Baas rejiminin ağaç ekimini dahi yasaklayıp çoraklaştırdığı Rojava’nın verimli toprakları kadının eliyle yeniden yeşiline kavuşuyor. Devrime öncülük eden kadınlar, tarımsal alanda da bunu sürdürmekte kararlı. Bu alandaki en iddialı adımlar arasında Bistanên Rojava (Rojava Bostanları) projesi var. Bistanên Rojava, ölüme terkedilir gibi ağaçtan, yeşilden mahrum bırakılan Rojava toprağına ilk yardım müdahalesi niteliğini taşıyor. Çalışma, yeni olması ve kapsamı itibariyle önemli olsa da özel kılan yönlerden biri projenin sahibi Naide Zengin. Yaşam hikayesi ezberleri bozuyor. Kendi isyanlarıyla ayakta duran, toplumun kalıplarına sığmayan, olmazı başaran bir kadın. Kürt kırımına duyduğu öfkeyle yüzünü Rojava vermiş ve şimdi ağırlıklı olarak kadınların yer aldığı ekibiyle, esmer Kürt çocuklarının uğruna can verdiği bu kızıl deryanın yarasını sarıp, yeniden yeşiline kavuşturmak istiyor.

 

Öfkesini üretime dönüştürdü

 Onbir yıl önce İngiltere’ye göç ettiğinde toplumun değer yargılarına meydan okuyarak, erkeklerin iş alanı olarak bilinen inşaat sektörüne adım atıp usta olarak çalışmış; sıvadan, kazma küreğe, montajdan boyaya her işe el atıp öğrenmiş. İç isyanlarının bir ürünü olan Bistanên Rojava projesini ise  Kobanê direniş sürecinde düşünüp uygulamaya karar vermiş. “Beni bu projeyi sunmaya iten, Kürt halkının acısı karşısındaki duyarsızlığa öfkeydi. Bu öfkeyi bir üretime dönüştürme arayışındayım” diyen Naide Zengin, bu önerisine kaynaklık eden süreci şöyle anlatıyor: ''Şengal ve Kobanê süreçlerinde sürekli eylemlerdeydik. Kürt halkına yönelik vahşet karşısında sokağa çıkıp eylemler yapıyorduk ama eve gelince Rojava'daya yönelik saldırıların sürdüğünü, dünyanın buna kulak tıkadığını görmek acı veriyordu. Sokak eylemlerinden daha fazla şey yapabileceğimize inanıyordum. Bu duygularla Rojava'ya yönelik başka önerilerde de bulundum ama kabul edilmedi. Sonunda Bistanên Rojava (Rojava Bostanları) adlı seracılık projesini önerdim ve kabul edildi. Projeyi üç gün gibi çok kısa bir zamanda hazırladım ve 2015 yılının Mart ayında bunu pratiğe geçirmek için Rojava'ya geldim.''

 

Ülkem, toprağım, emeğimle tanıştım

 ''Neden geldin'' sorusunu çok duyduğunu ama kendisine ''Niye geldim'' sorusunu hiç sormadığını söylüyor. En büyük hayıflanmasının Avrupa’da bu kadar uzun süre kalması olduğunu belirtirken, Rojava’da edindiklerini de şöyle özetliyor: ''Aidiyet duygusuyla tanıştım. Sana ait bir ülke, sana ait bir toprak, bir bayrak,  bir toplum, sana ait emeğin ne olduğunu burada gördüm. Benim gibi ömür boyu bu değerlerden mahrum kalanların bunlarla karşılaşması tarifsiz bir duygu.''

 

Rojava'da kök salacak

  ''Hayatımın en doğru kararı'' olarak tanımladığı bu adımın ardından projesini yaşama geçirmek için gece gündüz çalışmış. 2015 yılının Eylül ayında  ilk olarak Cizire Kantonu'nunda uygulamaya koydukları bu projede karşılaştıkları zorluklar olsa da 7 ay içinde bütün seraların temelleri atılıp, 4 bin metreye yakın su sistemi döşenerek, 5 binin üzerinde ağaç ekilmiş.

İlk etaptaki amaçları 18 dönümlük bir arazide sera oluşturmak. Hedeflerinin bununla sınırlı olmadığını belirten Zengin, ''Örnek tohumlarımız var, onların ekimini yapacak, Rojava’nın kendi tohumunu üreteceğiz. Amacımız, bir bütün olarak tarımın Rojava ekonomisi içinde yer alması. Tohumu, fidanı, sebzesi, serası, üretim biçimiyle olmalı. Bu projede yer alanlar olarak şuna inanıyoruz;  Bistanên Rojava mutlaka halka mal olacak. Cizîre Kantonu'nda başlattığımız bu çalışmayı diğer kentlere taşıyacak, Rojava kantonlarına da yayacağız. Projemiz, ektiğimiz tohumlar gibi Rojava'nın her yerinde serpilecek, kök salacak'' diyor.


Başarı hayal değil

 Projenin uzun vadeli amacı ise ''komünal ekonomiyi toplumsal alanda yaygınlaştırıp, Rojava halkının kendi ekonomisini oluşturarak, dışarıya bağımlılığını kırmak'' olduğunu belirtiyor. Bu nedenle Rojava'da ekonomik alanda atılan her adımın çok büyük bir anlamı ve karşılığı olduğunu söyleyerek, ekliyor: ''Kendi gerçeğini kaybetmemiş insanlar var bu devrimde ve bu nesil geleceğin temellerini atıyor. Yaptığımız iş ne olursa olsun bu devrimin bir parçası. Kadının emeği üzerinden gelişen ekonomi ve tarım alanında da kadın öncülük edecek ve emeğine sahip çıkacak. Emeğimizle yaratacak, görünür olacak, komünal ekonomiyi oluşturacağız. Bu ciddi emek isteyen uzun vadeli bir süreç olabilir ama kesinlikle hayal değil. İstersek başarabiliriz. ''


'Öleceğim yeri seçtim'

Bu toprağın yarasına dokunmuş, toprağı okşamış ellerinde emeğinin izleri, yüzünde başarısının tebessümü var. Her anını adayıp, aşkla sarıldığı bu çalışmanın kendisini de yeniden yarattığını vurgulayan Naide Zengin, Rojava'da kalıp projesini yaygınlaştırmakta kararlı. Geçmişteki en büyük hatalarından biri olarak gördüğü ülkeden göç etmeyi başkalarının tekrarlamasını istemiyor ve şu çağrıyı yapıyor: ''Bu güzellikler varken, halen Avrupa'ya gitmek için ölümü göze alarak yollara düşenlere üzülüyorum. Kendi topraklarımızda kazanacağımız çok fazla şey var. Her şeyden önce kendimize olan saygımızı kazanıyoruz. Ülkeyi terkedenlere sesimi duyurabilseydim, gelin size ait olana, toprağınıza dönün derdim. Avrupa’da bulunduğum yıllarda da sürekli emek sarfettim ama halk için, ülkemle buluşup onun için emek sarfederken yeniden doğdum. Özgüvenimi geri getirdi. Bu yeni doğuşta umut var, ciddi bir atılım var, bütün bir toplumla birlikte olmak var. Yepyeni bir dünya var, gelecek var. Hiçbir şey boşuna değil. Ben öleceğim yeri seçtim. ''



DENGİR GÜNEŞ/KOBANÊ