"Ahlak toplumsal özgürlüğün gelenekselleşmiş biçimidir. Son tahlilde bilinçtir. Ahlakı kalmamış toplumun özgürlüğü de bitmiş demektir. Ahlaksız toplum bitmiş toplumdur” der Bilge insan. Bir toplum, esas olarak özgürlüğünü geliştirmiş olduğu toplumsal ahlakı sayesinde sürdürür. Çünkü ahlakı olmayan toplumun özgürlüğü de olmaz. Ahlak ve özgürlük arasındaki ilişkiyi açıklamakta yarar var. Ahlak, toplumun özgürlük ve kolektif bilincidir. Toplumsallığı bir arada tutması, vicdanı ve doğruluğu sürekli salık vermesi itibariyle özgürlükle iç içedir. İlişkisi özgürlüğün adeta teminatıdır. Çünkü irade sahibi olmasıdır, sistem kirliliklerinden arınmış ve kendini çözüm gücü kılmış kişiliktir.
Özgürlük, fikir ve eylemde devrimci duruş sahibi olmaktır. Özgürlükle ilgili tüm hususların ahlakla bağı vardır. Toplumsal ahlakın göz ardı edildiği bir alanda, özgürlüğün de çok fazla anlam ifade etmeyeceğini iyi bilmek gerekiyor: o zaman her doğrunun, her iyinin ve her güzelin temelinde toplumsal ahlak yatar. Doğal toplum süreci toplumsal ahlakın ve özgürlüğün en somut haliyle yaşam bulduğu bir çağı kapsamaktadır. Doğal toplum sürecini aynı zamanda ahlaki ve politik toplumun en somut haliyle yaşam bulduğu dönem olarak tanımlamaktayız. Nedir o zaman ahlaki ve politik toplum?
Bilgemiz ahlaki ve politik toplum için şunları belirtmektedir: "Ahlaki-politik toplum; iyilik, ilişkisidir. İyilik, mutluluk zaten ahlakın özüdür. Doğruluk hakikatle ilgilidir. Hakikati ahlaki ve politik toplum dışında aramak beyhudedir. Ahlaki ve politik olmayan güzelliği, bulamaz. Güzellik ise estetiğin amaç kavramıdır. Ahlaki ve politik toplum dışındaki güzelliği güzellik saymıyorum. Güzellik ahlaki ve politiktir. Hiçbir toplum ahlaki ve politik toplum kadar özgürlüğü, eşitliği ve demokrasiyi üretebilme, sağlayabilme gücünde değildir.”
İlk toplumsal sorunların, devletçi uygarlığın oluşumuyla açığa çıktığını biliyoruz. İlk toplumsal sorunların da toplumsal ahlak ve özgürlük sorunları olduğu tartışmasızdır. Rahip krallar öncülüğünde geliştirilen tanrı-kul sistemi toplumun ahlakında derin bir parçalanmayı açığa çıkarmıştır. Darbe alan toplum ahlakı, beraberinde bir dağılmayı da açığa çıkarmıştır. Bu da, insanların köleleşmesini hızlandırmıştır. Yani parçalanan toplumsal ahlak, beraberinde özgürlük sorununu açığa çıkarmıştır. Aynı zamanda devletçi uygarlık göçlerinin yaratmış olduğu toplumsal ahlak ve özgürlük sorununa karşı, toplumsal direnişler de hiçbir zaman son bulmamıştır.
Bilge kişiler, filozoflar ve siyasi önderler öncülüğündeki direniş geleneği hiç son bulmadı. Zerdüşt’ün "iyi düşün, doğru konuş, güzel yap” deyişi köleci Asur İmparatorluğu’nun neden olduğu ahlaki parçalanmaya ve köleleşmeye karşı insanlığı tekrardan toplumsal ahlaka ve özgürlüğe çağrıdır. Aynı zamanda Hz. İbrahim Nemrutlara, Hz. Musa’nın firavunlara ve Hallac-ı Mansur’un İslam sultanlarına karşı ahlaki çıkışları insanlık tarihinin ahlaki direniş geleneğinde devrimsel çıkışlardır. Eğer bu ahlaki çıkışlar olmasaydı, insanlık adına toplumsal ahlaktan ve özgürlükten bahsedilemezdi.
Yine içinde yaşadığımız çağın temel sorunları olarak karşımıza toplumsal ahlak ve daha da derinleşmiş olan özgürlük sorunu çıkmaktadır. Şüphesiz bunun sorumlusu başta da belirttiğimiz gibi genelde resmi uygarlık, özelde kapitalist modernite sistemidir. Yaratmış olduğu liberalizm ve çağdaş mitolojilerde toplumsal alan adına yeni ahlaki ve politik toplum adına tahrip etmediği özünde boşaltmadığı hiçbir değeri bırakmamıştır. Ve bununla toplumda yaratmış olduğu modern köleleşme, robotlaşma sanal yaşam, sürü kültürü tamamen kapitalist modernitenin yapay yaratımları olarak 24 saat topluma pompalanmaktadır.
Liberalizmin yarattığı safsata özgürlük sloganları ahlaki yozlaşmayı en iyi ifade eden kavramlardır. "Anı yaşa”, "ana takıl”, "gönlünce eğlen”,”özgürlüğün tadını çıkar” gibi söylemler, özgürlüğü değil sistemin ahlaksızlığını, köleciliğini ifade etmektedir. Bununla da toplumsal ahlakın ve özgürlüğün olmadığında, toplumu her zaman sistemin dişleri arasında öğütülmeye hazır bir meta olarak şekillendireceğini iyi bilmek gerekiyor.

Peki toplumsal ahlak ve özgürlük sorunlarına hangi zihniyet ve ideolojiyle çözüm olabiliriz? Şüphesiz vereceğimiz cevap, Bilge’mizin paradigması olacaktır. Şimdi açıklamada fayda vardır. Güneşimiz çağın felsefik, ideolojik, siyasal ve politik sistemini oluşturmuştur. Bu sistem toplumsal ahlak ve özgürlüğün gerçek anlamda yaşam bulacağı bir sistemdir. Somut olarak güncelde Rojava devrimiyle Kürt halkı şahsında yaşanan şüphesiz ahlaki ve politik toplum gerçekleşmesidir. Dahası özgürlüğün inşa edildiği somut bir zemindir. Aynı zamanda insanlığa bir çağrı da yapma yönü de vardır. İnsanlığın toplumsal ahlakını, özgürlüğünü ve onurunu kapitalist sisteme karşı korumaktadır. Toplumsal ahlak ve özgürlük sorunlarının önderliğin başlatmış olduğu "demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa hamlesiyle çözüm olabileceğini belirtiyoruz.


 G.Antep H Tipi Cezaevi