İsviçre Gündemi
Türkiye Referandum sürecinde Avrupa’da olduğu gibi İsviçre’de de Türk ajan faaliyetleri mercek altına alındı. Birçok olay ortaya çıktı. İsviçre basını ajanlık faaliyetlerinin boyutlarının bilinenden fazla olduğunu yazdı. Referandum sonrası konu hız kesti. İsviçre belkide Türkiye’de Erdoğan’ın referandumu "kazanması" nedeniyle ortaklığının yara almamasını tercih etti. Nitekim AKP’nin bir kolu olan Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD)’in gizli toplantılarını Basel Emniyet Müdürlüğü’nde gizlice düzenleyen ve polis kimliğini kullanarak burada yaşayan Türkiyeliler hakkında bilgi aktaran Y.S’nin serbest bırakılması, Tv ve gazetelerde bu konuda çıkan haberler hakkında soruşturmaların kesiliyor gözükmesi düşündürücü.
Bu konular Erdoğan seçildi diye terk edilmemelidir. Kürt ve Türk siyasi çevreleri de işin peşini bırakmış gözüküyor. AKP’nin Avrupa ve İsviçre’deki kirli ilişkileri bundan sonra da sürecek ve hatta daha bir önem kazanacaktır. Bu nedenle Kürt-Türk siyasi çevreler, Türkiye kökenli milletvekilleri ve kurumlar böylesine önemli bir konunun takipçisi olmayı sürdürmelidirler. Eğer İsviçre stratejik ortaklığı nedeniyle bu soruşturmaları es geçiyorsa, yarın yine bu stratejik ortaklık gereği "terörle“ mücadele adı altında Kürt ve Türk sol çevrelere yönelerek kamuoyundaki algıyı tersine çevirmeyi de tercih edebilir.
DAİŞ savaşı Avrupa’ya taşıyacak
Avrupa’da düzenlenen DAİŞ saldırıları faallerinin yolu bir şekilde İsviçre’den geçiyor. İsviçre eylemlerde hem lojistik destek için kullanılıyor hem de diğer ülkelere bir geçiş alanı olarak kullanılıyor. Şu ana kadar DAİŞ’in bu ülkede eylem gerçekleştirmemiş olması da bu nedenlere bağlanıyor. DAİŞ İsviçre’nin kendisine yönelmesini ve bu konumunu bozmasını istemiyor.
İsviçre İstihbarat Dairesi (FİS) son raporunda DAİŞ’in bütün Avrupa ülkelerinde yeni saldırılar gerçekleştirebileceğini belirterek, DAİŞ saldırılarının yüksek tehdit düzeyinde ele alınmasını istedi.
Avrupa’ya yönelik terör tehdidinin ‘cihatçı örgütler’den geleceğinin belirtildiği açıklamada, teröristlerin her türlü imkanı kullanacaklarına dikkat çekilerek, Fransa’da gerçekleştirilen kilise saldırısının faillerinin Cenevre ve Zürih’den geçiş yaptıkları, Berlin’de yaşanan Noel pazarı saldırısının failinin de İsviçre’yi ziyaret ettiği hatırlatılarak, İsviçre’nin terör tehdidi tehlikesini üst düzeye çıkaracağını duyurdu.
Bu aslında DAİŞ’e karşı kılınçların çekildiği anlamına geliyor ve bu durum İsviçre’yi DAİŞ terörü tehdidi riskini arttırıyor. İsviçre bu açıklamaya kadar, kendisine bir saldırı da düzenlenmediği için bu örgüt sempatizanları yada oluşumlara karşı ciddi bir operasyona girişmiyor, onları kontrol altında tutmayı yeğliyordu. İstihbarat raporunda, sosyal medyada 500'den fazla potansiyel saldırganın tespit edildiğinin de açıklanması, İsviçre ye de Avrupa’ya yönelik tehdidin boyutlarını gözler önüne seriyor.
İstihbarat raporunun hemen ardından İsviçre Savunma Bakanı Guy Parmelin, "asıl sorun terör saldırısının olup olmayacağı değil, ne zaman olacağı“ şeklindeki açıklamaları dikkat çekti.
Özetle Ortadoğu’da sıkışan DAİŞ’in savaşı Avrupa’ya taşıyacağı kabül görüyor. Bunun için bütün ülkelerde gerekli potansiyeli de bulunuyor. Eğer Avrupa ülkeleri şimdiden gerekli önlemleri alamazlarsa, DAİŞ her an her hangi bir ülkede ses getirecek eylemlere başvurabilir.
İsviçre istihbarat raporu bu anlamda önemli bulgular taşıyor.