Toplumdan soyutlamak istiyorlar

13 Kasım 2022 Pazar - 19:00

Avukat Mesut Beştaş

Avukat Mesut Beştaş

  •  Avukat Mesut Beştaş, kuralsız rejimin yasa dışı tecritle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın toplumdan soyutlamak istediğini belirterek, bu toplumsal meselenin sürekli gündemde tutulması gerektiğini söyledi. 

Avukat Mesut Beştaş, tecridin önüne geçmenin imkansız olmadığını söyledi. 

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında rehin tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’dan 19 aydır haber alınamıyor. Asrın Hukuk Bürosu, Abdullah Öcalan ile en son 7 Ağustos 2019'da; ailesi ise 25 Mart 2021’de kesintili bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Öcalan ile görüşmek isteyen avukatları 203, aile ve vasisi ise 72 bir başvuru yaptı, ancak başvurular yanıtsız bırakıldı. Daha önce “koster bozuk” veya “hava muhalefeti” gibi gerekçelerle engellenen görüşler, Olağanüstü Hal’in (OHAL) ilan edildiği 20 Temmuz 2016’den sonra Bursa 1. İnfaz Hakimliğinin 6 aylık süreyle alınan yasak kararlarıyla devam etti. Son olarak 21 Ekim’de kesinleşen yeni bir 6 aylık “avukat görüş yasağı” cezası verildi. 

MA'ya konuşan Avukat Mesut Beştaş, tecrit sisteminin, toplumla bağını koparmaya dönük kullanıldığına dikkat çekerek, “Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’deki birçok sorunu çözebilecek Öcalan, aynı zamanda güncel siyaseti etkileyecek boyuta ulaşmasından kaynaklı tecrit daha çok yayılıyor. Bundan dolayı da Öcalan’dan ve İmralı’da bulunan diğer tutuklulardan giderek haber almama noktasına getirildi. Tecridin hem siyaseten hem de hukuken yanlış olduğu tartışılmaz. Aradan geçen uzun bir süreye rağmen haber alınamaması, sadece ilgili şahıslarla sınırlı kalmıyor, toplumun da önemli bir kısmı için işkence haline dönüyor” şeklinde konuştu.  

Kuralsız bir rejim var

Abdullah Öcalan’a art arda verilen “disiplin cezalarını” değerlendiren Beştaş, şunları söyledi: “Bir şahsın, tek başına olması durumunda nasıl bir disiplin cezası gerektiren tutumu veya hareketi olabilir ki? Bu kararın keyfiliği tartışılmazdır. İmralı rejiminin kendi kurallarını kendi belirlemesiyle ilgilidir. Kuralları kendileri koyduğu için hiçbir hukuk kuralı bağlamaz oluyor. Şu anda kendisini bağlayan bir kural olmadığına inanan bir rejim var. Tek başına tutulan bir insanın kesintisiz bir şekilde üçer aylık ya da 6’şar aylık disiplin cezaları gerekçe gösterilerek, hem avukatlar hem aileleriyle görüşmeleri engellenmesi hukuki nedene dayanmıyor. Tamamen Öcalan’ı toplumdan soyutlamak istiyorlar.” 

İnsanlıkta da yeri yok

Türkiye Cumhuriyeti’nin iç hukukunda ve uluslararası hukukta tecridin yeri olmadığını ifade eden Beştaş, insanlıkta da yeri olmadığına vurgu yaptı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarının uygulanmaması noktasında icracı ülkelerin sessiz kaldığına işaret eden Beştaş, şöyle devam etti: “Uluslararası hukukun yaşama geçirilmesini sağlayan güçler, devletlerdir. Bu çerçevede baktığımızda Türkiye Cumhuriyeti, üyesi veya imzacısı olduğu AİHM’in yaptığı yargılamaların dayanağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’dir (AİHS). Bu kararların icracısı Avrupa Konseyi’dir. Konsey üyeleri icracıdır. Sonuç olarak bu ülkelerin birbiriyle olan ilişkisi her zaman insandan ve insan haklarından yana olmuyor ne yazık ki. Birbiriyle olan ilişkileri daha çok devlet çıkarları üzerine kurulmuş ilişkilerdir. Bu yönüyle baktığımızda İmralı’daki tecrit, Avrupa Konseyi ülkelerin veya Bakanlar Komitesi’nin gündemine çok girmiyor. Eğer tecridi gündemlerine alıp sıcak takipçiliği yaparlarsa Türkiye ile olan ilişkileri aleyhlerine olabilir. Bunun için birçok kararın uygulanmasında ve icrasında Bakanlar Komitesi daha çekingen olabiliyor ve uluslararası çıkarlar gözetiliyor.” 

Toplumun da gündeminde kalmalı

Tecridin bir dram olduğunu belirten Beştaş, bu durumun önüne geçilmenin imkansız olmadığını söyledi. Tecrit sisteminin sürekli gündemde tutulması gerektiğinin altını çizen Beştaş, şunları ekledi: “Hem hukuk alanında hem de siyaset alanında gündemleşmesi ve en önemlisi çözümleyici olacağına inandığım toplumun gündeminde tutulması gerekiyor. Tecridin kaldırılmasıyla Türkiye’de demokrasinin tartışılabileceğini görmemiz gerekiyor. Bu durumu geçmişte gördük, yine görebiliriz. Toplumsal olan bu meselenin toplumsal olarak çözüleceğine inanıyorum.”  AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.