yaygınlaşacak.
Azap, Türkiye’de üretilen kitlerin kullanıldığını aktardı. Çin, ABD, İngiltere ve Türkiye olmak üzere dört ülkede kitlerin üretildiğini belirten Azap, Türkiye’nin 15 ülkeye kit verdiğini söyledi ve konuyla ilgili şu bilgileri verdi: ”Bulgaristan bizim kitimizi kullanıyor ve vakaya böyle tanı koydu. Tabi Türkiye artık kendisinde tanı çıktığı için bundan sonra bu kitleri yurtdışına göndermeyecektir. Haftalık iki bin test çalışma kapasiteli kit var. Testi her şikayeti olan kişiye yaparsanız buna yetişmeniz imkansız. Bu solunum yolu enfeksiyonu sık görülen enfeksiyonlar. O nedenle seçmeniz ve en riskli grubu taramanız gerekiyor. Üç binden fazla testin sonucunda bir kişiye tanı konuldu.
Bundan sonra Türkiye’de bu virüs olduğu için test sayısı da artacaktır. Daha çok kişiye yapılacak. Yurt dışı kriteri içine şu da eklenebilir artık; son 14 gün içinde kendisi değil ama yakın çevresi yurtdışında bulunmuş kişiler. İş arkadaşı veya ev halkından birisi.
Sonucu doğru yorumlalamak
Testin çalışılması yaklaşık üç saat sürüyor. Merkeze örnek gönderilmesi evet, bir süreç ama bu bir altyapı gerektiriyor. Cihazlarınızın olması lazım ve tecrübeli yetişmiş eleman daha da önemli. Cihazı para verip alırsınız ama orada çıkacak sonucu doğru yorumlayacak eleman daha önemli. Bilgili biyolog ve mikrobiyologlara ihtiyaç var.”
Etkinlikler durduruldu
Covid-19’un (yeni tip koronavirüs) Türkiye’de tespit edilen ilk vakasının duyurulmasının ardından çeşitli etkinliklerin iptal ve erteleme duyuruları yapıldı.
Salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında okullardaki tüm sosyal etkinlikler, Türk Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) iptal edildi. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve kurumlarda da alınması gereken önlemlerin sıralandığı yazıda, şu ifadelere yer verildi: ”Bu kapsamda virüsün etkilerinden korunmak amacıyla resmi ve özel okul ve kurumlarda öğrenci, öğretmen ve okul yöneticilerinin katılımıyla yapılması planlanan il ve ilçe, ulusal ve uluslararası düzeydeki toplantı, çalıştay, sempozyum, konferans, forum, ödül töreni, spor müsabakası, yarışma gibi sosyal etkinlikler tedbiren iptal edilmiştir.”
Bakanlığın yazısında, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine yapılacak sosyal etkinlik müracaatlarına izin verilmeyeceği ve konuyla ilgili tedbirlerin valiliklerce alınacağı kaydedildi.
Eğitim Sen: Tatil edilmeli
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ise okulların tatil edilmesi gerektiğini belirten bir açıklama yaptı. 18 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmenin günün büyük bölümünü geçirdiği okullarda, enfeksiyona sebep olan virüslerin oluşması ve yayılmasının engellenmesi için gereken adımların acilen atılması ve bütün eğitim kurumlarının en kısa sürede dezenfekte edilmesini isteyen Eğitim Sen, yazılı açıklamasını şöyle sürdürdü: “Eğitim öğretime devam etmek salgının öğrenciler arasında yayılması riskini arttırma ihtimalini gündeme getirmektedir. MEB’in yapması gereken, koronavirüs salgınının daha hızlı yayılma ihtimalini göz önünde bulundurarak okulları derhal tatil etmesidir. MEB, Sağlık Bakanlığı ile koordineli olarak kapsamlı hijyen işlemlerini en kısa sürede tamamlamalı, hijyen ve dezenfekte işlemlerinin tamamlanmasının ardından salgının gelişme ve yayılma durumuna göre eğitim öğretime devam edilip edilmemesine karar verilmelidir. Öğretmen ve öğrencilerin yaşamını tehdit etme ihtimali ortadan kalkmadığı sürece eğitim öğretime devam etmek, 18 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşkın eğitim emekçisinin salgının potansiyel hedefi haline getirilmesi anlamına gelecektir. Ayrıca fuarların iptal edildiği, otellerin açılışlarının ertelendiği bir dönemde, okullarla ilgili alınacak önlemlerin hala belirsiz olmasının yarattığı kaygı ortadadır.”
Fuar, tiyatro, kurs
İzmir’de 11 – 18 Nisan tarihleri arasında yapılması planlanan 25. İzmir Kitap Fuarı, ileri bir tarihe ertelendi. Fuarın Haziran’da yapılması planlanıyor.
İstanbul’da ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Mart sonuna kadar Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Şehir Tiyatroları, İSMEK ve İBB’ye bağlı müzelerdeki etkinliklerin ve ziyaretlerin durdurulduğunu belirtti.
İmamoğlu şu bilgileri verdi: ”İSMEK’te insanlar toplu olarak gelip eğitim aldıkları yerler var. Oradaki eğitimin de ay sonuna kadar iptali ile ilgili vatandaşlarımıza bilgi aktaracağız. Müzelerin gezilmesiyle ilgili süreci yine ay sonuna kadar kapatacağız.”
Mart ayı sonuna kadar bu kapsamda değerlendirilen mekanlar şunlar: İSMEK, Cemal Reşit REY Konser Salonu, İBB Şehir Tiyatroları Sahneleri, İBB’ye ait 13 Kültür Merkezi, Yerebatan Sarnıcı, Şerefiye Sarnıcı, Tekfur Sarayı Müzesi, Panorama 1453 Müzesi, Miniatürk, Türk Dünyası Kültür Mahallesi, Atatürk Müzesi, Aşiyan Müzesi, Karikatür ve Mizah Merkezi. İtfaiye Müzesi.
Bu arada Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, 5 Nisan’a kadar tüm konferans, sempozyum ve etkinliklerini erteledi.
Mudanya Belediyesi, Mart ayı içerisinde gerçekleştirilmesi planlanan tüm salon etkinliklerini iptal ettiğini duyurdu.
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) salgın nedeniyle 13 Mart Cuma günü yapmayı planladığı 2019 Yılın Başarılı Gazetecileri ödül törenini ileri bir tarihe erteledi.
İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda tüm etkinlikler 6 Nisan’a kadar iptal edildi.
HABER MERKEZİ
Mülteciler için harekete geçin
TTB üyesi Dr. Melahat Cengiz, Türkiye sınırlarında bekleyen mülteciler için de Sağlık Bakanlığı’nın acil harekete geçmesi gerektiğini söyledi.
BİA’dan Evrim Kepenek’e konuşan Dr. Melahat Cengiz, WHO’nun dünya için pandemi ilan ettiğini hatırlatarak, bu durumda en büyük risk altındaki grubun mülteciler olduğunu söyledi. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra sıtma, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kolera gibi bir hastalığın dünyaya yayıldığını söyleyen Cengiz, şu konuya dikkat çekti: “Şu anda dünyada kontrollü savaşlar var. Bu savaşlar sonucunda böyle salgınlar yaşanıyor. Biz TTB olarak savaş bir halk sağlığı sorunudur derken tam olarak bunu kast ediyoruz. Bu süreçten en azla yoksullar ve mülteciler etkileniyor.”
Avrupa’ya gitmek için Türkiye sınırlarında bekleyen mültecilere dair Sağlık Bakanlığı’nın bir an önce harekete geçmesi gerektiğini söyleyen Cengiz, koruma tedbirlerini de şöyle sıraladı:
- Bulaşıcı hastalıklar en çok dezenfekte olmayan ortamlarda yayılır. Mülteciler şu an temiz olmayan koşullarda yaşıyor. Büyük risk altındalar. Bakanlık mültecilere, içinde alkollü su, kolonyalı mendil gibi maddelerin olduğu temizlik kiti dağıtabilir.
- Mültecilerin yoğun olduğu bölgelerde sağlık ekipleri ve özellikle Covid – 19 bilgisine sahip sağlıkçılar bulundurulmalı.
- O bölgeyi karantina altına almak insani bir uygulama olmayacaktır. Önemli olan mültecilerin sağlığa erişim hakkını sağlamak ve temiz koşulları yaratmak. Bu bakış açısıyla Sağlık Bakanlığı’nın bir an önce harekete geçmesini öneriyorum.
- Bu hastalık artık salgın değil pandemi ilan edildi. Bütün dünyayı sardı ve sarabilir anlamına geliyor. Bu da mültecilerin göç yollarında olduğunu da düşündüğümüzde daha risk altında olduğunu görüyoruz. Acile harekete geçilmesi gerekiyor.
- Mülteci çocukların da aralarında olduğu mülteci gruplarına Covid – 19 testi yapılması ve hastalık konusunda bilgilendirilmeleri gerekiyor.
- Covid – 19 konusunda mültecileri ilgilendirecek sağlık ekiplerinin mültecileri kendi dillerinde bilgilendirmesi için de çok dilli bir sağlık hizmeti verilmeli.