Son on gün içerisinde tanık olduğumuz toplumsal olaylar Türkiyeli yöneticiler ve Türkiye toplumu içerisinde belli bir grubun cinnet geçirdiğini kanıtlıyor. 

Bir yönetim düşünün ki kendi halkını günlerce evine hapsedebiliyor. Dağlarını, ovalarını, şehirlerini bombalıyor. Yakınlarını yitirenlerin, yakınlarına dini görevlerini yaparak toprağa vermesine izin vermiyor, kendi bakanlarının ve milletvekillerinin seyahat özgürlüğünü kısıtlıyor. Bu yönetim cinnet geçirmiştir. 

Bir müslüman toplum düşünün ki Gazze kuşatmasını delmek için Gazze’ye insanlarını ve insani yardım malzemelerini gönderiyor. İsrail komandolarının gemiye yaptıkları operasyon sırasında onlarca vatandaşını yitiriyor. Yapılan vahşeti ülkesi ve ülkesi dışında protesto ederek faillerinin yargılanması için her türlü yolu deniyor. Ancak otuz dört yıldan beridir kendi din kardeşlerine reva görülen zulümün karşısında sessizliğini koruyabiliyor. Kendi ülkesinde din kardeşlerine uygulanan sokağa çıkma yasağına karşı duyarsız kalabiliyorsa bu dindar geçinen toplumun cinnet geçirdiğinin kanıtıdır. 

Bir toplumun demokratlarını, aydınlarını, sosyalistlerini düşünün ki Filistin, Vietnam için sokaklara dökülüp bu ülkelerde yapılanları protesto edip, enternasyonal dayanışma uğruna polis copuna hedef olmayı, gözaltına alınmayı göze alırken kendi komşu halkına karşı yapılan faşist, ırkçı uygulamalara sessiz kalabiliyor, dayanışma gösteremiyorsa bu toplumun demokrat, aydın, sosyalist geçinen kesimi de cinnet geçiriyordur. 

Kimi yazarlar HDP genel merkezine, parti binalarına, Kürtlerin işyerlerine yapılan saldırıların arkasında MHP’lilerin olmadığını, bu olayları yapanların AKP’nin gençlik örgütlenmesi olan Osmanlı Ocakları olduğunu iddia ediyorlar. MHP ve Ülkü Ocakları temsilcilerinin toplumu cinnet geçirmesi için yaptıkları tahriklerin üstünü örterek, bir yerde MHP’yi onun gençlik örgütü olan Ülkü Ocakları’nı temize çıkarmak istiyorlar. Çabaları boşunadır. Bu faşist ırkçı grubun içerisinde AKP yanlısı Osmanlı Ocakları, MHP yanlısı ülkücüler kolkoladır. Eğitimini Ülkü Ocakları, Alperen Ocakları’ndan alanlar Osmanlı Ocakları’nın harcını oluşturuyorlar. Bunu göremeyen, kavrayamayan, Kürt şehirlerine uygulanan sokağa çıkma yasağına ilgisiz kalan yazarlar da cinnet geçiriyor demektir. 

***

Maliye Bakanı gazetelere verdiği demecinde “Kürt olduğunu, ancak Kürt kökenli olmasının bu ülkede Maliye Bakanı olmasına mani olmadığını” söylüyor. Doğrudur, kendi toplumunun toplumsal sorunları ile ilgilenmiyen kişiler bu ülkede her şey olabilir. Ancak kendi kimliğini inkar etmeyen, bunun yanında kendi halkının siyasal, kültürel, toplumsal sorunlarına kafa yoranlar bakan, milletvekili olsalar da kendi ülkesinde seyahat özgürlüğüne sahip olamıyorlar. Cizire’ye inceleme yapmak üzere giden milletvekilleri ve bakanlar Cizire’ye sokulmadılar. Gerekçe olarak kamu güvenliğinin olmadığı gösterildi. Bir devlet kendi milletvekillerinin, bakanının can güvenliğini sağlayamıyorsa o devlet bitmiş demektir. El Fatiha... 


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 16 Eylül 1967’de Doğu mitinglerinin ikincisi Diyabekir’de yapıldı. Konuşmacılar arasında rahmetli Edip Karahan ve şehit Sait Elçi de vardı. 

* 16 Eylül 1969’de Beşiktaş Işık Mühendislik Okulu önünde meydana gelen olayda FKF Orman Fakültesi başkanı, Ermeni asıllı sosyalist, yurtsever Mehmet Cantekin faşistlerin açtığı ateş sonucunda şehit oldu. 

* 14 Temmuz ölüm orucu eylemcilerinden Akif Yılmaz, 16 Eylül 1982’de Diyarbekir E Tipi Cezaevi’nde şehit düştü. 

* 14 Temmuz ölüm orucu eylemcilerinden, gençlik önderi Ali Çiçek, 17 Eylül 1982’de Diyarbekir E Tipi Cezaevi’nde şehit düştü. 

* 17 Eylül 1992’de İ-KDP Genel Sekreteri Şerefkendi ve iki arkadaşı İran ajanlarının saldırısı sonucunda Berlin’de şehit düştüler. 

* 17 Eylül 2002’de KNK üyesi ve Kürdistan Hukukçular Birliği Başkanı Hamdullah Kanşiray geçirdiği kalp krizi sonucu Köln’de yaşamını yitirerek aramızdan ayrıldı.

* Kürt bilgesi, yazarı, siaysetçisi, Dicle Talebe Yurdu kurucusu ve Kürtleri Koruma Komitesi Üyesi, 49’lar, 23’ler ve DDKO davası sanıklarından Apê Musa 20 Eylül 1992 tarihinde Diyarbekir Seyrantepe’de uğradığı kontrgerilla saldırısı sonucunda şehit düştü.