Gazeteci-yazar Kemal Can, çok sert baskıcı bir yönetim modelinin yürürlükte olmasının, topyekun bir muhalefeti zorunlu kıldığını belirterek, bunun için bütün muhalefet aktörlerinin tek tek ve birlikte önemli hale geldiğini söyledi.
DİREN YURTSEVER / MA / ANKARA
Gazeteci yazar Kemal Can, seçimler sonrası iç tartışmalara giren CHP’deki gelişmeler için, “Bu kaos, moral kopmaların, fiili kopmalara dönüşmesine neden olabilir" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) 24 Haziran seçimleri sonrası başlayan kurultay isteği, parti yönetimi tarafından reddedildi. Muhalifler ise sürecin devam ettiğinde ısrarlı. CHP'yi yakından izleyen Gazeteci-yazar Kemal Can, Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.
Seçim sonrasını yönetemeyen CHP’nin, yaşanan rahatsızlıkları da hızla kendi içine dönerek çözmeye yöneldiğini belirten Kemal Can, "Sadece seçim endeksli siyaset düşünme zaafı, ortaya çıkan problemlerle ilgili olarak da yine bir iç seçim sürecini tetikledi. Seçim odaklı siyaset ve muhalefet yaklaşımı her bakımdan çok zayıf bir siyasi pozisyon. Bu hem aktörleri sürekli bir yenilgi döngüsüne sokuyor, hem de siyaseti sığlaştırıyor" dedi.
Sonrasına bakarız havası
Siyasetin basit aritmetik ve iktidarın getirdiği yeni siyaset düzeni içinde yüzde 51'e sıkıştırılmasının ana muhalefet partisi içine de sirayet ettiğini kaydeden Can, seçim sonuçlarının sadece salt çoğunluğu kimin kazandığı, yüzde elliyi kimin geçebildiği üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyledi. Seçimlerde ortaya çıkan sayısal sonuçların çoğunluğu sağlayamazsa da belirli talep ve iddiaların ağırlığını ve yönünü gösterdiğine işaret eden Can, şöyle devam etti: "Sadece bu açıdan bakıldığında bile CHP yönetiminin, kurultay taleplerine karşı ‘yüzde elliyi bulamadınız öyleyse yoksunuz’ tavrı, aslında sürekli eleştirmekte olduğu iktidarın siyaset tavrıyla aynı. Salt çoğunluğu sağlayıp sağlamasına bakılmaksızın bu taleplerin dikkate alınması gerekirdi. Kurultay talep eden partideki muhaliflerin büyük çoğunluğunun da yine meseleye fazla bir derinlik kazandırmayı denemeden ve aslında neyi değiştirmek istedikleri konusunda bir tartışmayı açmadan konuyu bir iç seçim havasına sokmaları da sürecin böyle sonuçlanmasında etkili oldu. Kurultaya gidelim Muharrem İnci'yi seçelim, sonrasına bakarız havası güçlü bir dalga oluşturmaya yetmedi."
Kopma eğilimi de var
Genel seçim yenilgilerinde olduğu gibi, parti içi çekişmelerde de sayısal sonuçların bir süreliğine siyasi hareketliliği bastırabildiğini anımsatan Can, CHP yönetiminin de değişiklikler yaparak tartışmaları yatıştırmaya yöneldiği ifade etti. Muhalefetteki isimlerin de yönü ve içeriği belirsiz olan ‘değişim’ tartışmasını devam ettirmeye çalışacaklarını söyleyen Can, şunları kaydetti: "Gelen ilk bilgiler, tüzük kurultayı arayışı gibi bazı şekli zorlamaların devreye sokulacağını gösteriyor. Ayrıca, bazı muhaliflerde de partiden kopma eğiliminin bile ortaya çıktığı anlaşılıyor. Ancak, yerel seçimler dolayısıyla kısa bir sürede parti içindeki hareketlilik, yine seçim ve adaylıklar merkezli hale gelecek. Eğer seçim kampanyalarına kadar ilerletici bir ortak zemin yaratılamazsa yerel seçim adaylıkları konusundaki çekişmeler ve olası taktik hamleler de beklenenden fazla reaksiyon alabilir. Normal şartlarda iktidara göre daha avantajlı olunması beklenecek yerel seçimlerde yeni bir seçim şokuna neden olabilir. Bu karmaşa ve kaos, moral kopmaların fiili kopmalara dönüşmesine bile neden olabilir."
Baskı ortamıyla baş etmek için
Şu anda Türkiye'de çok sert baskıcı bir yönetim modelinin yürürlükte olduğunu; 16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimleri sonrasında bu durumun hem yasal alt yapısı hem de uygulama alanı açısından çok daha sert sonuçlar yaratacağını belirten Can, zaten şimdiye kadar da OHAL düzeninde bunların neler olabileceğini uygulamalı biçimde görüldüğünü söyledi. Can, "Dolayısıyla yaşanmakta olan çok sert baskı, hukuksuzluk, keyfilik ile bunları dengeleyecek kurum ve kuralların işleyemez halde olması, topyekun bir muhalefeti zorunlu kılıyor. Bu baskı ortamı ile baş etmek ve demokratik hakları, talepleri korumaya çalışmak bütün muhalefet aktörlerini tek tek ve birlikte önemli hale getiriyor" şeklinde konuştu.
Bütün muhalefeti etkiliyor
En fazla seçmen desteğini içinde barındıran CHP’nin içinde bulunduğu durum, yaşadığı iç tartışmalar, aldığı siyasi pozisyonun özellikle de muhalefette yer alan demokrasi güçlerini yakından ilgilendirdiğine dikkat çeken Can, "Oluşabilecek ortak bir siyasi direnç açısından CHP'nin temsil ettiği veya desteğini sağlayabildiği toplumsal taban hesap dışı tutulamaz. Bu tabanın siyasi motivasyonunun kırılması genel olarak bütün muhalefeti de önemli ölçüde etkileyecektir" dedi.
Sadece CHP'nin değil bütün siyasi aktörlerin, çok uzun zamandır iktidar lehine oluşmuş siyasi kilitlenmeyi kıracak, siyaseti derinleştirecek ve içerik kazandıracak çabaları yoğunlaştırması gerektiğini vurgulayan Can, şunları dile getirdi: "Öncelikle seçmenlerin oy verme davranışında belirleyici olan kutuplaştırma siyasetinin etkisinin azaltılması gerekiyor. Bunun olması için daha tanıdık gelen isimler bularak karşı bloktan oy çalma üzerine taktik hesaplardan vazgeçilip, başta ekonomi olmak üzere temel meselelerle ilgili tartışmaların açılabilmesi ve geniş bir alana taşınması lazım. Bunun için de öncelikli olarak yerelden başlayarak alanda siyaset yapılabilmeli, aktörlerin değil temel taleplerin ve tercihlerin tartışılabildiği platformlar oluşturulabilmeli."
Yerel seçimler avantajlı zemin
Bu açıdan yerel seçimlerin, genel seçimlere göre daha avantajlı zemin yarattığını söyleyen Kemal Can, şöyle izah etti: "Çünkü yerel seçimlerin doğası gereği genel blok tercihleri yerine yerel sorunlar öne çıkar. Önümüzdeki günlerde daha da keskinleşeceği anlaşılan ekonomik kriz konjonktürü, giderek daha yakıcı hale gelen baskı ve hukuksuzluk bu durumu yaratan bütün kaynak sorunlar işaret edilerek ortaya konulmalı. Bu pencereden bakıldığında CHP'nin de mevcut ekonomik - siyasi tercihleri daha iyi uygulama iddiasından daha fazlasını öneren, daha cesur bir çizgi ve program ortaya koyması gerekir. Muhalefet dinamiklerinin, demokrasi güçlerinin daha yüksek bir ortak zemin üretmesine imkan yaratması, içine kapanmak yerine, yeni alanlara açılması gerekir. Muhalefetin dar mutabakatlar için değil, geniş ortaklıklar için çaba göstermesi gerekli."