ABD’nin 45. başkanı olarak seçilen Donald Trump hakkında tek doğru, önceki Amerikan Başkanlarından ayrılıyor olması.
Alışılmışın dışında bir jargon ve tarzı var. Seçim çalışmaları boyunca sıradışı bir profil çizdi.
Başkanlığı nasıl olacak bilinmez, lakin yumruğunun hep sıkılı olacağı aşikar! Herkes onun dış politika hamlelerini merak ediyor.
Amerikan dış politikasında köklü değişiklikler yapmak istese de yargı ve Kongre onun freni olacak.
Olası köklü değişim girişimlerine karşı Amerikan sistemi kendini bir dizi denge mekanizması ve frenle garantiye almış durumda. Yine de sıradışı uslubu ile kimi zaman denge mekanizmasını aşma ve freni boşaltma girişimlerini göreceğimiz ihtimalini devre dışı kılmıyor.
Yabancı karşıtı, islamifobik ve kadınları aşağılayan tavrıyla sanki Obama’nın siyah tenine karşı... Bu, içerde ayrımcı bir yönetim tarzı oluşturacağının işaretini verse de Amerikan yönetim tarzı ve Amerikalılık bu düşün önünde engel.
Seçim kampanyası boyunca Obama yönetimi sert eleştirdi ve „Ortadoğu her zamankinden daha kaotik ve istikrarsız“ dedikten sonra doğru bir tespit yaptı: ‘Irak, Libya ve Suriye politikamız IŞİD’i doğurdu’.
Bu tespitten sonraki analizi ise yanlış. Şöyle diyor: „Saddam ve Kaddafi’nin hayatta, Esad’ın ise daha güçlü olması durumunda Ortadoğu’nun daha istikrarlı olacağına inanıyorum“.
Ortadoğu’ya müdahil olmamaktan ve 20’inci Yy. statükosunu korumaktan bahsetmese de eskinin stratejik müttefikleriyle daha sağlam ilişkilenmek ve var olan kimi problemleri bertaraf etmek istediği anlaşılıyor. Bu nedenle Obama yönetiminin İran ile kurduğu iyi ilişkileri eleştiriyor ve „aşk“ olarak tanımlarken Obama’nın İsrail’i yalnız bıraktığını söylüyor ve bunu ahlaktan yoksunluk olarak tanımlıyor. Bu nedenle İsrail’i Amerikan dış politikasında bölgesinde daha aktif göreceğimiz aşikar. Bu Yahudi düşmanlığında birleşen Ortadoğu’da statükoyu güçlendirici etki edecektir. Bu çatlamakta olan eski statükoyu tamir edebilir!
Trump’la Amerikan dış politikasının fabrika ayarlarına dönmek istediğinden bahsedebiliriz.
Trump Ortadoğu’da bir enkaz devralıyor ve ne yapacağını kimse kesin tahmin etmiyor.
Ortadoğu’ya düzen vermekten vazgeçer mi?
Seçim boyunca mesajları o yöndeydi!
Irak ve Afganistan savaşlarını sorguladı yine de ne yapacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Ancak şunu tahmin etmek zor değil; yeni krizler oluşturup onun kaosunda at koşturmayacak..!
Mevcut krizlere çıkarları çerçevesinde çerçevesi çizilmiş hamleler bekleyebiliriz.
Doğrudan bir müdahaleden hiç bahsetmedi ve Irak örneğinde olduğu gibi bir müdahaleye mesafeli olduğunu her seferinde tekrarladı. Dolayısıyla hiçbir yerde kara güçleriyle doğrudan bir müdahaleyi kimse beklemiyor. Obama’da olduğu gibi vekiller üzerinden müdahale stratejisi olduğu gibi korunacağa benziyor.
Suriye’den bahsederken „Kürt güçlerinin hayranıyım“ dedi, ardından ise „Türkiye ile birlikte çalışmalarından yanayım“ dedi.
Türkiye’nin Avrasya benzeri arayışlara girmesini Obama yönetimine bağlarken „Amerika yeniden güçlü ve gücenilir bir müttefik olacak“ diyerek Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmekten sözediyor.
Rusya ile iyi ilişkiler geliştirmekten bahsediyor ve işbirliği mesajı veriyor. O kadar ki kimi Amerikan siyasi analistleri Putin’in desteğiyle seçimi kazandığını iddia ediyor.
Anlayacağınız Amerikan dış politikasında bilinmezi çok olan bir süreç bizi bekliyor.
Elbette bu bilinmez içinde önümüzü görmek çok daha zor!
Tek bildiğimiz Erdoğan Türkiye’sinin Trump zaferinden memnun gibi görünse de onlar açısından da çok bilinmezli bir süreç!
Bir diğer gerçek ise Trump’ın sert yumruğu karşısında efelenmek eskisi kadar kolay olmayacak.