
İstanbul Tabip Odası (İTO), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açlık grevindeki tutsaklara müdahale sinyali veren "Aç kalan yok, herkes her şeyi yiyor", "Gerekirse müdahale ederiz" açıklamaları ve hekimler olarak tutsakların sağlık durumunu yerinde izlemek için Adalet Bakanlığı'na yaptıkları başvuruya ilişkin odada basın toplantısı düzenledi. Toplantıya TTB Başkanı Özdemir Aktan, İTO Başkanı Prof. Dr. Taner Gören, TTB Merkez Konseyi Üyesi Osman Öztürk katıldı. TTB Başkanı Özdemir Aktan, açlık grevlerinin 40'ıncı günden itibaren eylemcilerde kalıcı hasarlar oluşturacağını 60 günden sonra da ölümlere yol açacağını ifade ederek, şu anda 50'nci(dün) gününe gelen açlık grevlerinin çok kritik bir noktada olduğunu söyledi.
Müdahaleye hekimleri alet etmeyin
Aktan, cezaevlerine girerek açlık grevi sürecini izlemek için Adalet Bakanlığı'na defalarca başvuruda bulunduklarını; ancak hala bir yanıt verilmediğini belirtti.
Bu süreçlerde hekimlere önemli görevler düştüğünü ifade eden Aktan, "Bu kişilerin hasta olarak algılanması ve minimum ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Su, tuz, şeker, yeterli miktarda B1 vitamininin uygun dozda ve zamanında verilmesi önemlidir" dedi. Hekimler olarak eylemcilerin açlık grevine devam etmesi ya da sonlandırılması yönünde bir etkilerinin olamayacağını; ancak sağlık durumlarını yakından izleyip sağlık açısından olabileceklerin hepsini anlatmayı, minimum ihtiyaçlarını saptayabileceklerini söyledi. Hükümetin tavrını endişe verici bulduklarını söyleyen Aktan, kişilerin bunun bilinçli tercih ettiği için müdahalelerle vazgeçirilemeyeceğini belirterek, üstelik de buna hekimleri alet etmenin doğru olmadığının altını çizdi.
Adalet sistemi sınıfta kaldı
Aktan'ın ardından söz alan İTO Başkanı Prof. Dr. Taner Gören, Dünya Tabipleri Birliği'nin Tokyo ve Malta bildirgelerini hatırlatarak, hekimler olarak açlık grevindekileri bilgilendirme görevlerinin olduğunu söyledi. 1996 ve 2000'de olumsuzlukların yaşanarak öğrenildiğini, B1 kullanılmaması halinde ölüm olmasa bile Wernicke Korsakoff ve hafıza kaybı gibi nörolojik sakatlıkların olabileceğine dikkat çekti. 2000'de cezaevlerine girebildiklerini; ancak şu anki süreçte bunu da yapamadıkları belirten Gören, "Bu süreçlerde ülkelerin adalet sistemi aslında demokrasi sınavıdır. Bu sınavda adalet sistemi sınıfta kaldı. Önceki acı tecrübeleri yaşamamak için hekim olarak müdahil olmak istiyoruz. Bu süreç doğru yönetilmeli ve bir an önce sonlandırılması için çalışılmalıdır. Başbakan'ın aşırı sert tutumu ve sözleri nedeniyle bu açlık grevlerine gerektiği gibi yaklaşım sergilenmeyeceği izlenimi aldık" diye konuştu.
Daha sonra Dr. Osman Öztürk basın açıklamasını okudu. Öztürk, hiç kimsenin yaşamına zarar gelmemesini öncelikle hekimler olarak kendilerinin istediğini belirterek, "Ancak, hiç kimse hekimleri meslek etiğine aykırı davranmaya ve sorunu hekimler üzerinden çözmeye çalışmamalıdır" uyarısında bulundu. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özdemir Aktan, şu anda cezaevlerinde nasıl bir tedavi uygulandığını, sayılarını ve sağlık durumlarını bilmediklerini aktardı. Yeterli B1 vitamini alınmadıysa 50 günden sonra da ölümlerin başlayabileceği uyarısında bulunan Aktan, tutsakların yeterli desteği almadığına yönelik haberler geldiğini de hatırlattı.
DİHA/İSTANBUL
Adım atın
Kürt illerindeki Barolar, hükümeti diyaloğa açık olmaya ve ölümler yaşanmadan adım atmaya çağırdı.
Van Barosu öncülüğünde ÇHD, İHD ve TTB'nin desteğiyle gerçekleştirilen "Açlık Grevi Çalıştayı"nın sonuç bildirgesi açıklandı. Van'da önceki gün gerçekleştirilen çalıştaya, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak, Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Dersim ve Van Baroları ile Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İHD Genel Merkezi bölge temsilcileri katıldı. Açlık grevinde 50'inci günlere girildiğini belirten Van Barosu Başkanı Murat Timur, "Bu süre ölüm ve kalıcı fiziksel hastalıkların meydana gelmesi açısından son derece kritik bir aşamanın göstergesidir" dedi. Hükümeti sorumluluğa ve adım atmaya çağıran Timur, taleplerinin yeraldığı sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede yer alan maddeler şöyle:
- Eyleme gerekçe olarak gösterilen hususların ve eylemi sonlandırmak için beyan edilen taleplerin demokratik zeminlerde konuşulabilir ve tartışılabilir talepler olduğu kanaatindeyiz. Bu amaçla diyolag geliştirmeye çalışan siyasetçiler, hukukçuklar, insan hakları savunucuları ve müzakere heyetleri geri çevrilmeden vazgeçilmelidir.
- Eylemciler şu an içinde bulundukları sağlık durumu açık ve yakın ölüm tehlikesi barındırmaktadır. Yükümlülük oluşturan uluslararası belgeler bu gibi eylemlerin bağımsız hekimler tarafından tıbbi açıdan izlenebilir olmasını zorunlu kılmaktadır. TTB'nin bu yöndeki talepleri henüz cevaplandırılmamış veya geri çevrilmiştir. Adalet Bakanlığı, TTB ve yerel tabip odalarına eylemcilerin güncel sağlık durumlarını incelemek ve izlemek üzere derhal imkan tanımalıdır.
- Eylemcilerin sağlıklı ve yeterince içme suyuna, talep ettikleri oranda şeker ve tuz solüsyonları ile hekimlerce önerilen dozda B1 vitaminine erişimi düzenli olarak sağlanmalı ve bu hususun denetlenmesine izin verilmelidir.
- Eylemcilere uygulanan baskı, tehdit, zorlama ve hücrede izolasyon gibi insan onuru ile bağdaşmayan idari uygulamalara derhal son verilmelidir.
DİHA/VAN