
EREM KANSOY / LONDRA
Britanya Başbakanı Theresa May uzun süredir merakla beklenen, ülkesinin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılmasına (Brexit) yönelik stratejisini dün açıkladı. İngiltere, May’in açıklamasının ardından yeni ve siyasi olarak zorlu bir sürece girdi, AB-İngiltere ilişkilerinin önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği ve Pound’un değer kaybetmeye devam edip etmeyeceği merak konusu oldu.
Geçtiğimiz hafta içerisinde İngiltere’nin Brexit planı ve AB’den çıkış sürecindeki stratejik detaylarını belirtmesi beklenen Başbakan May, Lancaster House’da bakanlarının da katılımı ile basına açıklamada bulundu. İngiltere’nin gündemine oturan konuşmasında May, yeni bir ticaret anlaşması güçlü ve uluslararası bir İngiltere vurgusu yaptı.
İngiltere ve AB arasındaki tek pazar, serbest geçişler, ticari ilişkiler, güvenlik konuları, bilim ve eğitim gibi başlıklara değinen May, sürecin tamamlanıp AB’den çıkılması ile dünyadaki birçok ülke ile çeşitli anlaşmalar yapılacağını ve İngilterenin daha da güçleneceğini vurguladı. İngiltere'nin AB üyesi ülkeler ile "mümkün olabildiğince" serbest bir şekilde ticaret yapmayı amaçladığını aktaran May, Lizbon Anlaşması'nın 50. Maddesinin Mart ayı sonuna kadar işletilmesi ve sürecin hızlandırılması yönünde de konuştu.
Tamamen kopuş değil
Detaylı konuşmasında, 23 Haziran'da yapılan AB referandumunda sandıktan çıkan sonucun sadece AB'den ayrılma anlamı taşımadığını belirten May, “Avrupa Birliğinden çıkıyor olmamız AB’den tamamıyla kopacağımız anlamına gelmez, AB’den sadece kendimiz için çıkmıyoruz, torunlarımız ve çocuklarımız için yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
May konuşmasında, Britanya’nın AB'ye "kısmen" üye olmayacağını da vurguladı. İngiltere Başbakanı May, müzakerelerde elinin güçlü olması için şimdiye dek Brexit stratejisini açıklamamıştı. Ancak başta Almanya ve Fransa olmak üzere AB yetkilileri uzun zamandır sürecin bir an önce başlamasını talep ediyordu.
Konuşmada öne çıkanlar
May’in konuşmasından önemli bölümler şöyle:
"Tek pazar piyasasında olmadığımız için AB’ye büyük katkılar yapmamıza da gerek kalmayacak. Her yıl AB’ye yaptığımız o büyük ödemeler sona erecek. Global Britanya aynı zamanda AB dışındaki pazarlarda da çevre edinmeye çalışacak. Dünya çapındaki export marketlerde İngiltere gücünü artırmak zorundadır. Bu yüzden şuanda İngiltere için en önemli şey kafasını kaldırıp uluslar arası piyasalara bakması.
Sadece AB’yle değil tüm dünyayla ticaret
Çin, Brezilya, Yeni Zelanda, Hindistan, bize olan ekonomik ilgilerini hala hazırda gösterdiler. AB dışındaki ülkelerin Gümrük Birliği ile anlaşmalarının önemini biliyoruz. Ben Britanya’nın kendi ticaret anlaşması yapmasını istiyorum, ama aynı zamanda malların serbest girişini de istiyorum, yani rahatça ticaret yapılabilmesini önünü açmaya çalışıyoruz. Ticaret açısından olabildiğince fazla bariyerin kaldırılmasından yanayım. Sadece AB ile ilgili değil tüm dünyayla anlaşmalar yapabilmeliyiz.
Dünyanın en iyi üniversitelerine sahibiz ve gurur duyduğumuz bir tarihimiz var AB’li ortaklarımız ile bilimsel ve gelişim sağlayacak anlaşmalara da hazırız.
Güvenlik ortak çıkar ve sorun
Terörist tehlikeler ve güven sorunları hepimiz açısından ortak çıkarlar ve ortak sorunlarımızdır. Genel güvenlik giderek daha fazla sorun oluyor. AB ile gelecekteki ilişkilerimizde bu konularda pratik gelişmeler sağlayacak ve istihbaratı bilgiler paylaşıp AB’nin güvenliğine katkı koymaya çalışmaya devam edeceğiz.
Bunlar bizim gelecekteki hedefimiz. Daha küresel ve güçlü bir İngiltere için bu amaçları edindik. Bu dostluk hem güçlü bir AB hem de güçlü bir İngiltere yaratacaktır.
İki tarafında çıkarına
50’nci maddenin hayata geçirilmesinden sonra hızlı bir süreç geçirilmesini hedefliyoruz. İki tarafında yeni anlaşmaya hazırlanması ve hayata geçirmesi iki tarafın da çıkarlarına olacaktır. Biz uçurum kenarından hızlıca kurtulup iki tarafında çıkarlarını sağlayacak bir anlaşmaya varmalıyız.
İrlanda’yla serbest geçişişlerin saplandığı br gümrük kontrolü AB ile serbest geçişler, bilim üzerine ve terörizm ile ilgili ortak çalışmalar bizim için çok önemli ve ince düşünülmüş planlar.
Serbest ticaret AB için önemli
AB ile İngiltere arasında güzel bir anlaşma imzalanacağına inanıyorum. Biz Brexit sonrasında bazı görüşmelerimize devam ettik ve AB ile hala hazırda bazı anlaşmalara vardık. Özellikle serbest ticaretin İngiltere için önemi çok büyük. Tek pazar ekonomisinin altına bomba koymak niyetimiz var. Biz AB’ninnin başarılı olmasını da istiyoruz. AB’nin rasyonel bir ticari anlayışı var. Daha fazla ticaret daha fazla para daha fazla iş demektir, ben inanıyorum ki AB ile Britanya arasında sadece ticaret değil aynı zamanda güvenlik açısından da iyi ilişkiler kurabileceğiz.
Güvenlik açısından İngiltere birçok yerde ve kurumda halen çok güçlüdür. Brexit sonrasında da İngiltere tüm komuşularıyla iyi ilişkiler kurabilecek. Brexit çevremizden koptuğumuz anlamına gelmiyor. Bazı sesler bize karşı çıkıyor, ama bu şekilde AB üyelerinin bize karşı durması, AB dostu ülkeler açısından da kötü olacaktır diye uyarmak istiyorum.
AB için de büyük tehlike
500 Trilyonluk hacmi ile İngiliz şirketlerin AB’de çalışamaması anlamına geliyor ve bu da AB için büyük tehlike anlamına geliyor. AB ekonomisindeki sektörlerde, otomotiv, gıda sektörü, eczacılık, balıkçılık, turizm ve benzeri gibi alanlarda AB Britanya’nın yokluğunda büyük zarar görebilir. Sadece İngiltereyi cezalandırma niyetinde olanlar yüzünden örnek verdiğim sektörler gibi sektörler büyük darbe görecek.
65 milyon destek veriyor
Müzakereler umarım iki tarafında çıkarları yönünde devam edecektir. 65 milyon insan bize AB den çıkma desteği veriyor. Çünkü ülke tekrar bir araya geliyor. İngiltere demokrasisinin bu kadar yıldır başarılı olmasının sebebi tek ulus olarak hareket etmektir. Kaybedenlerin büyük bir sorumlulukları vardır ve Brexit sürecinde bunu görüyoruz. Birlikte çalışarak bunu mükemmel bir başarıya dönüştürmeliyiz. Halkımız global bir İngiltereye destek veriyor."
May’in kırmızı çizgisi göçmenlik!
Brexit planının merkezine göçmen kısıtlamalarını koyan May, AB'nin işbirliği yapmaması durumunda "küçük parçalara bölünebileceği" uyarısında bulundu. AB içerisinde oldukça yaygın olan göç sorununu kontrol altında tutmanın kırmızı bir çizgi olduğunu kaydeden May, ısrarla Britanya'nın artık Avrupa hakimleri tarafından patronluğa varan dayatmalarına göz yummayacağını da söyledi.
12 başlıkta strateji planı
İngiliz Başbakanı’nın Brexit sürecine ilişkin 12 başlıktan oluşan strateji planı ve amaçları şöyle:
* AB ticareti kapsamındaki geçiş döneminde bir anlaşma yaparak İngiliz işletmelerini ‘uçurumun kenarında’ olma iddalarına karşı ‘güvene’ alacağı sözü verildi.
* Avrupa Adalet Divanı'nın yargı yetkisini terk edip sadece Birleşik Krallık'ta yapılan Westminster, Edinburgh, Cardiff ve Belfast'daki yasalarımıza sadık kalacağız.
* İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda arasındaki 'değerli ve çok önemli birlik' güçlendirilecek.
* Kuzey İrlanda ile Cumhuriyet arasında toprak sınırı yok. Ortak Seyahat Alanı'nı korumak için 'pratik bir çözüm' sözü veriyoruz.
* Hareket özgürlüğü kurallarını sona erdirerek Avrupa'dan İngiltere'ye gelen kişilerin sayısı kontrol edilecek.
* Brexit'ten sonra İngiltere'de yaşayan AB vatandaşlarının hakları 'en kısa sürede orada kalmak' için garanti altına alınacak.
* İşçi ve emekçi haklarında sadece AB yasalarına ve İngiltere yasalarına bağlı kalmayıp her türlü ve her şekilde haklarının korunması sağlanacak.
* AB ile cesur ve iddialı bir serbest ticaret anlaşması imzalamaya çalışılınacak.
* AB dışında ticari anlaşmalar da yapılarak İngiltere dışa dönük uluslararası ticari gücüne uzun zamandan sonra yeniden kavuşturulacak.
* İşbirliğini zayıflatmak yerine Avrupa'daki büyük bilim, araştırma ve teknoloji girişimleri ile çalışmaya devam edilecek.
* Avrupa'daki müttefiklerle dış ve savunma politikasında yakın işbirliği yapmaya, NATO askeri ittifakını Rus saldırısına karşı güçlendirmeye devam edecek.
* İngiltere, Brüksel ve AB üyesi ülkelerdeki kurumlar için geçiş sürecini kolaylaştıracak Brexit için 'aşamalı bir uygulama süreci' aranacak.