Kürdistan’da aylardır devam eden işgal operasyonları ve yıkım ardından, “Master Planı”nın diğer uygulamalarını devreye koyan AKP hükümeti, yasal düzenlemeleri de plana uyarlıyor. 

Dün Meclis’te görüşülmeye başlanan Torba Yasa’ya eklenen maddelerle harabeye çevrilen ve “riskli alan” ilan edilen Cizre, Sur ve Silopi gibi ilçelerin yeniden inşasının önüne geçmekle birlikte, şirketlere “terör kılıfı” ile kısa sürede kayyım atamanın önü açılacak. 
Tasarının 19’uncu maddesiyle 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunu’nun 3. Maddesinin 7. fıkrası kapsamında “riskli alan” içerisinde, “riskli yapı“ olmasa bile riskli yapıymış gibi değerlendirilmesinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesine rağmen bu düzenleme yeniden yasallaştırılmak isteniyor. 


Yak, yık, inşayı engelle

Bu doğrultuda torba yasa tasarısının 20’nci maddesindeki düzenlemeyle riskli alan ilan edilen bölgelerde her türlü imar yasaklanacak. Yani Cizre, Silopi, Sur gibi merkezlerde yurttaşlar kendi mülkiyetlerine ait bir tasarrufta bulunamayacak, evlerini onarmaları dahi engellenecek. İlgili maddeler şöyle:

“MADDE 19- Madde ile, 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 27/2/2014 tarihli ve E.: 2012/87, K.:2014/41 sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine, iptal gerekçeleri de gözetilmek ve uygulama bütünlüğünü sağlamak için; belirlenen alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan diğer yapılardan Bakanlıkça gerekli görülenlerin, değerleme çalışmalarında yapının riskli olmadığı gözetilmek kaydıyla 6306 sayılı Kanun hükümlerine tabi olması amaçlanmıştır.

MADDE 20- Madde ile, 6306 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 27/2/2014 tarihli ve E.:2012/87, K.: 2014/41 sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine, iptal gerekçesindeki ölçülülük ilkesi gözetilmek suretiyle, riskli alan ve rezerv yapı alanlarında her türlü imar ve yapılaşma işlemlerinin iki yıl süreyle durdurulabilmesine ve gerekli hallerde de bu sürenin bir yıl daha uzatılabilmesine imkan tanınmaktadır.”



İşverenlere gözdağı

Katliam ve tutuklamalarla yetinmeyen AKP hükümeti, Kürt işverenlerin mallarına da göz dikti. Torba yasayla “terör finansmanı” denilerek birçok şirkete el koymanın önü açılacak. Tasarının 23’üncü maddesiyle Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın yetkilileri artırılarak, “Terörizmin finansmanıyla” mücadelede şirket yönetimine kayyım tayini, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirleri getirilerek, şirketlere el konulması kolaylaştırılacak. İlgili maddede şunlar belirtiliyor: “Terörizmin finansmanı suçu yapısı itibarıyla çok büyük oranda örgütlü işlenen bir suç olup, aynı zamanda sınır aşan niteliği de bünyesinde barındırmaktadır. Bu nedenle klasik koruma tedbirleriyle terörizmin finansmanı suçuyla mücadelede tam bir başarı sağlanması mümkün olamamaktadır. 29/1/2016 tarihli ve 6665 sayılı Kanunla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanması uygun bulunan Ülkemizin taraf olduğu 198 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinde de bu suçun soruşturulmasını kolaylaştıracak özel soruşturma tekniklerinin kullanılabilmesi için yasal ve gerekli diğer tedbirlerin alınması öngörülmüştür. Yapılan düzenlemeyle, terörizmin finansmanı suçuyla mücadelenin daha etkili yürütülebilmesi için ihtiyaç haline gelen şirket yönetimine kayyım tayini, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirlerinin bu suç bakımından da uygulanabilmesi amacıyla Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesine hüküm eklenmektedir.”


‘Kamulaştırma’ Danıştay’a taşındı

Master Planı çerçevesinde Sur’un yüzde 60’ına ‘kamulaştırma’ adı altında el konulmasına tepkiler de devam ediyor. Amed Barosu kamulaştırma kararının iptali ve yürütmenin durdurulması için Danıştay’a dava açtı. Konuyla ilgili basın açıklamasında konuşan Baro Başkanı Yardımcısı Ahmet Özmen, kamulaştırılan alanlarda 50 bin civarında insan yaşadığına dikkat çekti. Kararın hem mülkiyet hakkını koruma altına alan anayasadaki ilgili kanuna hem de AİHS’ye aykırı olduğunu kaydeden Özmen, ilçenin demografik yapısının değiştirilmek istendiğinin de altını çizdi. Baro Başkanı Tahir Elçi’nin Sur’a duyarlılık yaratmak amacıyla yaptığı bir basın açıklaması sırasında katledildiğini hatırlatan Özmen, Elçi’nin izinde olacaklarını vurguladı. 


Platform oluşturuluyor


Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı da kamulaştırma kararına karşı yapılacakları tartışmak amacıyla meslek odaları, iş çevreleri ve muhtarlarla biraraya geldi. Toplantıda, Sur için bir platform oluşturulması kararlaştırıldı.


Bir kentin belleği siliniyor

İHD Amed Şubesi de dernek binasında basın toplantısı düzenleyerek, kararın iç hukuka dahi aykırı olduğunun altını çizdi. Kararın Şark Islahat Planı’nın günümüzde uygulanan hali olduğunu söyleyen İHD Şube Başkanı Raci Bilici, Sur’daki yurttaşların bir kez daha tedip, tenkil ve tehcir politikası ile karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Kamulaştırma kararıyla binlerce kişinin zorla yerinden edilmesine tepki gösteren Bilici, kültürel bir soykırımla kentin belleğinin silinmeye çalışıldığını belirterek, kararın iptalini istedi. 


Örnek modelmiş!

Önceki gün Bakanlar Kurulu ardından açıklama yapan Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş ise, Sur ve Silopi’de yapılanların “örnek” olduğunu ve Kürdistan’ın diğer ilçelerinde de Master Planı çerçevesinde bu uygulamaların devam edeceğini belirtti. “Master Eylem Planı”na ilişkin çalışmaların devam ettiğini söyleyen Kurtulmuş, ““Silopi’de temizlenmiş olan bölgede, örnek bir çalışma modelini ortaya koyuyoruz. Bunların uygulanmasında bir model oluşturduktan sonra diğer ilçelerimize de koyacağız bunu” sözlerini sarfetti. 


 DİHA/HABER MERKEZİ





Bu plan da tarihe gömülecek


Sur’u ‘kamulaştırma’ kararına tepki gösteren HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Şark Islahat Planı’na atıfta bulunarak AKP’ye seslendi; “O planın sahipleri nasıl tarihe gömüldüyse siz de gömüleceksiniz” dedi. 

Partisinin Kadın Grubu toplantısında konuşan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ da, kamulaştırma kararına tepki gösterdi. 
“Sur’u işgal etme, halkın yaşam alanlarını gasp etmeye planına dönüştü” diyen Yüksekdağ, yaşananın tam bir yıkım planı olduğunun altını çizdi. 

Yüksekdağ şunları söyledi: “Acil El Koyma Yasası 1930’larda çıkarılmış bir yasadır. İhtiyaç halinde devreye sokuyorlar. Bugün darbe rejimi yaşanıyor, bu savaş yasasını halka karşı kullanmaya devam ediyorlar. Sur’a ölüm makineleriyle girdiler bu yetmedi bugün dozerlerle girmeye başladılar. Mesele hendek, barikat değil, yaşam alanlarını gasp etmek. Bir taraftan halkı soykırıma tabi tutmak, bir taraftan yakılan yıkılan alanların ganimeti peşindeler. Sur’da yapılmak istenen tam bir yıkım plandır. Bu bir soykırım planıdır. Soykırımın temelinde bir halkı halk yapan değerleri yok etmek vardır. Sur 7 bin yıldan beri yaşayan Mezopotamya halkının tarihidir.”
Palmira’da DAİŞ tarafından gerçekleştirilen yıkımının bir benzerinin de bugün Sur’da gerçekleştirilmek istendiğine dikkat çekti. Yüksekdağ, Şark Islahat Planı’na atıfta bulundu. “Ne oldu bu planın sonucu” diye soran Yüksekdağ, “O planın sahipleri nasıl tarihe gömüldüyse siz de tarihe gömüleceksiniz” dedi.


ANKARA