Êlih’in Sason ilçesine bağlı Çemeşevke mezrasında 3 Aralık 1991 yılında dünyaya gelen Hezer, çocukluğunu geçirdiği köyünden, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Bölümü’nü kazandığı 2011 yılında ayrıldı. Devrimci bilincin yüklediği sorumlulukla üniversiteyi, evleri ve şehirleri bir örgütlenme alanı olarak gören Hezer, gençlik çalışmasında verilen her görevi fedakarca yürüttü. 


Köy köy gezdi 

Hezer, “Sağlık topluma mal edilmeli” diyerek, mücadelesiyle harmanladığı sağlık çalışmalarını köy köy gezerek yürüttü. Üniversite ikinci sınıfta özgür bir yaşam, sağlık ve gelecek için Kürdistan dağlarında gitme kararı veren Hezer, 3 yıl boyunca Kürdistan dağlarında kalır. 5 Nisan günü ölümsüzleşen Hezer’i anlatan okul arkadaşları, “Agît’in izleri halen üniversitede” diyerek, mücadelesine dört elle sarılacaklarını söyledi. 


Yaşama hep dört elle sarıldı

Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne başladığı 2011 yılında Hezer’i tanıdığını ve Wan’da gerçekleşen deprem sürecinde yan yana olduklarını anlatan okul arkadaşı Vedat Kaplan, “Agît arkadaşın en dikkat çekici yönü yaşama olan bağlılığıydı” dedi. Arkadaşlığın ve yoldaşlığın gerçek anlamını gördükleri Hezer’in gençlik çalışmalarına yoğunlaştığı süre içinde yaşamdan da asla kopmadığını dile getiren Kaplan, “Arkadaşın katılım sürecinde yaşama dört elle sarılma durumu vardı. Ciddi anlamda bu yoğunlaşması hayatına da yansıyordu. Geleceğe ilişkin hayalleri, bir sürü plan vardı, hayatı hiçbir zaman ikinci plana atmadı. Agît arkadaşın yurtseverliğe olan bakışı hepimizi etkiledi” diye konuştu.


‘Onlardan büyük bir miras aldık’

“Üniversitede halen Agit arkadaşın izleri var” diye anlattığı Hezer’in gittiği her yerde duruşu ve samimiyetiyle yoldaşlığa verdiği önemi de gösterdiğini söyleyen Kaplan, “Bu noktada arkadaşlar bizlere de büyük bir sorumluluk bıraktı. Biz onlardan büyük bir miras aldık. Agît arkadaş örgütlü ortamı oluşturarak, güçlü bir yaşam alanı geliştirdi. Dersler olmadığı zaman bile okula gelerek, örgütleme yapardı. Üniversite içindeki etkinliklerde de ciddi bir rolü oldu” ifadelerini kullandı.


‘Yoldaşlığından çok etkilendim’

Aslen Konya doğumlu bir Türk olan, Hezer’in okul ve mücadele arkadaşı Tıp Fakültesi öğrencisi Zehra Koştu ise “Buraya gelmeden önceki arkadaşlık ilişkilerimle buradaki arkadaşlık ilişkileri çok farklıydı, onların arkadaşlık ilişkilerinden, yoldaşlıklarından çok etkilendim” dedi. Hezer’in bulunduğu her ortamda arkadaşlarına güven aşıladığını ve hep neşeli olduğunu belirten Koştu, “Benim bu hareketi tanımamda etkili olan Agît arkadaştı. Klasik ilişkilerin dışında bir ilişki ortamı vardı ve büyük bir etkilenme oldu” diye konuştu.


‘Agît hepimizden önce fark etti’

Hezer’in Tıp Fakültesi’ni ikinci sınıfta bırakarak özgürlük mücadelesine katıldığını söyleyen Koştu, Hezer’in sık sık dile getirdiği, “Sağlığın topluma mal edilmesi gerek” şeklindeki sözlerini hatırlatarak, “Sağlık dediğimiz şey aslında toplumun olması gereken bir şey ve Agît bunu hepimizden önce fark etmişti. Agît’in bize bıraktığı en büyük miras arkadaşlığı ve mücadelesidir” dedi. 


Hezer’in cenazesinde işkence izleri

Bulunduğu her yerde çalışmalarını en iyi şekilde yürütmek için sürekli bir çaba içinde olan Hezer’in özgürlük saflarına katıldıktan sonra da arkadaşları üzerinde büyük bir etki bıraktığını kaydeden okul arkadaşı Çektar Er, “Kendi aramızda her zaman ‘Acaba Agît şimdi hangi dağda geziyordur’ diyerek sürekli anıyorduk onu” dedi. Êlih’te katıldığı törende Hezer’in cenazesini gördüğünü söyleyen Er, şunları ekledi: “Cenazeye bile tahammül etmeyip işkence yapmıştılar. Kanımızı içseler de doymazlar. Bedeninde bir sürü kurşun vardı.”


 DİHA/VAN