Mecliste alelacele çıkartılan torba yasalar tam bir deli saçması. AKP ardı arkası gelmeyen torba yasalar ile toplumsal muhalefetin oklarından kendini koruyarak hayatın her alanını güvencesizleştiriyor, rant ve talan yasalarını kolayca çıkarıyor, pervasızca hakları gasp ediyor.

Toplumsal muhalefet bir paket içerisinde onlarca farklı yasa tasarısı ile baş edemez durumda, çoğu zaman gündemlerden haberi bile olmayabiliyor. Emek, barış, doğa konusunda hak savunucularının, kadın hareketinin, demokrasi güçlerinin eli kolu torba yasalarla başka bir biçimde de bağlanmış durumda. Direnişler ve hukuki itirazlarla elde edilen kazanımlar da,  Danıştay’da durdurulan yasalar da dönüp dolaşıp torba yasa olarak tekrar Meclise geliyor. İktidar sıralarından kalkan ellerle kazanılmış haklar tekrar kaybediliyor. 

Bu arada AKP geniş kitleleri cezbedecek göz boyama amaçlı popüler bir iki yasayı torba yasa içerine koyarak ve önceden bir toplum beklentisi örgütleyerek torba yasaları halka şirin göstermeyi, bu acı reçeteleri şekerle kaplamayı ihmal etmiyor. Dikkat edilirse neredeyse her torba yasa yandaş medyada ‘müjde’ diye lanse ediliyor. 

Mesela 2014 yılında sigortası yapılmayan ev işçileri için birkaç villaya ceza kesilmiş, hemen ardından da bu olay gazetelerde manşet yapılmıştı... Çok geçmeden içinde birbiriyle alakasız bir sürü konunun olduğu torba yasa içerisinde ev işçileri ile ilgili yasal düzenleme meclisten geçirildi. Üstelik ev işçilerinin çalışma koşullarını geriye götüren bir yasa ‘müjde’ çığlıkları ata ata ev işçilerine dayatılmış oldu. Şimdi ise Meclise gelmek üzere olan başka bir torba yasa ile ev işçileri kiralık işçi statüsüne mahkum edilecek. Ev işçileri torba yasları süslemeye devam etse de, ne yazık ki ev hizmetlerinde çalışanların sorunları en ağır biçimde devam ediyor. 


Sendikalara saldırı ile birlikte

işleyen süreç

Muhalif sendikalar, örgütlü yapılar bu tarzın demokratik bir yöntemle alakası olmadığı, ‘katılımcılık, sosyal diyalog’ ilkeleriyle uyuşmadığı gerekçesiyle hükümeti her defasında eleştirseler de sonuç değişmiyor. Hükümet biçimsel bir demokrasi uygulamasını dahi hayata geçirme zahmetine katlanmak istemiyor. 

Bütün bu süreçler sendikalara ve örgütlü yapıları dağıtmaya yönelik politikalarla paralel yürüyor. Bugün demokratik zeminde duran hangi sendika varsa hükümetin hedefi haline geldi. Demokrasi güçlerine yapılan ‘Ya bendensin ya da terörist’ taarruzu sendikaları da ciddi anlamda tehdit ediyor. Kongresinde Çalışma Bakanı protesto edildi diye DİSK neredeyse düşman ilan edildi. Her türlü karalama, iftira ve şovenizmin kışkırtıcılığı ile üyeleri ile sendikaların bağı kopartılmaya çalışılıyor. Demokratik zemindeki sendikalar, yöneticileri kriminalize edilmeye, gözden düşürülmeye çalışılıyor. Sarı sendikalar bu durumu fırsata çevirmeye, yağmacı, talancı bir zihniyetle hükümetle işbirliği içerisinde bu alanları kapmaya çalışıyor. 

Kamu çalışanları ve onların sendikaları da ciddi bir baskı altında. Davutoğlu’nun hukuksuz genelgesinin ardından KESK üyelerine saldırı arttı ve bunlar sürgün, isteği dışında görev yeri ve görev değişikliği, soruşturmalar, uyarı ve kınama cezaları, emekliliğe zorlama, sendikal faaliyetlerin engellenmesi ve sendikal ayrımcılık ve mobing ve pek çok şekilde sürüyor. Bütün bunlar demokratik zemindeki sendikaları yıldırmaya ve tasfiyeye dönük sürecin parçası olarak yürütülüyor.

Bugünlerde yeni bir torba yasa daha komisyonlarda görüşülüyor. ’65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun Tasarısı’ adıyla sunulan bu torbada birbiriyle alakasız pek çok madde yine karşımıza çıkıyor. Toplumda beklenti yaratılan 65 yaş aylığını alma şartları hafifleten bir madde içeren torba yasada GSS borçlarını silmekle ilgili bir madde de var. Fakat bu bir parmak bal mahiyetindeki yasalara karşılık kentsel dönüşümden, ulaştırmaya, kanal İstanbul’dan, işçi izinlerinin parçalanarak kullanılmasına kadar bir sürü saldırı maddesi bulunuyor. 

Aynı pakette 21. Madde de çok ilginç. Bu madde ile hükümet ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile koordinasyon içerisinde terörle mücadeleden mağdur olanlara sendikaların yardımda bulunması’na dair bir yasa tasarısı sunuyor. Sendikaları devletin ve hükümetin kolu bacağı gibi konumlandıran bir anlayışın tezahürü olan bu yasa tasarısı anayasaya ve uluslararası sözleşmelere de aykırı.