
Tüm savaşların en ağır faturasını kadınlar ödemiştir ve ödemeye devam ediyor. Çünkü savaşlar erkek egemen zihniyetin ürünüdür ve savaşlarda erkek kendi zihniyetini yaşatmak için daha ağır saldırır. Söz konusu Türkiye olunca bu durum kendini çok daha somut hissettiriyor.
Tekçi ulus devlet yapısını Türk olmak, Sünni olmak ve erkek olmak ile bütünleştirmiş hatta artık faşizme bürünmüş olan Türkiye'de tüm halklar, bu dar çembere sığdırılmaya zorlanmış ve sonuç olarak da iki durum ortaya çıkmıştır: Ağır saldırılar, asimilasyonlar sonucu çemberin içine girmeyi kabul edenler ve çemberi reddedip kırmayı seçenler... Tarihin her günü, çembere karşı mücadele edenlere dönük kirli politikalara tanıktır. Bu ateşten çembere karşı direnenlerin başında da Kürtler ve kadınlar gelmektedir ve bu yüzden en ağır saldırıları yaşayanlar da onlardır.
Kadının özgür olmadığı bir toplumda özgürlüğün olmayacağı gerçekliğine karşılık AKP zihniyeti, "Kadın köle, erkek de egemen olmadan bu iktidar yürümez" düşüncesi ile kendini var etmeye çalışıyor. Bunun sağlanması adına her yolun AKP ve Erdoğan rejimi tarafından mübah sayıldığını 14 yıl boyunca gördük. AKP'lilerin her platformda kadına yönelik cinsiyetçi yaklaşımları, kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin artması ile kendini gösteriyor her gün. Kadın özgürlük mücadelesi ve kazanımları ise saldırılarının odağında. Çünkü tam da bu cinsiyetçi kadın düşmanı politikalara karşı kadın özgürlük mücadelesi vazgeçmeden yoluna devam ediyor.
Bu zihniyetin iktidarı boyunca kadınlardan bahsederken sarf ettiği birkaç cümleyi art arda dizmek bile anlamak için yeterli olabilir:
* “Kadınlara bir şey verilmemeli. Kadınlar kendi gayretleriyle bunu elde etmeliler. Kadın hak etmeli. Ak Parti’de kadın kontenjanını artırmaya çalışıyoruz ama bunu hak etmesi lazım. Erkek nasıl hak ediyorsa, mücadele ediyorsa, siyaseten bir yere gelmeye çalışıyorsa kadının da hak etmesi gerektiğini düşünüyorum.”
* "Kadına şiddet abartılıyor."
* "Evdeki işler yetmiyor mu?"
* "İşsizlik oranı niye artıyor, biliyor musunuz? Çünkü kriz dönemlerinde daha çok iş aranıyor. Özellikle kadınlar arasında kriz döneminde işgücüne katılım oranı daha artıyor."
* "Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır"
* "Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem."
* "Kızlarımız okuyor ama bu sefer de erkeklerimizi evlendirecek kız bulamıyoruz."
* "Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar."
* "Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum."
* "Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın."
Fikri de, zikri de...
Her fırsatta kadın özgürlüğüne, kimliğine, emeğine, bedenine saldıran AKP zihniyetinin birkaç yansımasıdır yukarıdakiler ve pratikte uygulananlara baktığımızda durum gittikçe vahimleşiyor. Özellikle son bir yıldır Kürdistan'da yürüttüğü kirli savaşta AKP, fikrini de zikrini de apaçık ortaya koymuştur. Kadını bedenden ibaret görüp teşhir etmekle mücadeleden vazgeçireceğini düşünüyor. Bu yüzden de birçok Kürt kadınına katledildikten sonra işkence edildi ve çırılçıplak bir şekilde teşhir edildiler. Bunun yanı sıra, günlerce sokak ortasında bekletilen Taybet Ana'ya tanıklık ettik. Tüm bunlarla kadınlara mesajlar verildi aslında.
Kayyumların ilk hedefi kadınlar
Kürt halkının oylarıyla seçilen belediyelere kayyum atanması süreci ardından da aynı zihniyetin yansıması olan kadına yönelik saldırılarla karşılaştık. Çoğu kadın belediye eşbaşkanları, peş peşe görevlerinden uzaklaştırıldı, tutuklandı. Yakıp yıktıkları, duvarlarını cinsiyetçi sloganlarla doldurdukları kentlerde, ahlaksızlığı bir kez de belediye gaspıyla sergiliyorlardı. Kayyumların hedefi, kadın iradesini hiçleştirmekti.
Daha önce büyük çabalarla Siyasi Partiler Kanunu'na eşbaşkanlık sisteminin girmesini sağlamış kadın özgürlük mücadelesi, Kürdistan'daki belediyelerde de fiili eşbaşkanlık sistemi kurmuş; bununla da yetinmemiş, bütün belediyelerde Kadın Politikaları Birimleri oluşturmuştu. Yine birçok kentin mahallelerinde kadın meclisleri, çalışmalarını sürdürüyordu. İşte kayyum saldırısı, en çok bu alanları hedef aldı.
Aşağıda sadece seçim bölgem olan Van'daki belediyelerde kayyum atanan belediyelerin yaptığı kadın çalışmalarını sıralayacağım. Bu çalışmaların tamamı, kayyumlar tarafından engellendi.
Kayyum atanan DBP'li Van/İpekyolu Belediyesi:
* İpekyolu Belediyesi, birine 18 Eylül 2014'te, 2010 yılında ailesiyle birlikte piknik yaparken askeri poligondan açılan ateş sonucu yaşamını yitiren 16 yaşındaki Canan Saldık'ın; diğerine Mahabad'da istihbarat elemanlarının tecavüzünden kaçarken otelin 4. katından atlayarak yaşamını yitiren Kürt kadını Ferînaz Xosrawanî'nin isminin verildiği iki park ile 'Şengal Kadın Parkı'nı inşa etti.
* Berîvan Kültür Sanat Merkezi açıldı. 300 kişilik tiyatro salonu, sergi salonu ve dersliklerden oluşan merkezde 9-15 yaş arası çocuklara bağlama, gitar, piyano, tiyatro, dil, seramik gibi 9 alanda kurslar verildi.
* Meme ve rahim ağzı kanseri, tüberküloz, cinsel haklar ve üreme hakları gibi başlıklarda birçok mahallede eğitim çalışmaları düzenlendi.
* Belediyenin Kadın Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde Eğitim ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Birimleri kuruldu.
* Yaklaşık 100 kadın esnafa iş imkanı sunan DAKA ve KOSGEP çalışmaları yürütüldü. Maya Kadın Yaşam Merkezi, BİKAD-KOOP, Rojîn Kadın Yaşam Merkezi, Erciş ve Edremit Kadın Müdürlüklerinin de içinde yer aldığı bir projeyle Kadın Emeği Pazarı açıldı.
* Kadın Emeği Pazarı'nda çalışacak kadınlara girişimcilik kursu verildi.
* Belediyeye bağlı Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nün ortak çalışmasıyla 'Her Perşembe EKO-JIN Alışveriş Günleri' organize edildi.
Kayyum atanan DBP'li Van/Edremit Belediyesi:
* 2013'te bölgenin en büyük kadın parkının yapımına başlandı.
* Edremit Belediyesi ile Bostaniçi Kadın Destek Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi arasında, kooperatifin geliştirilmesi, korunması ve işbirliği sağlanması için protokol imzalandı.
* 2015'te eşbaşkanlar Sevil Rojbîn Çetin ve Abdulkerim Sayan, 'Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı Sözleşmesi'ni imzaladı.
* 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü'nde mahallelerde etkinlikler gerçekleştirildi.
* İş-Kur'un da desteğiyle Emin Paşa Mahallesi'nde 1 Haziran'da açılan kursta 40 kadın kursiyer eğitim gördü.
* Çiçekli Mahallesi'nde kilim dokuma atölyeleri ve meslek edindirme kursları açıldı.
* 3 Mart 2016'da Silopi'de katledilen ve cenazesi günlerce sokakta kalan Taybet İnan'ın adı verilen bir kreş açıldı.
* Edremit Belediyesi Eğitim Destek Evi'nde girişimcilik eğitimi ile kadınlara KOSGEB onaylı sertifika verildi.
* Kadın Politikaları Müdürlüğü bünyesinde hazırlanan 'Dara Jiyanê' projesi kapsamında Elmalık Mahallesi'nde bulunan 9 bin metrekare alanda 3 kadın çiftçiye tahsis edilen alanda sebze ve meyve üretimine başlandı.
Kayyum atanan DBP'li Erciş Belediyesi:
* Birçok mahallede Halk Tandır Evi açıldı.
* Ronahî Kültür ve Sanat Evi kuruldu.
* Kadınlar tarafından bez bebek üretimi yapılan, 45 kadının istihdam imkanı bulduğu, biri Sûlî (Yeşilova), diğeri Yukarı TOKİ Mahallesi'nde olmak üzere iki şubeli Bûka Baranê Kadın Atölyesi açıldı.
* Erciş'te ilk defa kadın zabıta görevlendirildi.
* Gökkuşağı Kadın Kooperatifi kuruldu ve çalışmalarına başladı. İlk çalışması, 22 Temmuz 2016'da köylerde başlatılan 'Destdar' isimli mandıra projesi oldu.
* Kadın Meclisi'nden çıkan 'eşit temsiliyet' kararı uygulanmaya başlandı.
* Sur'da katledilen 12 yaşındaki Helin Şen'in adının verildiği bir kreş açıldı.
* Daha önce 2 olan belediyedeki kadın çalışan sayısı, bir yılda 32'ye çıkarıldı.
* Kadın Yaşam Merkezi ve kadın dinlenme alanları düzenlendi.
* Belediye tarafından kurulan Emrah ile Selvi çay bahçelerindeki iş yerleri, kadınlara devredildi.
Kayyum atanan DBP'li Özalp Belediyesi:
* Barış Parkı içinde 'Yöresel Yemekler Mutfağı' kurularak işletmesi kadınlara devredildi.
* İlçedeki sert hava koşullarına rağmen birçok kadın elbirliğiyle organik çilek tarlası kurdu ve 12 dönümlük araziye sarımsak ekti.
* 500 metrekarelik bir başka alanda kadınların emeğiyle meyve ve sebze serası kuruldu.
Bez bebek atölyesi bile kapatıldı
İşte Kürtlerin iradesinin tanınmadığı, kadın renginin yok edilmek istendiği Kürdistan'da bu örnekler, tekçi faşist zihniyetin kabusudur. Kayyum atanan belediyelerde ilk iş olarak Kadın Politikaları Birimlerinin kapatılması veya başka bir birime bağlanması, bu yaklaşımı açıkça gözler önüne seriyor. Yukarıda saydığımız çalışmalar, halka zararlı mıdır? Onların engellenmesinde halkın, kamu düzeninin nasıl bir çıkarı olabilir? Kadın emeğiyle var edilen 'bez bebek atölyesi' bile kapatıldı, bu sömürgecilikten başka hangi analitik formülle açıklanabilir?
Rojava'da kadın devrimini IŞİD gibi bir barbar tecavüz ordusuyla boğmak isteyen Erdoğan rejimi, kadınların kaçırılmasına, pazarlarda satılmasına, tecavüze uğramasına verdiği her türlü askeri, lojistik yardımın gereğini, Kuzey Kürdistan'da gerçekleştiriyor. Çünkü kadınların özgürlük mücadelesi, Rojava'da IŞİD'i ve Erdoğan zihniyetini karanlığa gömdü. Şimdi KHK'lerle yönetilen ülkedeki kayyum saldırısı da, korkunun pençesine düşmüş ve daha fazla saldıran faşist rejimin kendini kurtarma çabasından başka bir şey değil.
Kadına yönelik saldırıların da bu süreçte artarak devam edeceğini tahmin etmek mümkün. Çöküntüye giren faşist rejim, kendini kurtarmak adına daha fazla saldıracak. Bu yüzden demokrasi güçlerinin ve başta da kadınların, tek bir adım geri atmadan ilerlemesi gerekiyor.
* HDP Van Milletvekili