Cezaevlerinde 12 Eylül’de başlayan ve 18 Kasım’da sona eren açlık grevine birinci grupta katılan 64 ve ikinci grupta katılan 80 kişi öncelikli olmak üzere sağlık sorunları olan tutsakların hastanede tedavi edilmesinin önemine vurgu yapan Türk Tabipler Birliği(TTB), açlık grevi eyleminin sonlandırılması ardından yaşanan sorunlara ilişkin yazılı açıklama yaptı. TTB Merkez Konseyi tarafından yapılan açıklamada, uzamış açlık sonrası tedavi ve beslenmenin önemine vurgu yapıldı. Açlık grevleri süresince hazırladıkları formlar, tedavi protokolleri ve etik ilke bildirgelerinin yanı sıra açlık grevlerinin sonlanması ile birlikte yapılacaklar konusunda ilgili kurumları bilgilendirdiklerini hatırlatan TTB, ”Uzamış açlık sonrası tedavi ve beslenmenin nasıl yapıldığı, açlık grevcilerinin sonraki yaşamında kalıcı hasarlar kalıp kalmaması açısından belirleyicidir. Bu konuda özel bir hassasiyet gösterilmesi gerekmektedir” dedi.

Uygulama kabul edilemez

Yaşanan ihlal ve sıkıntılara dikkat çekilen açıklamada şöyle denildi: “Uzun süreli açlık sonrası tedavi ve beslenmenin hastane ortamında yapılması, doğrudan katı gıdalara geçilmemesi, kelepçeli vb. yöntemler altında tedavi yapılmaması gibi tıbbi ve etik hatırlatmaları daha önce yapmış ve neredeyse tüm kurumlara elden iletmiş olmamıza rağmen, ne yazık ki başta Bolu ve Sincan olmak üzere bazı cezaevlerinde bu konulara özen gösterilmediği ve mahpusların hızla cezaevlerine yeniden gönderildikleri ya da kelepçeli olarak tedavi girişimleri olduğu bilgisi tarafımıza ulaşmaktadır” dedi.
TTB Merkez Konseyi, yaşanan sıkıntıların aşılması için Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın tıbbi ve etik değerlere uygun bir süreç takip edilmesi konusunda uygulayıcılara gerekli talimat ve uyarıları yapması istendi.

Çukurova’dan sevk olmadı

Açlık grevinin sonlanması ardından günler geçmesine rağmen bazı cezaevlerinde tutsakların tedavisi yapılmıyor. Adana’da Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevini sonlandıran tutsakların hastaneye sevk talepleri cezaevi doktoru tarafından kabul edilmiyor. Adana TUHADER Başkanı Saniye Seçkin, Çukurova bölgesindeki cezaevlerinde hastaneye sevklerin gerçekleşmediğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Açlık grevinde bulunan bütün tutsakların tetkiklerinin yapılması için hastaneye götürülmeleri gerekiyordu. İlk gün Kürkçüler’de kelepçe dayatması sonucu tutsaklar tedaviyi ve hastaneye sevki kabul etmediler. Kürkçüler’de Yılmaz Kahraman, Barış Yiğit ve Mehmet Şakir Cankur yürüme zorluğu çekiyorlar. Kahraman için cezaevi doktoru, ‘iki gün bekleyelim, sonra hastaneye sevk edelim’ demiş ama buna rağmen  sevk olmadı. Ayrıca cezaevinde diyet uzmanı olmadığı gerekçesiyle ilk üç gün diyet yemeği verilmemiş.

Aileler hastane önünde

Açlık grevi boyunca cezaevi kapılarından ayrılmayan aileler ise şimdi hastane önlerinde nöbette. Bakırköy Kadın Cezaevi ve Silivri 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde 15 Eylül ve 22 Ekim’de başlatılan açlık grevine katılan 31 tutsak İstanbul Halkalı’daki Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Çocuklarını görmeleri engellenen ve durumlarıyla ilgili sağlıklı bilgi alamayan aileler ise endişeli. Tutsaklardan Feremez Erkan’ın annesi Nafiye Erkan, “Sağlık durumu nasıldır bilmiyoruz. Görüşmek istiyorum. Bize göstermiyorlar” dedi. Açlık grevlerinin barışa kapı aralamasını isteyen anne Erkan, “Artık barış istiyorum. Biz kan istemiyoruz. Çocuklarımızın sağlığı iyi olsun istiyorum. Komşu komşuya düşman olmasın artık. Herkes için barış istiyorum” diye konuştu.
Gülbahar Aksoy’un annesi Erdehan Aksoy, “Kızım açlık grevindeydi. Bizler de çocuklarımızla birlikte açlık grevindeydik. Çocuklarımızın nerede tedavi görüldüğünü bilmiyoruz. Önce burada dediler şimdi de Gebze’deki bir hastanededir diyorlar” diyerek, sağlık durumu ile ilgili bilgi almakta güçlük çektiklerini söyledi.

‘Memleketin barışa ihtiyacı var’

Jiyan Polat’ın babası Ebubekir Polat, “Açlık grevinin bitmesi ve herhangi bir can kaybının olmaması tüm anne babaları sevindirdi. Çocukları açlık grevinde olan anne babalar her an cezaevlerinde ölüm olabilir korkusuyla yaşıyorlardı” diye konuştu. Açlık grevinin can kaybı yaşanmadan bitirilmesinin herkesi sevindirdiğini ifade eden Polat, “Bu duruma ‘ben insanım’ diyen herkes seviniyor. Bu memleketin gerçekten barışa ihtiyacı var” dedi. “Bu memleketin çocuklarının cenazeleri gelseydi insanlar mutlu olabilir miydi?” diye soran Polat, taleplerin karşılanması ile barışın geleceğini belirterek, “Barış gelirse bu memlekete zarar mı gelir? Hayır daha büyür, refaha kavuşur. Bu memleketin barışa ihtiyacı var. Gençlerimiz neden kavga etsin, neden ölsün” diye sordu.

‘Önderliğimiz de özgür olsun’

Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’a tepkisini dile getiren Evin Sarıhan’ın annesi Ayşe Sarıhan, “İyi bir yaklaşım sergilemedi. Bizler bu ülkenin vatandaşıyız; ama açlık grevindeki çocuklarımıza bu ülkenin vatandaşları gibi yaklaşılmadı” dedi. Açlık grevlerinin Kürt Halk Önderi’nin çağrısıyla sonlandığını belirten Sarıhan, “İnşallah Önderliğimizin özgürlüğünü sağlayacağız. Önderliğimiz bizim her şeyimizdir” diye belirtti.
Hanım Çelik’in annesi Emine Çelik ise şöyle konuştu: “Tüm tutsaklar bizim çocuğumuzdur, canımızdır. Ben onların mücadelesini selamlıyorum. Bizler direniş mücadelemizle başarıya ulaşacağız. Umut ediyorum bundan sonra barış ve kardeşlik olsun. Ve bundan sonra çocuklarımızın acısını görmeyelim. Tüm halklar eşit bir şekilde yaşasın. Biz hep barışı dillendiriyoruz. Önderliğimizin barış yanlısı olup açlık grevlerini bitirmesinden de çok mutluyuz. Umut ediyoruz ki Önderliğimiz de bir an önce özgür olur. Buradan İmralı’ya selamlarımı gönderiyorum” dedi.
58 gün açlık grevinde kalan Belgin Karaboğa’nın annesi Sülfünaz Karaboğa da, barış yolunu açtığı için Öcalan’a çok teşekkür ettiğini söyleyerek, “Kanımızın son damlasına kadar bizler Önderliğimizin arkasındayız. Artık bu sorunun son bulmasını ve çocuklarımızın ve Önderliğimizin özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz. Bizler barıştan yanayız. Herkesi de barış için sorumluluk almaya çağırıyoruz” diye konuştu.

‘Mücadelemizi devam edeceğiz’


Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde 68 gün açlık grevinde kalan Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavisi süren Gazeteci Tayip Temel’in annesi Narınç Temel de, açlık grevlerinin ölümle sonuçlanmadan bitmiş olmasında büyük mutluluk duyduklarını ve bundan sonrada mücadeleye devam edeceklerini belirtti: “Bu grevin bitmesine çok sevindim. Bunun sonucunda güzel şeylerin olmasını ümit ediyorum. Oğlumun hastaneye kaldırıldığını biliyorum. Amed’e gitmek istedim, ancak gitsem de görüştürülemeyeceğim, oğlumu göremeyeceğimi belirttiler. Bundan sonrada hem içerde hem de dışarıda mücadelemize devam edeceğiz.”

HABER MERKEZİ