Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘KCK davası’nın 25. duruşmasına yargılananlar katılmazken, avukatları Mehmet Emin Aktar ve Selçuk Kozağaçlı hazır bulundu. Aktar ile Kozağaçlı, mahkeme ve avukatlar arasında yaşanan krize „açıklık getirmek“ için duruşmaya katıldıklarını bildirdi. Mahkeme, avukatların boykotu nedeniyle Diyarbakır Barosu’nun yeni avukat tayin etmesini istemişti. Ancak Baro, „300 avukat zaten görevli, adil yargılama isteğimiz yerine getirilsin, savunma hakkı engellenmesin“ diyerek yeni atama yapmamıştı. Mahkemede, önceki günkü duruşmada avukatlar ile Baro hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıklamıştı.

Aktar: Aksesuar değiliz
Dünkü duruşmada Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, mahkemenin talebine karşılık hazırladıkları 5 sayfalık dilekçeyi mahkeme heyetine sundu. Dilekçede, mahkemenin baroya gönderdiği yazıdaki dil ve üslubun, hukukçu nezaketini zorlayan ve sorunlu bir ifade tarzı ile kaleme alındığı belirtildi.
Dilekçede, „Avukatlık mesleğinin niteliği ile baroların görev ve yetkileri çerçevesinde değerlendirildiğinde yazıdaki üslup kabul edilebilir bir üslup değildir. Tekrar hatırlatmakta yarar görüyoruz; savcılar ve hakimler avukatların üstleri olmadıkları gibi barolar da mahkemelerin isteklerini değerlendirmeden yerine getiren ‘kalemleri’ değildir“ denildi.

 Duruşmada söz alan Baro Başkanı Aktar, avukatlık mesleğine saygı gösterilmediği taktirde duruşmaya katılmayacaklarını belirterek, „Bizler duruşma salonunun eksiğini tamamlayan aksesuar değiliz. Mesleğin onurunu zedeleyeceğimize, bu mesleği bırakmayı tercih ederiz.  Bu davada sanıkları savunan yaklaşık 300 avukat var. Bugün hiçbir tanığın olmadığı duruşma salonunda savunma yapıyoruz. Mesleğin saygınlığını zedeleyeceğime burada sanık olmayı tercih ederim“ dedi.


Kozağaçlı: Tehditle çözemezsiniz
Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı ve Avukat Selçuk Kozağaçlı da avukatların davadan çekilmediğini, adil bir yargılama yapılmasını istediklerini söyledi. Tozlu sandalyelerin avukatlığını yapmak istemediklerini anlatan Kozağaçlı, şöyle dedi: „Sanıkların getirilmediği, sorgunun alınmadığı, anadilde savunmanın yapılmadığı, dosyanın yaklaşık 3 yıldır kapsam ve mahiyetinin anlaşılmadığı bir ortamda bizi bu salonda tutmak mümkün değildir. Bizi tehdit ederek bu sorunu çözemezsiniz.“

Tahliye talebi yine ret edildi
Kozağaçlı ayrıca, bir sonraki duruşmada tüm sanıkların hazır edilmesini, tutuklu sanıkların da tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti, verdiği kısa bir aranın ardından tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamı ile tutuksuz yargılanan Ahmet Yıldırım’ın bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesini kararlaştırdı.

Mahkeme örtbas etme çabasında
Anadilde savunma yasağı ve sanıkları bölerek getirme kararı alan mahkeme heyeti, davanın ilerlememesindeki payını gözardı ederek, „yargılamayı engelledikleri“ gerekçesiyle sanık avukatları ve Otomatik Avukat Atama Sistemi üzerinden yapılan görevlendirmeye rağmen duruşmaya katılmayan 6 avukat ile mahkemenin talebi üzerine sanıklar için avukat görevlendirmeyen baro yönetimi hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Ardından duruşma 10 Ağustos’a ertelendi. Duruşmayı, bazı BDP milletvekilleri de izledi.

Avukatlar: Doğru olanı yapacağız

Dava sonrası açıklama yapan avukatlar, „Biz asla suç duyurusundan çekinmiyoruz. Biz doğru bildiğimiz, inandığımız şeyi yapmaya devam edeceğiz. Savunma hakkının kutsallığına inanıyoruz. Biz bu savunma hakkını sonuna kadar da savunacağız“ dedi. Avukatlar ayrıca mahkemenin hukuksuzluğuna karşı tüm avukatlar ile barolara kendileriyle dayanışması için çağrı yaptı. 

AMED