Sorgulama yetisi kayboluyor
“Meşru fikirlerin hangisi olduğunu söylemek ve bunun doğrultusunda tasarrufta bulunmak hakikat iddiasıdır” diyen Bakırezer, “Hangi fikirlerin meşru olduğunu söylemek ahlaken mümkün değil. İktidar ise bunu söylerkenki ahlak yapısının arkasındaki epistemolojik yapıyı, yani hakikat oymuş gibi, hangi düşünce haklı hangisi değil, hangisi milli güvenlik için gerekli hangisi değil, kendi içinde belirleyip karar veriyor, sınırlama getiriyor” dedi. Bakırezer, bu şekilde toplumun sorgulama yetisinin kaybolduğunun altını çizdi.
Aykırı sesleri susturuyor
Bakırezer, AKP hükümetinin tüm kanalları kullanarak kendi bakış açısının doğruluğunu kabul ettirmeye çalıştığına dikkat çekti. Kendine aykırı tüm sesleri de susturduğunu, medyayı kendi tekelinde kullandığını ifade eden Bakırezer, “Medya kullanma tekilinde olduğu için barış bildirisini imzaladığımızda bizi ‘sözde akademisyen’ olarak nitelendiriyor. Mesela ben onun ‘sözde Cumhurbaşkanı’ olduğunu söylesem duyacak kimse yok, artı söylesem mahkemelik olurum” şeklinde konuştu.
Sınırları iktidar belirliyor
Barış istedikleri için üniversitelerden uzaklaştırıldıklarını hatırlatan Bakırezer, neyin meşru, neyin meşru olmadığına karar veren hükümetin, fikir özgürlüğünün sınırlarını belirlemeye kalkıştığını; bunun da endişe verici olduğunu söyledi.
Daha radikal çözüm yolları
Türkiye’de yaşananlara karşı daha radikal çözüm yollarının aranması gerektiğine vurgu yapan Bakırezer, şöyle devam etti: “Yapılacak şeyler artık daha radikal şeyler olmalı. Eğer sorun kendimizi ifade etmekse bir yandan alternatif yollar bulmaya çalışmalıyız, bir yandan da suç işlemeye çalışmalıyız. Hangi fikrin meşru olduğunu, hangisinin meşru olmadığının sınırlarını çizmek isteyenlere karşı topluca suçlar işlememiz gerekiyor.”
DİHA/KOCAELİ