Çewlîg’in (Bingöl) Dara Hênî (Genç) ilçesine bağlı Warêmerg (Yayla), Maxsan (Şehitköy), Botiyan (Yeniyazı), Mistan (Bulgurluk), Bilokan (Yolaçtı), Murtezan (Büyükçağ) ve Şatos (Yazkonağı) köylerinde 23 Haziran’da ilan edilen “sokağı çıkma yasağı” sürüyor. Bombardıman nedeniyle arazileri yanan halk, saldırılara topraklarını terk etmeyerek cevap veriyor. 1994 yılında devlet güçleri tarafından yakılan ve yasaklı mezralar arasında bulunan Xîzginos (Sevimli) mezrasında yaşayan İhsan Yanar (44), yaşadıklarını anlattı.


Topraklara geri dönüş

Askerler tarafından 1994 yılında köyleri yakıldıktan sonra Amed’in Sûr ilçesine göç etmek zorunda kalan Yanar ailesi, köyden çıkarken yanlarına tek bir eşya bile alamadı. Akraba ve komşularının yardımları sayesinde hayata tutunmaya çalışan aile, geçimlerini bin bir zorlukla idame ettirdi. Yıllarca köylerinden uzak kalan aile, 2004 yılında köye dönüşe izin verilmesi üzerine geri döndü. 

Köye döndüklerinde evleri yakılmış ve yıkılmış halde buldular. O günleri “Yemyeşil köyüm yok olmuş, yerini harabe bir köy almıştı” diye anlatan Yanar, ağaçları ve evlerin enkazlarını köyde yaşayan köylüler ile birlikte kaldırdıklarını söyledi. Ardından delik deşik olan ağaçlardan bin bir emekle köyde iki odalı topraktan bir ev yaptı. 


Köye temelli dönüş

Yazın köyde, kışın ise Sûr’da yaşamını sürdüren Yanar, köy ve şehir arasında mekik dokudu. Yanar, 2015 yılında Sûr’da ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” ardından eşyalarını alamadan köyüne tekrardan göç etmek zorunda kaldı. 


1990’lardan tanıyoruz

Köyde 6 aydır ailesi ile birlikte kalan Yanar, ancak burada da huzur bulamadı. Devlet güçlerinin başlattığı askeri operasyonlar ve bombardımanlardan köyleri de nasibini aldı. Son bir haftadan bu yana köylerinin çevresinin sürekli bombalandığını belirten Yanar, “Gece yarısı sesler duymaya başladım. Bu sesleri 1994’te yılından iyi tanıyordum. Top ve mermi sesiydi. Sonra camdan bakmaya başladım. Etrafımızı bombalıyor ve ateş ediyordular. Adeta yağmur gibi yağdırıyorlardı. O gece sabaha kadar ailecek uyuyamadık. Çocuklarım korkudan sürekli ağlıyor, ben ise onları sakinleştirmeye çalışıyordum” dedi. 

Çevrenin hasarını sabah olduğunda gördüklerini aktaran Yanar, şöyle devam etti: “Bombardımanlardan dolayı dağlar, ağaçlar yanmıştı. Bu tablo bana hiç yabancı gelmedi. Çünkü köyümüzü de buna benzer bir şekilde yaktılar. Daha o dönemden kalma roket parçaları köyde mevcut. Daha 1994’ten kalma patlamamış roket parçaları dururken, üstüne bombardımanlarla yenileri ekleniyor.” 


Ölürüm de terk etmem

Yanar, köye rahat bir yaşam sürdürmek için geldiklerini belirterek, “Sûr’da evimizi yıktılar köye geldik ancak yine bizi rahat bırakmadılar. Burayı da bombalamaya başladılar. Biz burasını terk etmeyeceğiz. Benim tarlam, evim toprağım her şeyim burada. Öleceğimi bilsem bile inadına toprağımı bırakmayacağım ve burasını terk etmeyeceğim. Onlar bin defa köyümüzü yaksalar, biz bin defa tekrardan yaparız” diyerek köyünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.