Fransa’da Koronavirüsten yaşamını yitirenlerin sayısı 4 binin üzerinde. 9 bin 163 nüfuslu Tomblaine Belediyesi’nin Başkanı Herve Feron "gerçeği yüksek ve net bir şekilde söylemenin zamanı" diyerek, özellikle de yaşlıları savunmasız bırakan hükümet politikalarını sert bir dille eleştirdi.  SELMA AKKAYA/PARİS Herve Feron, Tomblaine Belediye Başkanı. Sosyalist Parti’den seçilen Belediye Başkanı Feron, sosyal medya hesabından yaklaşık yarım saat süren bir video paylaşarak, hükümete olan öfkesini anlattı. Sağlık bakanının belediyelerden ölüm sayılarını istemesi, huzur evlerinde ya da özel bakım gerektiren yaşlılara dair beklentilerini sıralaması üzerine bu videoyu hazırladığını belirten Feron “öfkeliyim” dedi. En kırılgan olan 13 milyon Madalyonun görünmeyen yüzünü anlatarak hükümet politikalarını eleştiren Belediye Başkanı Feron’un hükümet politikalarına ilişkin konuşması şöyle: Fransa'yı korkunç bir salgın vurdu. Her yere baktığımızda; yaşlılar, sağlık sorunları olanlar ve en önemlisi de en güvencesiz-sosyo ekonomik koşullarda olanların en kırılgan insanlar olduğu açık. Bilirsiniz, hapsolmuş, temiz hava almak için bir bahçesi olmayanlar, çocukları ile birlikte  oda başına birkaç grup halinde uyuyanlar, zaten çok fazla kazanamayan ve herhangi bir yardım göremeyecek olanlar, engelli olanlar, İnternetsiz, bilgisayarsız, yazıcısız, bilgili olmayan, dışarı çıkmak için sertifika basamayan, ev ödevi almak için internete bağlanamayan 13 milyon Fransız’dan çocuklarına evde bakmasını istiyorsunuz ... İlk terk edilenler savunmasızlar! İlk terk edilenin her zaman en savunmasız olduğu bilinmektedir. Meurthe et Moselle Tomblaine'de 9 bin 163 nüfuslu bir belediyenin başkanıyım. Gerçeği yüksek ve net bir şekilde söylemenin politik olarak doğru olmadığını biliyorum, özellikle şu anda dayanışmanın belli bir “kutsal birliğin” çimentosu olması gerektiği günlerde... Gelin yerinde görün olanları Ancak şimdi, yarın tanıklık edip edemeyeceğimi bugün bilmiyorum ve özellikle kızgınım. Çok iyi kurulduğu zaman öfke, burada olduğu gibi, yazılmayı ve konuşmayı  hak ediyor. Dün Sağlık Bakanını duyduğumda, on beş günlük hapisten  sonra televizyonda talimatlarını verirken, "huzurevlerinde, odalara yemek getirmek için teşvik etmek lazım" diyor. Ardından belediyeler için "yaşlılar için sorumluluk almak için ne bekliyorlar?" diye soruyor. "Gelin, yerinde görün olanları!" diyorum. Bizden ölü sayılarını istiyorlar! Uzun süredir devlet hastanelerini parçalara ayıran bu ardışık hükümetlerin görevlerini yerine getirmeyerek, bu alanlarda çalışanların taleplerini bastırarak herkesin bakıma erişilebilirliğini ortadan kaldırdığınız politikanızdan dolayı kızgınım. Bugün bu iktidarsızlığı yaratan hükümetlere kızgınım. Seçilmiş memurları, yerel baronları, medyada bu kamu hizmetinin hurdaya çıkarılmasına sürekli dahil olarak medyada iletişim operasyonları yürüttüğünüz için sizlere kızgınım. Aylardır riskin farkındasınız Aylarca bu riskin farkında olduğumuz ve koruyucu maskeler, hidroalkolik çözüm sipariş etmemiz gerektiğinde, hiçbir şey öngörmeyen, hiçbir şey planlamayan bu hükümette karşı öfkeliyim. Solunum cihazı yok. Nüfusu korumak için harcama yapma riskini almamayı tercih eden bu hükümetin kararsızlığına kızgın, dahası, özel bir servet vergisi takarak milyonlarca armağanın en zengin olana nasıl verileceğini planlayan bu hükümete öfkeliyim. Son belediye seçimlerinin uygulanmasına izin vermek için her ne pahasına olursa olsun, nüfusun kontrol altına alınmasını bilerek geciktiren bu hükümetin sorumsuzluğuna kızgınım! Dün gazladıklarınızı şimdi övüyorsunuz! Bu hükümete ve aylar boyunca hemşire göstericiler, grevdeki itfaiyecilere karşı şiddetli baskıyı nasıl organize edeceğini bilen bu Başkana öfkeliyim. Onlara vurdun, gazladın, şimdi ise onları övmeye geldin. Halen o övdüğün insanlar sefil maaşlarla geçinirken, başarısız yöneticileriniz birde cesaret, şeref ve Fransa değerlerine bağlılıklarından dolayı onları kutluyor. Sosyal koruma ve emeklilik sistemimizin çöküşü karşısında aylarca şiddete maruz tüm bizlere karşı şimdi televizyon ekranlarında kriz yönettiğini iddia eden Cumhurbaşkanına karşı kızgınım. Halkı kamu hizmetinden uzaklaştırma politikası Büyük bölgeleri yaratan bu yöneticilere, liberal bir yaklaşımla, sorumsuzca ticari kaygılarla, halktan kamu hizmetlerini daha da uzaklaştırma ve zayıflatma çabası olanlara karşı kızgınım. Büyükşehir yerelle paylaşmıyor Büyükşehir belediye başkanlarına kızgınım. Ellerindeki güçleri yerelle paylaşmayan bu baronlara karşı kızgınım. Bataclan saldırılarının ertesi günü, Sarı Yeleklerin isyanını ve bugün Koronavirüsü hatırlayın! Kim yakınlık hizmeti, sosyal uyum, acil yardım götürüyor ? Belediye başkanları, çünkü sağlık çalışanları gibi alandalar. Ev hastahanaleri yaratmaya çalıştınız Kızgınım, çünkü yıllarca, Cumhuriyet'in değerlerine aykırı seçimlerle iktidarlara taşınanların yürüttüğü politikayla yaşlanan nüfusun büyük bir bölümü, EPAHD denilen barınma merkezlerine yerleştirildi. İmkanları kısıtlı belediyeler yaşlılara konut yaratmak durumunda kaldı. Hiçbir tıbbi olanağı olmayan konutlar bunlar. Oysa bu yaşlıların hastane koşullarında barındırılması gerekirken, “ev hastaneleri yaratmayı” belediyelerin sırtına attılar. Bu belediye çalışanları ve başkanlarının sırtında ayn zamanda büyük bir mali yüktü. Hiçbir yardım yok! Kızgınım çünkü şehrimde, yaşlılar için bu tür bir yaşlılar yurdu var ... Krizin başlangıcından beri, belediye personelimiz bazen bu alanda olmayan mesleklerde çalışanlarımız dahi seferber edildi. İşte onlar taktire şayan kahramanlar. Hiçbir yardım yok! Kızgınım çünkü haftalardır Bölüm Konseyi ve ARS'den (Bölgesel Sağlık Ajansı) yardım bekliyoruz. Hiçbir şey, yardım yok, maddi destek yok, lojistik destek yok, insan desteği yok. 56 yaşlı için 1 aydır maske bekleniyor Bizim topraklarımızda yoklar. Basında liderlerinin geldiğini görünce dersler verip yalan söylediklerini açıklıyorum ... Kızgınım. Bir aydan fazla bir süredir  gece gündüz çalışan belediye personelimizin  56 yaşlı insanı korumak için ARS'den telefon, e-posta yoluyla, koruyucu maskeler istediğini biliyor musunuz? ARS bize cevap vermeye tenezzül etmedi !!! Ne saygısızlık! Ne sıradanlık! Size verecek cevabımız yok Ve beni en çok sinirlendiren şey, Başkanlık Konseyi gibi ARS gibi kurumların bize talimatlar vermek için ısrarla belgeler göndermesi (bazen aptal ve çelişkili olmanın yanı sıra belgeleri saklıyorum)  Belgelerin amacı bizi kontrol etmek. Şimdi bizden hesap istiyorlar! Onlara cevabım: Üzgünüz, size cevap verecek vaktimiz yok, 98 yaşında bir bayana yardım ediyoruz !!! Savunmasısız Çok öfkeliyim anlamanızı rica ediyorum. Tomblaine'de yaşlılar için bir yurt olduğunu söylemiştim. Kamu yetkilileri burayı terk etti. Bu evdeki yaşlılardan birine, özel bir bakıcı çağırdık. Bisikletle gelmişti. Bakıcı hayati risk altında çalışırken biri onun bisikletini çaldı. Ayrıca bu pislik görüldüğü halde polis müdahale etmedi. Polise kızgınım. Polisi aradığımızda bisikleti çalınan kişi komiserliğe gelip suç duyurusu yapsın, salgından dolayı yoğunuz cevabını alıyoruz. Bir rüya gördüğümüzü düşünüyorum. İlk terk edilenin her zaman en savunmasız olduğu bilmektir bu. Canlarını riske edenlere sonsuz teşekkür Beni motive eden şey, kendi komünlerimizde, mahallelerimizde, sokaklarımızda kendiliğinden ortaya çıkan muazzam bir dayanışma patlamasıdır.  Tüm bakıcıların ve eşlik eden personelin cesareti, gösterilen cömertlik, kollektif bir aşk patlaması… Canlarını riske atanlara teşekkür etmek istiyorum. Siz hayatta olduğunuz için teşekkür ediyorum ve bunu bağırmak istiyorum! Zenginler suçlusunuz Umarım tarihin gözünde mahkum olursunuz! Bencil insanlardan ve bu bisiklet hırsızı gibi aptallardan nefret ediyorum. Ve sizi görevinizde başarısız olanlar ve zenginler sizi suçluyorum.  Çünkü  vasatsınız ve sadece bir sonraki seçimlerin sonuçları sizi ilgilendiriyor. Ben senin dünyandan değilim, aynı dünyadan değiliz. Şimdi duyma zamanı. Öfkemi yazdım, çünkü bundan sonra binlerce, milyonlarca Fransız sizi yargılayacak. Umarım en azından tarihin gözünde mahkum olursunuz. Bu yüzden sosyal ağlarda bir çağrı başlatıyorum, bu mesajı paylaşıyorum, öfkemi paylaşıyorum… Yaşasın Cumhuriyet.