Êzîdî kadınların örgütlenmesi anlamında radikal bir çıkışı ifade eden bu konferansla, Kürt halkının demokratik inşa sürecine aktif katılım kararlılığı ortaya çıktı. Êzîdî kadınların mücadelesine ve konferansa ilişkin gazetemize konuşan Kürdistanlı kadınlar, toplumsal gerilikleri aşmak mücadele etmenin önemine vurgu yaptı.


'Başkan Apo ve şehitlere borçluyuz'

Îdê Bozkurt: Her şeyden önce bu kongrenin oluşmasına zemin hazırlayan kahraman şehitlerimizi ve Başkan Apo'yu selamlamak istiyorum. Şehitlerimizin ve Başkan Apo'nun emeği olmasaydı, biz Êzîdî kadınlar hala tarihin karanlık sayfalarında olacaktık. Bu mücadelenin sayesinde kadınlığımızın ve insanlığımızın farkına vardık. Bugün toplum içerisinde kendimizi ifade edebiliyorsak ve haklarımızı savunuyorsak, bunu kadının mücadelesine borçluyuz. Mücadelemizi daha da yükseltmek için kadınlar olarak bir araya gelmeli ve ortak kararlar almalıyız.

'Kısa zamanda hayata geçirilmeli'

Sultan Öger: Êzîdî toplumu içerisinde hala yaygın olan başlık parasının mutlaka kaldırılması lazım. Tarih boyunca tüm güzellikler kadın eliyle yaratıldı; ama buna rağmen kadın hak ettiği yerde değil. Güney Kürdistan'da bir kadının üzerinde cep telefonu olması bile ölümü için gerekçe olabiliyor. Daha çok örgütlü mücadeleyle bu toplumsal geriliklerimizi aşabiliriz diye düşünüyorum. Konferansta alınan kararların yürütmüş olduğumuz 'Başlık parasına hayır' kampanyasıyla da birebir örtüşmesi, bizim için oldukça sevindirici bir durum. Konferansın oldukça tarihi bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde yapılması daha da anlamlı. Toplumsal geriliklerin aşılması için konferansta alınan kararların en kısa zamanda hayata geçirilmesi gerekiyor. Toplantının yapıldığı saatte bile kadınların ölüm haberleri geliyordu maalesef.

'Siyasette yeterince yer alamıyoruz'

Meral Deniz: Avrupa'da yaşayan Êzîdî gençlerin kültürlerine, inançlarına ve dillerine daha çok sahip çıkması gerekiyor. Êzîdî bir ailenin çocuğu olmasına rağmen, hala Êzîdî olduğunun farkında olmayan birçok genç var. Konferansın bileşenleri bu yönlü seminer, panel ve toplantılar düzenlemeliler. Êzîdî kadınlar olarak siyasette yeterince yer alamıyoruz. Topluma ve hemcinslerimize daha yararlı olmak istiyorsak, daha aktif mücadele etmeliyiz.

'Çocuklarımız için mücadele edelim'

Hediye Avesta: Êzîdî kadınlar olarak haklarımızı daha çok aramalıyız. Biz Êzîdîler tarihte çok acı çektik. Bugün Avrupa'da yaşayan genç kızlarımız gelenek ve göreneklerine daha fazla sahip çıkmalı. Bizim zamanımızda okuma imkanı yoktu; bizler okuyamadık. Ama gençlerimizin okuyup toplumlarına daha çok yardımcı olması lazım. Başlık parası, küçük yaşta evlendirme ve çok eşlilik gibi durumları kabul etmememiz lazım. Bizler bunun acısını çok çektik; bari çocuklarımız çekmesin diye mücadele etmeliyiz.

'Ailelerimizden katkı bekliyoruz'

Yıldız Deniz: Gerek gelenek ve göreneklerimizi yaşamak gerekse de dini inançlarımızı yaşamak için ailelerimizden daha fazla katkı bekliyoruz. Anne ve baba bizim ilk öğretmenlerimizdir. Onlar bize ne bilgi verirse, biz de ona göre hareket ederiz. Konferansta alınan kararların mutlaka hayata geçirilmesi lazım. Êzîdî gençler korkunç bir asimilasyona tabi tutuluyor. Bunun mutlaka önleminin alınması lazım.

'Êzîdî ve Alevi kadınlar öncü olmalı'
Sozdar Sevim: Yekîtiya Xwendekarên Kurdistan - Jin (YXK - Jin) olarak konferansı selamlıyoruz. Savaş ve yıkımlarda en çok acıyı kadınlar çekiyor. En çok acı çeken Êzîdî ve Alevi kadınların bu mücadeleye öncülük etmesi lazım. Savaşta çocuğunu koruyan anne, katı ve geleneksel yapılanmaya karşı da çocuğunu korumaktan aciz kalıyor çoğu zaman. Güney Kürdistan'da birçok kadın çaresizlikten dolayı kendini yakıyor. Kadın, çektiği bu acıyı çocuklarına da yaşatmamalıdır. Kadını mal gibi alınıp satılan bir meta olarak gören zihniyetleri mahkum etmek lazım. Êzîdî kadınların siyasette ve hayatın her alanında daha aktif bir mücadelenin sahibi olması gerekiyor. Rojava'da devrim, kadının emeğiyle var ediliyor. Tarih sayfaları içerisinde adeta unutturulmaya çalışılan kadının emeği ve rengini tekrar gün ışığına çıkarmalıyız.


M.ZAHİT EKİNCİ/HANNOVER