Eskilerde olsaydı, ABD Başkanı’nın Ulusal ve Toplumsal Kurtuluş Mücadelesi veren bir Örgüt’ün temsilcisiyle görüşmesi, dünya kamuoyunu yerinden oynatacak nitelikte bir haber olurdu.
Daha önce PYD Yöneticisi ve sonra Özgürlük Koalisyonu olarak biçimlenen Suriye Demokratik Konseyi Eşbaşkanı İlham Ehmed, Trump’la görüştü.
Bu kez, özellikle Kürtler’in emperyalizmden medet ummamaları gerektiğiyle ilgili kuşkular dile getirildi.
Ancak, Trump’un: “Kürtler için güvenli bölge kuracağız” sözü, görüşmeye damga vurdu.
CNN on dakika süren görüşmeyi, “alışılmadık” olarak vermiş.
Burada düşülmesi gereken birinci not: Olağanüstü hallerde, böylesi bir görüşmenin olması, birçok tarafa verilen bir sinyal olarak görülmeli. Bu sinyalin önemlisi Türkiye’ye verildi.
PYD’nin pratikte ABD’nin müttefik gücü olmasına dayanamayan Türkiye, böylesi bir buluşmadan ders çıkarmadı. Türkiye, Kürtler’e karşı savaşta ısrarlı.
Buna rağmen, Türkiye’nin güvenlik bölge kurup kontrol etme arzusu şimdilik devre dışı kaldı.
İdlib, Türkiye’nin de desteğiyle, yeniden bir El Nusra ve şeriat taraftarı örgütlerin yerleşim alanı haline getirildi.
Selahattin Soro, Trump/İlham Ehmed görüşmesine denk düşen 29 Ocak’taki yazısında (YÖP), Rusya ile Amerika arasında bir anlaşmaya varıldığını ve bir paylaşım sonucunda, Fırat’ın Batı’sının Rusya’ya, Doğu’sunun ise Amerika’ya kaldığının altını çizmişti.
İsabetli olduğunu kabul ettiğim bu tesbit, bundan sonra neler olacağının bir göstergesi olmamakta.
Bunu bilen Soro da yazısında hala bir belirginsizliğin olduğunun da altını çiziyor.
Görüşmeden sonraki röportajlarından birinde İlham Ehmed, Suriye Rejimi’yle bir anlaşmaya gidebileceklerinin altını çizmişti.
Özellikle de Suriye’nin toprak bütünlüğünde taraf olduklarını açıklaması, Türkiye’nin önemli gerekçelerinden birini ortadan kaldırmış durumda.
Ehmed’in “Türkiye’nin sözünü ettiği güvenli bölge esasen IŞİD ve El Nusra gibi şiddet yanlısı çete grupların kampları olarak düşünülüyor” tesbitinin cevabını Trump vermiş olabilir: “Kürtler için güvenli bölge.”
ABD’nin Kürtler’in hamisi olup olmadığı tartışmasından feragat ediyorum.
Çünkü, Kürtler son 10 yılda özellikle de Şengal’den Rojava’ya uzanan bölgede, DAİŞ’e karşı sürekli ve tutarlı mücadele veren güç oldu.
Kürtler ve Rojava’dakiler, mağdur halklar olarak tarihe geçirilmek istendiler.
Ancak Rojava’da yaşayan halklar, direnen ve DAİŞ’e karşı mücadelede, tarihi bir karşı koyuş sergileyerek, belki de bu yüzyılın haklı savaşlarından başlıcasına imza attılar. Bundan dolayı da Trump/İlham Ehmed görüşmesini bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.
PYD/YPG’nin mücadelesi, Kürtler, Rojava halkları ile dünya arasındaki Komünikasyon‘un yolunu açtı. Bunun bedelleri ağır oldu.
Ve aynı zamanda bu mücadele, Kürtler’in ve Rojava’daki güçlerin Türkiye ve diğer kolonyal güçlere karşı elde ettikleri tarihi bir bariyer de oluşturmuş durumda.