Beden ve zihinde kalıcı hasarın oluşmaması için açlık grevindekilerin mutlaka B1 vitamini alması gerektiği konusunda uyarıda bulunan TTB Merkez Konsey Üyesi Halis Yerlikaya, “B1 vitamini alınmamışsa potansiyel olarak 40. günlerden sonra çok ciddi Wernicke-Korsakoff hastalığına neden olur” dedi.
Cezaevinde açlık grevinde bulunan tutuklularda ciddi sağlık sorunlarının baş gösterdiğine dikkat çeken TTB Merkez Konsey Üyesi Halis Yerlikaya, 1980, 1996, 2000 ve en son 2012’de cezaevlerinde açlık grevlerinin yaygınlaştığını hatırlatarak, “Ne yazık ki açlık grevine dünya literatürüne katkı yapacak kadar deneyimliyiz. İnsanın etkinlik alanı bedeniyle sınırlı olduğu koşullarda kimi politik taleplerle ya da bir takım protesto biçimi olarak dünyada da var olan bir durumdur. İnsan vücudu, bütün sistemleri üzerinde çok ciddi tahribatlar yaratma ve ölümlerle sonuçlanacak potansiyeli var” dedi.
B1 vitaminin verilmemesi
Onlarca cezaevinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdüren en 156 tutsağa B1 vitamini verilmediği, hatta bazı cezaevlerinde tuz ve şeker bile verilmediği anlaşılıyor. Açlık grevinde B1 vitaminin alınmaması durumunda insan bedeninde ve zihninde meydana gelebilecek hastalıklara dikkati çeken Yerlikaya, “B1 vitamini alınmamışsa potansiyel olarak 40. günlerden sonra bile çok ciddi Wernicke-Korsakoff hastalığına neden olur. B1 vitaminin alınmaması durumunda açlık grevlerinin başlangıç evrelerinde de sağlık üzerinde ciddi tahribat yarabilir” diye konuştu.
Açlık grevlerinde B1 vitamini dışında asgari olarak alınması gereken yaşamsal bazı maddeler olduğunun altını çizen Yerlikaya, şöyle devam etti: “Bunlardan; şeker, en az günde 5 yemek kaşığı; en az bir litre sıvı, günde bir tatlı kaşığı karbonat ve 500 miligrama denk gelecek miktarda da B1 vitaminin alınması gerekir. Türkiye’de maalesef saf B1 vitamini bulunmuyor. Türkiye’deki piyasada bulunanların içinde 250 miligrama denk gelen bir B1 vitamini var ve bunlardan günde 2 kez alındığı zaman B1 vitamini ihtiyacı karşılanmış oluyor. Bunların karşılanması gerekir.”
50 günden sonraki aşamalar
Açlık grevindeki her bireyin bünyelerine göre kritik eşiklerinin faklı olduğunu kaydeden Yerlikaya, 50 günden sonraki aşamalarda hızlı kilo kaybı, mide ve bağırsak sistemiyle ilgili sıkıntıların yanı sıra baş dönmesi ve mide bulantısının baş göstereceğini anlattı. Mide bulantısının başlamasıyla sıvı alımının zorlaşacağını vurgulayan Yerlikaya, aspirasyon denilen akciğere kusma ürünlerinin kaçması sonrasında, enfeksiyonların oluşmasında mevcut açlık greviyle azalmış olan bağışıklık sisteminin, enfeksiyonlarla mücadele etmesinde zorluk yaşadığını ve kişilerde ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabileceğini söyledi.
Eylem bitirilse bile
Açlık grevleri sonlandırılsa dahi bireylerde çeşitli rahatsızlıkların oluşabileceğine dikkat çeken Yerlikaya, şöyle konuştu: “Grev sonlandıktan sonra hekimlerin, açlık grevi eyleminde bulunanlara saf (dekrosuz) şekerli sıvıların verilememesi mutlaka B1 vitaminin içerecek şekilde bu sıvıların verilmesi gerekir. Açlık grevleri daha fazla uzarsa bir takım engellikler meydana gelebilir. Örneğin mide bağırsak sistemiyle ilgili bir sıkıntı olabilir, sinir üzerine daha önceki yıllarda B1 vitamini almayan kişilerin yatağa bağımlı hale geldikleri, tekerlekli sandalyeye bağımlı hale geldiklerini, sinir sisteminde oluşan harabiyet nedeniyle gözlerde görmeyle ilgili ciddi sıkıntılar yaşadıklarını biz biliyoruz. Bu süreçler uzadıkça enfeksiyona yatkınlık oluşabilir. Böylesi ciddi sıkıntılar yaratma potansiyeli var. Dolayısıyla bu sürenin mümkün olduğunca uzamamasında yarar var.”
Zorla müdahale edilemez
Açlık grevinin temel amacının ölüm olmadığına işaret eden Yerlikaya, “Bunun bir intihar eylemi biçimi olmadığını bildiğimiz için daha sağlıklı bir açlık grevi nasıl yapılır gibi bir tanımlamamız yok. Sonuçta biz, hekim olarak aslında açlık grevinin hekimliğin temel felsefesine aykırı bir eylem biçimi olduğunu da biliyoruz. Ama şunu da biliyoruz: Kimi protesto ya da kimi talepler üzerine gerçekleşen açlık grevlerinin, gerek ulusal gerek uluslararası alandaki tanımlarla, bildirgelerle, çok net tanımlandığı için hiç kimse tarafından zorla müdahale edilemez. Ancak, açlık grevindeki eylemcilerin kendi inisiyatifleriyle gerçekleşecek bir durumda son bulabilir” dedi.
Başvurulara yanıt verilmedi
Açlık grevlerinde yaşanabilecek olumsuz sonuçları kamuoyuyla paylaşılması ve bu süreç boyunca olası olumsuzlukları kamuoyuna yansıtmak için bir platform oluşturulduğunu anımsatan Yerlikaya, Diyarbakır Tabiler Odası olarak da başvuru yaptıklarını söyledi. Malta Bildirgesi’nin açlık grevindeki eylemcilerin bağımsız heyetlerce izlenmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine vurgu yaptığına işaret eden Yerlikaya, şunları ifade etti: “Bizler de olası sağlık sorunların yaşanabileceğine ve devam etmesi durumunda oluşabilecek sorunları aşmak amacıyla bir heyet oluşturduk. Açlık grevindekilerin sağlık kontrollerini yapmak amacıyla cezaevi savcısıyla görüştük. Ancak talebimizi Adalet Bakanlığına ileteceğini söyleyen savcılık henüz bize dönüş yapmadı. Bu konunun takipçisi olacağız.”