Ermeni Soykırımının tarihteki yerinin yanı sıra edebiyatta ve Ermeni kuram kitaplarında izini sürmek mümkün. Soykırım kategorisi altında konumlandırabileceğimiz bu kitaplar genelde 4-5 büyük ve cesaretli yayınevi tarafından yayınlanmış durumda. Bu yayınevlerinden birisi Belge Yayınları. İletişim Yayınları ve Yetvart Tomasyan’ın kurucusu olduğu Aras Yayıncılık‘tan çıkan kitapların büyük bir çoğunluğu tanıklık ve anlatı alt kategorisinde bulunuyor.



11 Nisan Anıtı

Teotik’in yayınlanmış olduğu 1915’te öldürülen aydınların kısa hayat hikâyelerinin bulunduğu “11 Nisan Anıtı” kitabını okuduğunuzda gerçekten çok etkileniyorsunuz. Kitapta öldürülen aydınların entelijans seviyesini gördüğünüzde 1800’lerin sonlarında, 1900’ün başlarında bu insanların gidip Amerika’da, Avrupa’nın çeşitli üniversitelerinden mezun olmalarını, sahip oldukları vizyonu görmek açısından çok önemli. Kitabın bir diğer özelliği ise bir sayfası Türkçe, yan sayfasının ise Ermenice olması. Ermenice’yi unutan okurlar için bilingual olması değerli bir ayrıntı.



Türkiye ve Ermeni Hayaleti 

Laure Marchand ve Guillaume Perrier tarafından yazılan “Türkiye ve Ermeni Hayaleti”, 2014 yılında İletişim Yayınları’ndan Renan Akman çevirisi ile çıktı. Laure Marchand ile Fransız konsolosluğunda kitabın tanıtım toplantısında tanışma fırsatım olmuştu. Gerçekten kaçırılmaması gereken bir kitap. 

Türkiye ve Ermeni Hayaleti –Soykırımın İzinde Adımlar– kitabının önsözünü ise Taner Akçam yazmış. Kitabın başında yer alan Raymond Kevorkian’ın izni ile basılmış 1915 Ermeni Soykırımının haritası ise çok etkileyici. İstanbul, Ankara, Kastamonu ve daha bir çok şehirden başlayıp Dêra Zor ve Kerkük’te sonlanan ölüm yolculuğunun hangi şehirden başlayıp, hangi şehirde sonlandığını gösteriyor.



Kêvorkian‘dan Ermeni Soykırımı

Raymond Kêvorkian, yıllar süren araştırmalara dayanan büyük eseri Ermeni Soykırımı’nda bu konuda yapılmış en geniş kapsamlı incelemeyi sunuyor.

Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı bölgelere, sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarına dair ayrıntılı bir döküm ortaya koyan Kêvorkian, farklı arşivlerdeki belgelerin ve yayımlanmış araştırmaların yanı sıra, çeşitli yazışma, hatırat, konsolosluk raporu, telgraf, gazete haberi ve tanıklığa dayanarak, tehcir güzergâhlarını, kıyımların gerçekleştiği vadilere kadar olayların yaşandığı alanları, katliamların nasıl organize edildiğini tek tek anlatıyor. 1915’te neler olduğunu son derece canlı biçimde gözler önüne seriyor. Kitap, 19. yüzyılın sonundan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar süren safhalarını tüm yönleriyle ele alan bir başyapıt.

“...her soykırım şiddeti vakasının itaat ettiği ve onu eşsiz kılan bir iç mantık vardır. Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermeni halkının fiziksel imhasının da ayırt edici bir özelliği vardır: [Bu fiziksel imha] Jön Türklerin nihai hedefi olan Türk ulus-devletinin kurulması için gerekli bir koşul olarak düşünülmüştür. Bir başka deyişle bu iki olgu birbiriyle ayrışmaz bir şekilde bağlantılıdır: Birini es geçerek diğerini anlayamayız.”


Yıkıntılar Arasında


Yıkıntılar Arasında ise 1915’e değil ama farklı bir acılı döneme ışık tutuyor. 1909 Adana Katliamlarına. Daha önce Ermenice olarak yayınlanan kitap, yayınevi tarafından Türkçe olarak da çıkarıldı. Kitap yerle bir olmuş Ermeni mahallelerinden ve köylerinden canlı tanıklıklar barındırıyor. Kırımların ardından İstanbul Ermeni Patrikhanesi tarafından bölgeye yollanan yardım heyetinde bulunan Zabel Yesayan, harabeye dönmüş Adana’da geçirdiği üç ayın izlenimlerini, tanık olduğu ıstırap ve yıkımı aktarıyor.

“Ne bu anlatılanlar, ne o küller içinde debelenen Ermeniler, ne dehşetin sarhoşluğunu üzerinden atamamış, gözlerinde acı ve şaşkınlık okunan yetimler, ne kayıplarının acısıyla kıvranan dullar ne de kolu bacağı kesilenlerin kanlı sancılı yaraları… Bunların hiçbiri yetmez o cehennem günlerinde yaşananların karanlık ve gerçek derinliğini tam olarak kavramamıza.” 
 Zabel Yesayan



Aşiq û Maşûq

Son dönemlerin ise Ermeni Soykırımı’na değil ama edebiyatına dair muazzam bir çalışma yayımlandı: “Aşiq û Maşûq”. Aşiq û Maşûq gazeteci ve çevirmen Sarkis Seropyan’ın (1935-2015) Ermenice kaynaklardan derleyerek Türkçeye çevirdiği üç masalı bir araya getiriyor. 

19. yüzyılda Ermeni kültürel gelişiminde önemli rol oynayan etnografi ve folklor çalışmaları kapsamında Anadolu ve Kafkas coğrafyalarında köylere giderek kaynak kişilerden masal ve efsaneler derleyen Karekin Episkopos Srvantzdyants’ın yazıya döktüğü “Sare Sipane veya Siyamanto ile Xıçezare” (1884) ve Vrtanes Papazyan’ın “Lut da Lur” (1904) metinleri kayıtlara Kürt masalı olarak geçerken, Sarkis Hayguni’nin yayımladığı “Kral Lusig ve Sedev Hovig” (1900) ise Dersim’den derlenmiş ve Seropyan’ın, “Ne Kürt, ne Ermeni, ne Alevi masalları kategorisine dahil edebildim” diye andığı, anlatıcının ağzında Ermenilere özgü öğelerle bezenmiş olsa da muhtemelen ortak kültüre ait bir masal. 

Zeynep Özatalay’ın resimleri ve Hulusi Nusih Tütüncü’nün tasarımıyla renklenen kitabın başındaki sunuş yazılarıyla çalışmanın arka planı aktarılırken, metnin sonuna, masalları derleyenlerin ve çevirmenin yaşam öyküleri eklendi.
Bu kitapta bir araya getirilen masalların ortak noktaları, imkânsız aşkların yanı sıra, Anadolu, Mezopotamya ve o her şeyiyle özel Dersim coğrafyasının sesine ses katmaları, Ermeni ve Kürt halklarının yaşayışlarını ortaya koymaları.